15 Temmuz'un 10. Yılında: İhaneti Unutmadık, Unutturmayacağız

  • GİRİŞ15.07.2026 09:28
  • GÜNCELLEME15.07.2026 09:28

Bugün 15 Temmuz'un üzerinden tam on yıl geçti. Takvimler 2026 yılını gösterirken, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık gecelerinden birini yeniden hatırlıyoruz. Aradan geçen zaman, o gecenin acılarını hafifletmediği gibi, yaşananların büyüklüğünü de küçültmedi. Çünkü 15 Temmuz sıradan bir darbe girişimi değildi. 15 Temmuz; devletin damarlarına sızmış, milletin imkânlarıyla büyümüş, yıllarca kendisini gizlemiş bir ihanet şebekesinin doğrudan doğruya Türk milletine savaş açtığı gündü.

O gece tanklar sadece caddelere çıkmadı. O gece uçaklar sadece bombalar bırakmadı. O gece kurşunlar sadece insanları hedef almadı. O gece hedef alınan şey, Türkiye'nin bağımsızlığı, demokrasisi, milli iradesi ve devletin bekasıydı.

Bugün bazı çevreler geçmişi unutturmaya, yaşananları sıradanlaştırmaya veya farklı siyasi hesaplarla sulandırmaya çalışıyor olabilir. Ancak gerçekler değişmez. Gerçek şudur: Fetullahçı Terör Örgütü, Türkiye Cumhuriyeti devletini ele geçirmek için yıllarca sistemli bir şekilde çalışmış, kritik kurumlara sızmış ve nihayetinde 15 Temmuz gecesi kanlı bir darbe girişimiyle nihai hamlesini yapmıştır.

Bu nedenle bizim durduğumuz yer dün neyse bugün de aynıdır.

Dün FETÖ'ye karşıydık.

Bugün de FETÖ'ye karşıyız.

Yarın da FETÖ'ye karşı olmaya devam edeceğiz.

Çünkü mesele siyasi tercihlerden daha büyüktür. Mesele bir devletin varlığı ve bir milletin geleceğidir.

15 Temmuz gecesi yaşananlar, Türkiye'nin yakın tarihindeki en ağır güvenlik krizlerinden biridir. Kendi milletinin vergileriyle alınan silahların yine bu millete doğrultulması, devletin üniformasını taşıyan bazı unsurların milletin üzerine ateş açması, ülkenin kalbinin savaş uçaklarıyla bombalanması tarihe kara bir leke olarak geçmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmıştır.

Cumhurbaşkanlığı hedef alınmıştır.

Emniyet teşkilatı vurulmuştur.

Özel harekât merkezleri bombalanmıştır.

Sokaklara çıkan siviller katledilmiştir.

Bütün bunlar yaşanırken darbecilerin amacı açıktı: Milli iradeyi ortadan kaldırmak ve Türkiye'yi vesayet altında yönetilecek bir ülkeye dönüştürmek.

Ancak hesap etmedikleri bir şey vardı.

Türk milleti.

O gece milyonlarca insan siyasi görüşünü, yaşam tarzını, ideolojik farklılıklarını bir kenara bırakarak aynı safta buluştu. Çünkü mesele herhangi bir siyasi partinin meselesi değildi. Mesele doğrudan doğruya Türkiye'nin meselesiydi.

Tankların önüne çıkan insanlar bunu bir siyasi kazanç için yapmadılar.

Kurşunların karşısına dikilen insanlar bunu bir makam için yapmadılar.

Şehit olanlar bunu bir çıkar hesabıyla yapmadılar.

Onlar, ülkelerinin işgal edilmesine izin vermemek için meydanlara çıktılar.

Bu yüzden 15 Temmuz'u anlamak isteyenler öncelikle milletin gösterdiği direnci anlamalıdır.

Bugün bazı kesimler örgütün geçmişteki faaliyetlerini meşrulaştırmaya çalışan söylemler geliştirebiliyor. Oysa Türkiye onlarca yıl boyunca bu yapının oluşturduğu tahribatla mücadele etmek zorunda kaldı. Eğitimden yargıya, emniyetten bürokrasiye kadar birçok alanda kurulan örgütsel ağlar devletin işleyişine ciddi zarar verdi.

Bu gerçekleri görmezden gelmek, yalnızca geçmişe değil geleceğe de ihanet etmektir.

Çünkü tarihten ders çıkarmayan toplumlar aynı tehditlerle yeniden karşılaşırlar.

Bugün yapılması gereken şey, hafızayı diri tutmaktır.

15 Temmuz'u unutmak değil, doğru anlamaktır.

Şehitleri yalnızca anmak değil, onların neden şehit olduklarını gelecek nesillere anlatmaktır.

Demokrasiyi yalnızca bir kavram olarak değil, bedeli ödenmiş bir değer olarak korumaktır.

FETÖ'nün yalnızca bir güvenlik sorunu olmadığını da görmek gerekir. Bu yapı aynı zamanda devlet kurumlarına sızmanın ve örgütsel sadakati devlet sadakatinin önüne koymanın nelere yol açabileceğinin somut bir örneğidir.

Bu nedenle mücadele yalnızca güvenlik boyutunda yürütülemez.

Aynı zamanda kurumsal şeffaflıkla, hukukun üstünlüğüyle, liyakatle ve güçlü devlet yapısıyla desteklenmelidir.

Türkiye'nin geleceği açısından en önemli görevlerden biri de budur.

On yıl sonra dönüp geriye baktığımızda şunu açıkça söyleyebiliriz:

15 Temmuz başarısız bir darbe girişimidir.

Ama aynı zamanda çok ağır bedeller ödenmiş bir ihanettir.

251 vatandaşımız şehit olmuş, binlerce insan yaralanmıştır.

Yüzlerce aile hayatlarının geri kalanını taşıyacakları acılarla baş başa kalmıştır.

Bu nedenle 15 Temmuz'u sadece bir tarih olarak görmek mümkün değildir.

15 Temmuz bir hafızadır.

15 Temmuz bir uyarıdır.

15 Temmuz bir ders niteliğindedir.

Ve bu ders asla unutulmamalıdır.

Bugün, ihanetin onuncu yılında bir kez daha aynı kararlılığı ifade ediyoruz:

FETÖ terör örgütüne karşı dün neredeysek bugün de aynı noktadayız.

Dün bu yapının devlet içindeki örgütlenmesine karşı çıktıysak bugün de karşı çıkıyoruz.

Dün milli iradeye yönelen tehdide karşı durduysak bugün de aynı duruşu sergiliyoruz.

Dün şehitlerimizin hatırasını savunduysak bugün de aynı sorumluluğu taşıyoruz.

Çünkü zaman geçse de gerçek değişmez.

İhanet ihanettir.

Terör terördür.

Ve devletine silah doğrultanlar hiçbir şart altında meşruiyet kazanamazlar.

Türkiye'nin geleceği; demokrasisine sahip çıkan, devletini koruyan, milli iradeyi savunan insanların omuzlarında yükselecektir.

15 Temmuz'un onuncu yılında şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz.

Ve bir kez daha yüksek sesle söylüyoruz:

Unutmadık.

Unutturmayacağız.

Milletin iradesine uzanan her elin karşısında dün olduğu gibi bugün de dimdik duracağız.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat