Çiftçi için siyaset mi, çiftçi üzerinden siyaset mi?
- GİRİŞ25.07.2026 09:05
- GÜNCELLEME25.07.2026 09:05
Geçmişin Gölgesindeki Yeni Başlangıç
Siyasetin hafızası güçlüdür.
Bazen yıllar önce atılan tek bir paylaşım, yıllar sonra yeni bir siyasi hikâyenin ilk cümlesi olur.
Özgür Özel'in yeni partisini duyurduktan sonra X hesabında yaptığı değişikliğe baktım. Kapak görselinde traktörler vardı. Çiftçiler vardı. Atatürk'ün "Köylü milletin efendisidir." sözü vardı.
İlk bakışta insanın aklına tek bir soru geliyor:
Tarım üzerinden yeni bir siyasi rekabet mi doğuyor, yoksa traktör yine "çarpıcı olsun diye" mi vitrine çıkarıldı?
Bu soruyu sorduran sebep ise geçmişte yaşanan bir olay. Peki ne yaşamıştık?

2019'dan 2026'ya Değişmeyen Traktör Sembolü
Hatırlarsanız Özgür Özel 2019 yerel seçimleri öncesinde kamuoyunda büyük tartışma oluşturan "CHP'ye oy verene traktör bedava" paylaşımı yapmıştı.
Daha sonra katıldığı bir televizyon programında Özel, bunun bir vaat olmadığını, kampanya ekibinin hazırladığı bir iletişim çalışması olduğunu ve "çarpıcı olsun diye" bu şekilde paylaşıldığını ifade etmişti.
İşte tam da bu yüzden bugün yeni partinin ilk vitrininin yine traktör olması dikkat çekiyor.
Çünkü siyaset yalnızca söylediklerinizle değil, geçmişte söylediklerinizle de değerlendirilir.
Çiftçi Siyasetin Malzemesi Olmamalı
Siyasette güven, en değerli sermayedir.
Bu nedenle çiftçi üzerinden siyaset yapılabilir.
Ama çiftçi kullanılarak siyaset yapılmamalıdır.
Çünkü çiftçi, iletişim kampanyalarının deneme tahtası değildir.
Traktör ise köylümüz ve çiftçimiz için yalnızca bir tarım makinesi olmakla kalmayıp; alın terinin, emeğin, üretimin ve umudun simgesidir. Böyle bir değeri birkaç manşet atmak ya da sosyal medyada gündem olmak için kullanılacak bir reklam objesine dönüştürmek doğru değildir.
Eğer bir gün milyonlarca çiftçinin umutlarını yeşertecek kadar büyük bir slogan ortaya koyup, yıllar sonra bunu "çarpıcı olsun diye yazılmıştı" diye açıklıyorsanız, burada sorgulanması gereken yalnızca bir paylaşım değildir; siyaset yapma anlayışıdır.
Türkiye'nin üreticisi yıllardır artan maliyetlerle, finansmana erişim sorunlarıyla, kuraklıkla ve gelir belirsizliğiyle mücadele ediyor. Böyle bir ortamda tarımı yalnızca dikkat çeken sloganların malzemesi hâline getirmek, üreticinin beklentilerine de haksızlıktır.
Eleştirinin Yanında Bir Temenni de Var
Ancak bütün bu eleştirilere rağmen, meselenin bir başka yönünü de görmek gerekiyor.
Bütün bu eleştirilerime rağmen, içtenlikle umut ediyorum ki bu kez tarım yalnızca dikkat çeken bir söylem olarak kalmaz.
Yeni kurulan partinin kapak görselinde yer verdiği traktör ve çiftçi teması, samimi politikaların başlangıcı olur. Eğer bu yaklaşım, iktidarı ve muhalefeti tarım konusunda daha çok üretmeye, daha çok proje geliştirmeye sevk edecek ahlaklı ve erdemli bir rekabetin kapısını aralarsa, bundan en büyük kazancı Türk çiftçisi elde eder.
Kazanan Siyaset Değil, Türk Tarımı Olmalı
Çünkü Türkiye, son yıllarda tarım açısından oldukça zorlu bir süreçten geçiyor. Artan üretim maliyetleri, finansmana erişim sıkıntıları, iklim değişikliğinin etkileri ve küresel piyasalardaki dalgalanmalar üreticiyi her geçen gün daha fazla zorluyor. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından ABD ile İran arasındaki gerilim, jeopolitik riskler, enerji fiyatlarındaki oynaklık ve tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar tarımsal üretimin yükünü daha da artırıyor.
Bu sebepten ötürü böyle bir dönemde tarımı siyasi tartışmaların aracı değil, siyasetin öncelikli gündemlerinden biri hâline getirmek her ülke için çok daha stratejik bir gereklilik haline gelmekte.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son dönemde üreticiyi desteklemek adına önemli adımlar atıldığını biliyoruz. Destekleme ödemeleri, düşük faizli krediler, kırsal kalkınma projeleri, sulama yatırımları ve üretimi destekleyen birçok politika hayata geçirildi. Elbette sahada hâlâ çözüm bekleyen, daha iyi olması gereken işler var. Ancak bunların önemli bir bölümü yalnızca Türkiye'nin değil, küresel ekonomik şartların da bir sonucu.
Bu sebeple iktidarın da muhalefetin de daha iyi tarım politikaları üretmek için yarışması, bugün Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu rekabetlerden birisi.
Ancak bunun da bir şartı var.
Rekabet; ahlaklı olmalıdır.
Rekabet; erdemli olmalıdır.
Rekabet; tutulamayacak sözler üzerine değil, gerçekleştirilebilir projeler üzerine kurulmalıdır.
Çünkü siyasette itibar, verilen sözlerin tutulmasıyla kazanılır.
Eğer önümüzdeki dönemde partiler gerçekten çiftçinin güvenini kazanmak için yarışacak, üretimi artıracak projeler geliştirecek ve bunu dürüst bir siyaset anlayışıyla yapacaklarsa, bunun kazananı yalnızca iktidar ya da muhalefet olmayacaktır.
Kazanan Türk tarımı olacaktır.
Kazanan Türk çiftçisi olacaktır.
Ve en nihayetinde kazanan Türkiye olacaktır.
CÜNEYT AYAZ
24.07.2026
Yorumlar5