Atasözü deyip geçmeyelim, kökünde İslam var
- GİRİŞ18.07.2026 09:06
- GÜNCELLEME18.07.2026 09:06
Gün içinde fark etmeden ağzımızdan dökülen atasözleri var ya…
Aslında onlar sadece “laf olsun diye” söylenmiş sözler değil.
Biraz durup düşününce, çoğunun altında koca/köklü bir İslam inancı ve hukuk (fıkıh) dünyası yatıyor olduğunu görmek mümkün.
Ali Haydar Bölükbaşı’nın “Türk Atasözlerinde İslam Hukukunun İzleri ve Atasözlerinin Fıkhi Açıdan Değerlendirilmesi” adlı akademik çalışması da tam olarak bunu ortaya koyuyor.
Mesela hepimizin bildiği şu atasözleri: “Hak yerini bulur” ya da “Kul hakkı yeme!”
Bunlar kulağa basit birer nasihat gibi geliyor, ama işin aslı öyle değil. Zira bu atasözleri, İslam’ın adalet anlayışının halk diline inmiş hali.
Adam canla başla çalışıyor, elinden geleni yapıyor, işinin hakkını veriyor; sonra da “gariplikler” oluyor ve sonuç olumsuz çıkıyor! Bu durumda kendisine merak etme, “hak yerini bulur” diyoruz. Ama bugün ama yarın gerçekten de hak yerini buluyor!
Ya da devlet dairesinde çalışan bir memur. Mesai saati belli. Sabah geç geliyor, üstüne sürekli telefonda meşgul! Gün içinde de sık sık sosyal medyada geziniyor. Gelen vatandaşa “surat asık” halde! Öğle arası dışında da uzun uzun çay/kahve molaları…
“Kul hakkı yeme” denecek bir durum yani.
İslam’ın ana kaynaklarında yazan kurallar, zamanla kısa ve net cümlelere dönüşüp bizim günlük konuşmamıza karışmış, atasözü haline bürünmüş!
Düşünün, biri size emanet bir şey bıraksa ve siz ona zarar verseniz… Hemen birileri çıkar ve “Emanete hıyanet olmaz” der.
Bu atasözü, aslında doğrudan bir İslam hukuku kuralı gibi çalışır.
Aynı şekilde “Borç yiğidin kamçısıdır” dediğimizde de borcun ciddiyetini hatırlatırız. Yiğit olan yani “ne olacak canım vermesek de olur” deyip nefsine uymayan, borcunu öder!
Yani atasözlerimiz hem konuşmayı süsler hem de insanları hizaya yani nizama yani (farkında olunsun veya olunmasın) İslam ahlak ve hukuk dairesine sokar.
Tabii bu sözler sadece dinî kurallardan ibaret değil, içinde Türk örfü de var, gelenek de var. Ama özellikle Anadolu’da yaygın olan anlayış, büyük ölçüde İslam hukukuyla paralel ilerliyor.
Yani Anadolu’da İslam’a dayalı olan oldukça güçlü bir “halk hukuku” söz konusu.
Belki şunu söylemek mümkün: Ayetler ve hadislerden sonra, (ayet ve hadislere aykırı olmayan) her atasözümüz, ayet ve hadislerden ilhamla toplumda kendisine yer edinmiş durumda.
Ez cümle; atasözünü ihmal etmeye gelmez! Çünkü (Kur’an ve Sünnet’le çelişmeyen) atasının sözünü ihmal edenin, başka sözlere aldanıp imha olma riski var!
Prof. Dr. Faruk TAŞÇI / Haber7
Yorumlar1