Doğu Akdeniz’den gelen ‘kemik sesleri’ ve Ankara’nın Riyad’dan yaptığı misilleme

  • GİRİŞ15.06.2026 08:58
  • GÜNCELLEME15.06.2026 08:58

Bir süre önce Ankara’da sohbet ettiğimiz üst düzey bir Türk yetkili, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin de bir tarafında yer aldığı devam eden mücadele için “En sessiz ve en sert kavga” tabirini kullanmıştı. 

Sessizliğe yapılan vurgu, kapalı kapılar arkasında yürüyen pazarlıkların/çarpışmaların kamuoylarına küçük bir kısmıyla yansımasını temsil ediyor. 

‘Sert’ ifadesi ise, perde arkasından gelen ‘kemik seslerini’ yansıtıyor. 

Kavganın tarafları arasında süreci kendi lehlerine çevirme ve bu anlamda mesafe almak için hamleler geliyor. 

Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan AK Parti Grup toplantısında bağlamı Doğu Akdeniz ve Kıbrıs olan içeriğinde sert ifadelerin bulunduğu bir açıklama yaptı. 

Şunu söyledi: 

"Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkünün hak ve hukukuna kast edilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur" 

Erdoğan’ın bu açıklamayı yaptığı sıralarda Kıbrıs Rum basınında GKRY, İsrail, Yunanistan ve ABD arasında Akdeniz Enerji Merkezi kurulması için bir anlaşma yapıldığı haberleri çıktı. 

Üç ülkenin Enerji Bakanları ile İsrail’in Washington büyükelçisi arasında imzalanan anlaşmanın, gelecekte yapılacak enerji işbirliği için ortak bir yol haritası geliştirme konusunda bir iyi niyet bildirgesi olduğu anlaşıldı. 

Erdoğan’ın bu sert sözlerinin bağlamının Türkiye ve KKTC’yi devre dışında tutmayı amaçlayan bu türden anlaşmalara karşı olduğu belli oluyor. 

Sert açıklamaların asıl muhatabı ise, taraflar arasındaki kavgada adil bir pozisyonda olması talep edilen Washington yönetimi. 

TÜRKİYE VE SUUDİ ARABİSTAN ARASINDA YAPILAN ANLAŞMA VE RİYAD’DAN GELEN MİSİLLEME… 

Doğu Akdeniz’deki ‘kapışmanın’ Kıbrıs üzerinden bir jeopolitik gerilim ürettiğine dair elimizde çok fazla veri var. 

İsrail’in Yunanistan ve Kıbrıs’lı Rumların Türkiye fobisinden yararlanmak için yaptığı girişimler… 
Fransa’nın daha fazla silah satmak için aynı korkudan yararlanması… 

Bu tehdit algısına binaen Ankara’nın Kuzey Kıbrıs’ta savaş uçakları dahil yeni askeri unsurlarla takviyeler yapması… 

Arka plandaki ‘Kemik seslerinin’ görünür alandaki bazı yansımaları da bunlar. 

Bu böyle devam ederken yukarıda sözünü ettiğim 4’lü anlaşmaya adeta nazire eden bir haberde aynı günlerde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan geldi. 

Türkiye ve Suudi Arabistan arasında iki ülke arasındaki lojistik bağlantıları güçlendirme amacı taşıyan iki ayrı mutabakat zaptı imzalandı. 

Türkiye adına Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun imzaladığı anlaşmanın tren yolu kısmıyla alakalı, hem “Hicaz Demiryolu yeniden canlanıyor”, hem de “Türkiye’den Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakacak yeni koridor” yorumları yapıldı. 

Ürdün ve Suriye ayağına yapılacak yeni hatlarla 3-4 yıl içerisinde faaliyete geçmesi hedeflenen bu proje ile petrol taşımacılığının da yapılacağı bilgisi var elimizde. 

İSRAİL BASININDAN RİYAD’DAKİ ANLAŞMAYA DÖNÜK BİR YORUM: “ERDOĞAN BÖLGESEL FELAKETİ STRATEJİK KAZANIMA DÖNÜŞTÜRDÜ”

Anadolu ajansının analiz yazısında bu proje ile birlikte Ankara’nın Doğu Akdeniz hassasiyetini anlatan kıymetli bir yazı okudum. 

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) Uluslararası Ekonomik Entegrasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Kenan Aslanlı imzalı yazıda, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan lojistik ve demir yolu mutabakatlarının bölgesel bağlantısallık ve ticaret koridorları açısından ne anlama geldiğini şu cümleler üzerinden aktaralım: 

“Türkiye bir süredir stratejik öngörü ve vizyonla Basra Körfezi, Umman Denizi, Kızıldeniz ve Akdeniz arasında adım adım yeni bir stratejik bağlantısallık mimarisi kurgulamaktadır. Bu stratejik tasarım tedarik hatlarında yaşanabilecek aksaklıklara karşı daha dirençli alternatifler oluşturmaya ve Körfez-Türkiye-Avrupa Birliği (AB) aksında kesintisiz taşımacılığı sağlamaya yöneliktir.”

Bu ‘tasarımın’ ne ifade ettiğini daha iyi anlamak adına İsrail basınında çıkan bazı haberler de burada değinebiliriz. 

Örneğin, İsrail /Yedioth Ahronoth gazetesinde çıkan bir köşe yazısında kullanılan ifadelere bakalım: 

"Türkiye ile Suudi Arabistan arasında inşa edilmesi planlanan tren hattının güzergahında tek bir İsrail şehri bile yok. Suudi Arabistan, ulaşım koridoru için bir dönem İsrail’e yaklaşmıştı ancak tercihini Türkiye ile anlaşmaktan yana kullandı." 

Aynı yazıda kullanılan ikinci bir ifade daha var o da dikkat çekici: 

"İsrail ordusu birden fazla cephede savaşırken, Erdoğan bu dönemi en iyi bildiği işi yaparak geçirdi; bölgesel felaketi, stratejik kazanca dönüştürdü."

İçeride CHP gündemini tartıştığımız şu günlerde, aynı zamanda dış politikamızı ve yakın coğrafyamızı alakadar eden ne kadar hayati konular var farkında mıyız acaba? 

Yorumlar4

  • Misafir 29 dakika önce Şikayet Et
    Çok SERT olmuş, Kudüsten sonra, Lefkoşa da gitti galiba.
    Cevapla
  • S.E 41 dakika önce Şikayet Et
    Peki CHP bu işin hangi ucundan tuttu.varmı faydası.yoksa ne gerekleri var. Boşuna maaş alıyorlar. Yazık oluyor verdiğimiz emeklerle.
    Cevapla
  • Depremzede 1 saat önce Şikayet Et
    Mehmet bey sizden bir ricam var benim gibi binlerce insan mağduriyet yaşamasın 6 Şubat depreminde evimiz orta hasarlı olarak güçlendirme yapıldı devletimizin verdiği faizsiz kredi ile evimizi güçlendirdik ve başka şehirde yaşadığımız için satmak zorunda kaldık ve evimiz güçlendi diye gerçek değerinin yarısına satıldı şimdi afad bize parayı peşin olarak geri istiyor bunu gündeme alabil
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Poyraz57 30 dakika önce Şikayet Et
    Kardesim öncelikle gecmis olsun,,, Senin devvletden aldigin para senin mi oluyor 80 milyonun parasi madem o evde yasamayacakdin yaptirmadan satsaydin ben 35 senefir calisiyorum avrupada benim bir cadirim yok milyonlarca insanin vergileri hakki var o parada yüzün kizarmiyormu buraya yazarken
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat