O “yuh”lar rüşveti hak bilenler için değilmiş!
- GİRİŞ12.06.2026 09:08
- GÜNCELLEME12.06.2026 09:08
Havva Selda Bağcan…
Bir zamanların sözde “inatçı” ve “inançlı” solcusu…
“Sivas Ellerinde Sazım Çalınır” türküsü ile meşhur olduğu için herkes onu Sivaslı zanneder ama soyu hayli karışıktır.
1948’de Muğla’da dünyaya gelen Bağcan’ın babası Selim Bağcan, Makedonya kökenli Türk bir veteriner hekim; annesi Fevziye Hanım ise Kırım Tatarı kökenli öğretmendir.
Anadolu’nun “çorak toprakları”nda yetişmiş gibi bir görüntüsü olan Selda Bağcan, aslında küçük yaşta mandolin çalmaya başlayan, gitar öğrenen, varsıl bir ailenin kızıdır ve Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi mezunu bir “Fizik Mühendisi”dir.
60’lı yıllarda “İspanyolca” şarkılarla müziğe başlayan Bağcan, buradan ekmek çıkmayacağını anlayınca daha sonra “pop folk” diye adlandırılan “Türkülere” yönelmiştir.
1971'de çıkardığı ilk 45'liği milyon satan Bağcan;
“ Gül Oya, Tatlı Dillim, Adaletin Bu mu Dünya, Nem Kaldı, Kıymayın Efendiler, Yürüyorum Dikenlerin Üstüne, Uğurlar Olsun, Denizlerin Dalgasıyım, Ah Yalan Dünya” gibi çok sayıda hit şarkıya imza attı.
12 Eylül darbesinin o çalkantılı dönemlerinde askeri rejimin “arananlar” listesine dahil olan Bağcan, üç kez cezaevine girip yaklaşık 4,5 ay içeride yattı.
1980-87 yıllarında pasaportuna el konulan sanatçı, özellikle sol partilerin ve kuruluşların düzenlediği etkinliklerde konserler verdi.
Kendisini “Protest” bir sanatçı olarak tarif eden ve hiçbir partiye üye olmayan Selda Bağcan, gerçekte ise siyasetle hep iç içeydi.
Turgut Özal’ın 1991 yılında getirdiği serbesti sayesinde “Kürtçe” şarkı söyledi.
Şair Şemsi Belli'nin yazdığı “Angara'da Anayasso” adlı şiir Selda Bağcan tarafından bestelendi ve “Hakkari Marşı” ilan edildi.
Bir röportajında, “HDP’yi takdir eden ‘şerefsiz’lerdenim” diyerek Devlet Bahçeli’ye göndermede bulunan ve kendince ironi yapan Bağcan...
26 Ağustos 1997’de Brüksel'den hareket ederek Diyarbakır'a gelmesi planlanan ve dönemin iktidarlarınca “PKK bağlantılı propaganda” aracı olarak değerlendirilen “Musa Anter Barış Treni”ne; Ahmet Türk, Ertuğrul Kürkçü, Müjdat Gezen, Şiwan Perwer ve Ciwan Haco gibi isimlerle birlikte bindi.
1999 yılında ise Ordu Valiliği, aralarında Selda Bağcan’ın da bulunduğu dört sanatçı ile iki grubun 24 kasetinin il sınırları içerisinde satışını yasakladı.
2000 yılında ise Diyarbakır’da, valilik kararıyla satışı yasaklanan ve çoğunluğu Kürtçe şarkılardan oluşan toplam 242 kasetin arasında Selda Bağcan’ınkiler de vardı.
2002 yılında, kullandığı krediye karşılık bankaya verdiği 3. kişilere ait senetlerin sahiplerinin bulunamaması üzerine hakkında “evrakta sahtecilik” ve “dolandırıcılıktan” 5 ila 16 yıl arasında ağır hapis cezası talebiyle dava açılan Bağcan’ın…
Dünyada ve eş zamanlı olarak Beyaz Türkler arasında itibar görmesi ise aynı yıl İsrailli sanatçılarla birlikte şarkı söylemesiyle başladı.
Haziran 2002’de İsrail'e giden Bağcan, Gazze’ye yönelik Siyonist soykırım sonrası;
“Birçok Arap ülkesi İsrail’in var olmaması gerektiğini düşünüyor ama biz bu devletin yok edilmesine izin vermeyeceğiz. Dünyanın her yerinden buraya toplandık ve kalmaya niyetliyiz” açıklamasında bulunan ve Yahudi bir anne- Ermeni bir babanın oğlu olarak Türkiye'den İsrail'e göç eden Siyonist Sanatçı Miki Gavirelov ile “Sen ve Ben Dünyayı Değiştireceğiz” adlı konserde düet yaptı.
Daha sonra İsrailli rock grubu “Boom Pam” ile birlikte dünyanın en önemli festivallerinde; ‘İnce İnce’, ‘Yaz Gazeteci’, ‘Yaylalar’, ‘Mehmet Emmi’ gibi şarkıları okuyarak, dünyada hit olmalarını sağladı.
Siyonistlere temas ettikten sonra, “Doğu kültüründen çıkmış, sayılı efsanevi kadınlardan biri” olan Selda Bağcan, benzer bir dönüşümü FETÖ’cülere karşı yaşadı.
FETÖ’cüler tarafından sulandırılan “Ergenekon davaları” sırasında yaşanan gözaltılara tepki gösteren ve Konyaaltı Belediyesi’nin 2009 yılında düzenlediği “Feslikan Yayla Şenlikleri”nde Deniz Baykal'a “Sizi de alacaklar ama korkuyorlar" diyen Havva Selda Bağcan…
Her ne hikmetse 17-25 Aralık ihanet sürecinin ardından FETÖ’nün paçavralarına verdiği röportajlarda;
“12 Eylül'de en azından iftira yoktu” diyerek, hapse atıldığı darbe dönemlerinin daha “özgürlükçü” olduğunu…
FETÖ’ye yönelik mücadelede sırasında yaşananların ise 12 Eylül'den daha kötü olduğunu söyledi.
“Önce askerlere, sonra gazetecilere, sonra polislere, en son da hâkim ve savcılara iftira atıldı. Yazık ya! Böyle bir şey olabilir mi? Ülkenin altını üstüne getirdiler” diyerek…
Sırf AK Parti iktidarına çamur atabilmek için aynı cümlede hem Ergenekonculara hem de onları hapse atan FETÖ’cülere sahip çıktı.
Türkiye’nin ilk sivil darbe girişimi “Gezi olaylarını” bir ihtiyaç olarak gören…
LGBTİ’li eşcinsellere bile gönülden destek olan, hatta çağırsalar “Destek konseri için giderim” diyen…
Fakat!
En özgür dönemini yaşadığı AK Parti’den ölesiye nefret eden ve oradan “gelecek hiçbir teklifi kabul etmeyeceğini” ilan eden Selda Bağcan…
Şimdi de…
“Adalet Yürüyüşü”ne katılarak destek verdiği ve omuz omuza yürüdüğü…
Uğur Mumcu’nun katledildiği yere birlikte “karanfil” bıraktığı Kemal Kılıçdaroğlu’na;
“Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Suavi, Sebahat Akkiraz, Ali Altay, Onur Akın, Gülten Benli, Grup Yorum” gibi isimlerle birlikte şarkılarını kullanmayı yasakladı.
“Mutlak butlan” kararı ile Genel Başkanlık görevine geri dönen Kılıçdaroğlu yönetimi için;
“Butlanla gelen mevcut CHP Merkezinin; sesimi, bestelerimi ve kayıtlarımı herhangi bir etkinlikte, yayında ve siyasi çalışmada kullanmasına iznim yoktur” dedi.
“Sesinin güzelliği” dışında hiçbir şeyi samimi olmayan Selda Bağcan’a ise en anlamlı tepki;
Türkiye Sanatçılar Birliği Genel Başkanı Murat Demirbaş’tan geldi.
Yıllarca Mahzuni Şerif’in “Yuh Yuh” eserini meydanlarda söyleyen ve şimdilerde ise…
Ele geçirdikleri belediyeleri talan eden, valizlerle, çantalarla, pasta ve baklava kutularıyla rüşvet alan CHP’lilerin safına geçen Selda Bağcan’a…
Usta ozanın “Rüşveti hak bilip her dakika hile / Yapıp yapıp inkar ettiysem yuh” dizelerini hatırlan Murat Demirbaş;
“Yıllarca meydanlarda, milyonların önünde bu dizelere nefes olan, haksızlığa ve talana karşı bu eseri bir bayrak gibi dalgalandıran sevgili Selda Bağcan’a en içten saygılarımızla sormak isteriz: Şimdi kime yuh diyeceksiniz? ‘Rüşveti hak bilenler’, kapalı kapılar ardında HTS kayıtlarına yansıyan pazarlıklar yapanlar, sırf sizin ‘muhalif’ cephenizde yer alıyor diye, ‘yuh’ları rafa mı kaldıracaksınız?”dedi.
Ben de yıllarca “Yaz gazeteci yaz, bizim halleri da yaz” diyen Selda Bağcan’nın, ahir ömründe içerisine düştüğü acınası hali yazayım istedim!..
Yorumlar21
-
Özgür
43 dakika önce
Şikayet Et
Hiçbir ahlaksızlığın, yolsuzluğun, hırsızlığın, yabancılardan yardım dilenmenin, ülkeyi hainlere teslim etmenin, hizmet etmemenin önemi yok. Erdoğan gitsin de ne olursa olsun. Aslında bunların hazımsızlığı İslam'ın tozuna bile tahammül edememektir. Sanki Erdoğan ülkeye İslamı getirmiş gibi kuduruyorlar. Altı üstü muhafazakar insanların sıkıntılarını demokrasi adı altında çözmeye çalıştı
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Bekir
2 saat önce
Şikayet Et
Her chp li sözde sanatçı bir gün rüşveti yolsuzluğu hırsızlığı anaplı ekremi destekleyecektir. Chp li sanatçılar chp den beslenir. Konserle semirtir. Olay tamamen duygusal
Beğen
Cevapla
Toplam 5 beğeni
-
Vatandaş
2 saat önce
Şikayet Et
Aslında CHP'NİN içine düştüğü durumun bazı olumlu yanlarını görüyoruz. özgürlükçü demokratik olduğu söylenen sanatçı yazar çizer tayfasınin İkiyüzlü halini, Çalanlara yuh yuh diyenlerin Kendi zihniyeti çalınca havaya bakıp ıslık çalarak gezmelerini gördük.daha bir sürü örnek var ama yazmaya yer yok.
Beğen
Cevapla
Toplam 6 beğeni
-
mustafa
2 saat önce
Şikayet Et
Sanatı hırsızları, yolsuzları, haramileri kollamak için kullananlardanmış yaz gazeteci yaz, yaz tarih bunu da yaz..
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Yazık
3 saat önce
Şikayet Et
Neyim? Neydim? Değil..
Ne olacam? Durumunun somutlaşmış hali..
Ahir ömürde dik durmak, karakterli olmak her kula nasip olmadığının vücud bulmuş hali..
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle