S-400 satışı kayıp olmaz

  • GİRİŞ12.07.2026 09:19
  • GÜNCELLEME12.07.2026 09:19

S-400 sistemleri yeniden gündemde. Bu kez tartışma sistemin neden alındığı değil satılması üzerinden yürüyor. İlk tepki ise tahmin edilebilir:

"Madem satacaktık, neden milyarlarca dolar ödedik?"

Uluslararası ilişkiler günlük siyasi tartışmalar gibi işlemez. Devletler sabit fikirlerle değil, değişen şartlara göre hareket eder. Dün doğru olan bir karar, bugün değişen jeopolitik dengeler nedeniyle farklı bir sonuca dönüşebilir. Bu tutarsızlık değil, stratejidir. S-400 dosyasına da tam olarak böyle bakmak gerekiyor.

O GÜN TÜRKİYE'NİN BAŞKA SEÇENEĞİ YOKTU

2019 yılının şartlarını bugünün gözlüğüyle değerlendirmek hata olur. Türkiye aynı anda hem DEAŞ hem de PKK/YPG tehdidiyle karşı karşıyaydı. Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeler doğrudan milli güvenliği ilgilendiriyordu. Buna rağmen Türkiye'nin yıllardır talep ettiği Patriot sistemi ya verilmedi ya da teknoloji transferi talepleri kabul edilmedi.

Ankara açısından mesele yalnızca hava savunması değildi. Asıl mesele, savunma konusunda tamamen dışa bağımlı kalıp kalmayacağıydı.

S-400 kararı bu nedenle askeri olduğu kadar siyasi bir karardı.

Türkiye o gün Batı'ya şu mesajı verdi:

"Eğer güvenlik ihtiyaçlarımız karşılanmazsa başka seçenekler üretiriz."

Bu mesaj sadece Washington'a değil, bütün dünyaya verilmişti.

BUGÜN TÜRKİYE AYNI NOKTADA DEĞİL

Aradan geçen yıllarda tablo tamamen değişti.

Türkiye artık hava savunmasını yalnızca dışarıdan satın alan bir ülke değil. HİSAR geliştirildi. SİPER envantere girmeye başladı. Çelik Kubbe projesi adım adım şekilleniyor.

Milli radar sistemleri, elektronik harp kabiliyetleri ve uzun menzilli füze projeleri önemli bir seviyeye ulaştı.

KAAN, KIZILELMA ve insansız savaş uçakları gibi projeler de savunma mimarisini tamamen değiştiriyor.

Yani 2019'da dışarıdan alınması zorunlu görülen birçok kabiliyet bugün yerli sistemlerle karşılanmaya başlıyor.

S-400 artık güvenlik açığını kapatan tek seçenek değil.

Elindeki seçeneklerden biri.

Bu da sistemi askeri bir zorunluluktan diplomatik bir pazarlık unsuruna dönüştürüyor.

RUSYA İLE İLİŞKİLER SADECE S-400'DEN İBARET DEĞİL

Peki ya Moskova?

En çok sorulan sorulardan biri bu.

S-400'lerin üçüncü bir ülkeye devredilmesi ya da farklı bir formülle envanterden çıkarılması Rusya ile ilişkileri bozar mı?

Bu sorunun cevabı da bugünün jeopolitiğinde aranmalı.

Türkiye ile Rusya arasındaki ilişki tek bir savunma sistemi üzerine kurulu değil.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali iki ülkenin yürüttüğü en büyük enerji projelerinden biri.

TürkAkım, Rus doğal gazının Avrupa'ya ulaşmasında kritik rol oynuyor.

Karadeniz'de denge siyaseti, enerji ticareti, turizm, tarım ve bölgesel krizlerde yürütülen diplomasi iki ülkeyi birbirine bağlayan çok daha büyük başlıklar oluşturuyor.

Üstelik Moskova da Türkiye'nin artık kendi savunma sanayisini kuran bir ülke olduğunu görüyor.

Dolayısıyla mesele "S-400 satıldı, ilişkiler bitti" kadar basit değil.

Eğer süreç karşılıklı mutabakatla ve Rusya'nın da çıkarlarını gözeten bir formülle yürütülürse, Moskova'nın yüz milyarlarca dolarlık stratejik ilişkiyi tek bir sistem üzerinden riske atması rasyonel görünmüyor.

SATMAK GERİ ADIM DEĞİL, YENİ BİR HAMLE OLABİLİR

S-400'lerin satılması ya da başka bir modele dönüştürülmesi bazı çevreler tarafından geri adım olarak yorumlanabilir.

Oysa mesele tam tersine okunabilir.

Türkiye bu sistemi aldığı gün kendi dış politika bağımsızlığını gösterdi.

Bugün aynı sistemi diplomatik bir koz olarak kullanabiliyorsa, bunun nedeni geçen yıllarda savunma sanayisinde kat ettiği mesafedir.

Üstelik bu hamlenin sağlayabileceği kazançlar da küçümsenmemeli.

CAATSA yaptırımlarının kalkması,

F-35 programındaki hakların yeniden gündeme gelmesi,

KAAN başta olmak üzere milli projelerde Batı teknolojisine erişimin kolaylaşması,

NATO içindeki teknik uyumun güçlenmesi,

Türkiye'nin elini yeni pazarlıklarda daha da rahatlatabilir.

Önemli olan silahın kendisi değil, o silahın ülkeye hangi dönemde ne kazandırdığıdır.

2019'da S-400 almak Türkiye'nin güvenlik ihtiyacına ve bağımsızlık arayışına cevaptı.

Uluslararası siyasette başarı, aynı yerde ısrar etmekle değil, değişen şartları doğru okuyup zamanı geldiğinde yeni hamleyi yapabilmekle ölçülür.

Yorumlar8

  • Biri 22 dakika önce Şikayet Et
    Satılmamalı
    Cevapla
  • Fat 30 dakika önce Şikayet Et
    Nahcivana koyulsun Azerbaycan satılsın
    Cevapla
  • Burhan 52 dakika önce Şikayet Et
    Bence satılmamalı. NATO Türkiye için kılını kıpırdatmaz. Bir savaş durumunda NATO dan farklı silahlara sahip olmak da bir avantaj. Hele S400 gibi bir savunma sistemi çok büyük fark oluşturabilir.
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • Realite 52 dakika önce Şikayet Et
    Yanlış bilmiyorsak,Yunan tarafında Rus yapımı hava sistemleri mevcut ,Peki Turkiyede olması neden ve kimleri rahatsız ediyor diye düşünmekte fayda yok mu?Hava savunma sistemi bir ülkenin savaş anında hayat memat meselesidir.Bilirdiniz ki savaş anlık çıkar geliyorum demez geldim der.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Mehmet 56 dakika önce Şikayet Et
    Tabiki devlet makamları bu fertlerden daha düşünür ama s400 ler elimizdeki büyük kozlardan birtanesi bunları bizim kontrolümüz altında veya bize kardeşliğini her fırsatta ispatlamış ülkelere satılabilir. BAE leri her fırsatta arakamızdan vurmaya hazır ve nazır gibi gözüküyor neden bile bile lades diyelim
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat