İstismar, çürüme ve Batılı değerler
- GİRİŞ29.07.2026 09:16
- GÜNCELLEME29.07.2026 09:16
Batılı anlayışa dayanan sadece yardım dernekleri değil;
Batının iki yüz elli, üçyüz yıldan beri gezegenimize dayattığı tüm değerleri iflas etmiş ve çürümüştür.
İstismar ve ben merkezli hırs, kumar, uyuşturucu, fuhuş ve cinsiyetsizleştirme dizginlenemez bir şiddetle sürüyor ve insanî değerlerin en başında olması gereken hukuk yerlerde sürünüyor.
Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik, Yardımlaşma, Adalet ve İnsan hakları gibi evrensel değerler insan nefsinin azgın pençelerine terkedilerek paramparça edilmiş, işlemez hale getirilmiştir.
BM askerlerinin koruma ve desteği ile Bosna Hersek’te kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan bir kasaba sivil insan yok edilmiştir.
Yaklaşık 80 yıldır Filistin’de kan akıyor, 26 Haziran 1945 yılında haksızlıklara karşı müdahale edeceği vaadi ile kurulan BM seyrediyor ve Gazze’yi yerle bir eden Terörist bir çeteye sesini çıkarmıyor, tüm Batılı yönetimler ise, vahşice yapılan bu soykırıma destek veriyorlar.
Kıbrıs, Myanmar, Karabağ, Çeçenistan, Kırım, Afrika’nın bazı ülkeleri, Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Yemen, Ukrayna ve en son olarak Lübnan ve İran bütün bu ülkelerde dökülen kanlar, iki dünya savaşlarından sonra, tüm haksız ve hukuksuzluklara karşı duracağına söz vererek, Batılı anlayışla vücut bulmuş BM ve bağlı kurumlar, görevlerini yapmıyorlar.
Çürüme; felsefesini, yaşantı biçimini, ideoloji referanslarını oradan edinen ülkeleri de tamamen etkisi altına almıştır.
AHBAP gibi kuruluşların kendileri ve ona destek veren bireylerin de referansı, Batının bu çürüyen ve yozlaşan felsefik yapısıdır.
Bu yapının Türkiye tarafında yer alanlar, adeta batan geminin içindekiler gibi son bir hamle ile canhıraş, ideolojik referansını batıdan, gücünü ise Türkiye’nin hukuki sisteminden alan kemalizm simidine sarılmış olanlardır.
AHBAP derneğini destekleyenlerin hepsi Kemalist olduğunu, hatta kemalizm için canını feda edeceğini söyleyen insanlardan oluşmaktadır.
ÇÜRÜMEYE MÜDAHALE EDİLMEZSE SAĞLAMLARI DA ÇÜRÜTEBİLİR
Çürüme; organik maddelerin daha basit formlarına ayrıldığı yani, bakteriler veya çeşitli çevresel etkenler sebebiyle pis kokulu yapılara dönüşerek normal yapısını kaybetmesi; bozulma, ayrışma, kokuşma ve tefessüh etme halidir.
İnsan olarak her birimiz çeşitli ortamlarda, çeşitli sebeplerle bozulup çürümüş organik maddelere şahit olmuşuzdur.
Çürüme ilk başladığında, erken harekete geçerek, çürüyenleri sağlam olanlardan ayırarak etrafa yayılmadan durdurabiliriz.
Çünkü çürümenin en önemli özelliğinden biri, hızlı yayılmak ise, diğeri de bulaşıcı olmasıdır.
Önce tek tek bireylerde başlayan çürüme, çevresinde oluşan bakteri ve mantarlar vasıtasıyla kısa süre içerisinde diğer bireylere, topluma ve kurumlara bulaşarak devleti de çürütebilir.
Rahmetli babam, kötülük üzerinden çok sık tekrarladığı bu durumu şöyle tarif ederdi:
“ Eğer tez elden farkına varıp tedbir almazsanız, bir kötü bir evi, bir ev bir mahalleyi, bir mahalle bir şehri, bir şehir de bir memleketi harap edebilir.
Kötülüğü hafife almak, başka kötülüklerin doğmasına sebep olur” derdi.
Bugün tüm dünyada ve ne hazindir ki, ülkemizde de ahlaki yozlaşma , çürüme ve kötülük katlanarak büyüyor.
Adeta çürüme ve yozlaşmanın ortasında, onunla birlikte yan yana yaşamaya, birlikte hayat sürmeye mecbur kaldık.
Zira çürüme fert olmaktan, kişisel olmaktan çıkmış giderek yaygınlaşmış ve toplumsal bir bozulmaya doğru gitmeye başlamıştır.
Ülkemizde Batıcı ve Batılı kurumlar ile bireyler bu çürüme ve yozlaşmanın merkezindedirler.
Bir yardım kuruluşu, depremzedelere ulaştırmak üzere milletimizin çok kıymetli duygularını istismar ederek milyarlarca doları toplayıp kumar masalarında tüketiyorsa, bu ahlaksızlık bulaşıcılığını arttırmış demektir.
Ülkemizde ahlaksızlık ve çürüme milli bir sorun haline gelmiştir.
Sosyal medya bu bozulmayı yaygınlaştırmada son derece büyük rol oynamaktadır.
Sosyal medyanın; gerek dünyada, gerekse ülkemizde Batı Uygarlığının ve onu benimseyen bireylerin çürümesini, yozlaşmasını ve ahlaksızlaşmasını körükleyerek toplumları geriye dönülemez bir uçuruma doğru sürüklediğini görüyoruz.
Dolayısıyla bize öğretilen Okul-Aile-Çevre üçlüsü, rolünü neredeyse tamamen yitirmek üzeredir.
YARDIM KURULUŞLARI ÇÜRÜMENİN BULAŞACAĞI EN SON YERLERDİR
Yardım kuruluşları çürüme ve yozlaşmanın en son sirayet edeceği yerlerdir.
Çünkü buralar her türlü ideolojinin, her türlü düşüncenin üzerinde, tamamen insanî amaçlarla kurulup, işletilen kuruluşlardır.
Çürüme eğer duyguların istismar edildiği bu noktalara kadar ulaşmışsa toplum, bu çürümeden ciddi manada etkilenmiş demektir.
Bugün ne yazık ki toplumun bir bölümü için saygın sayılabilecek Batılı değerleri ve kemalizmi benimsemiş olan kişiler de, tıpkı Batının çürüyen kurum ve bireyleri gibi çürümenin içindedirler.
Yardım derneği olarak kurulan AHBAP ve ona açıkça destek verenlerden; yönetici, medya fenomeni, şoför, muhasebeci ve diğer çalışanlardan; Haluk Levent, Oğuzhan Uğur, Yeliz Kaya, Yusuf Can Ertit,
başta olmak üzere toplam 28 kişi tutuklanmış, Uğur Dündar, Fatih Altaylı, Gülben Ergen, Mahsun Kırmızıgül gibi isimler de ifade için çağrılmışlardır.
Bugün gelinen nokta aklın, giderek ağırlaşan baskısına dayanamayan ruhun isyanıdır.
Bu isyanın sonucunda uyuşturucuya, kumara ve öldürmeye sarılan insan ruhunun çaresiz çırpınışlarıdır.
Silahı ürettikçe barış diyen, hastalığı ürettikçe ilaç satan, öldürdükçe daha çok savaş çıkaran, silah üreten, sömürdükleri ve ezdikleri insanların feryadı, figanı yükseldikçe müziğin sesini açan batılı insanın, adına çağdaş uygarlık dediği, kan ve gözyaşı üstüne kurduğu medeniyetin ve yıkılmaz sandığı kale duvarlarının yıkılmaya başlamasıdır.
Avrupa'nın bugünkü uygarlık anlayışı tamamen çürümüş, kurumlarını da çürütmüştür.
Bu anlayışı referans alan bizim gibi ülkelerin tanınmış, sözde “sanatçılarından” birçoğu da aynı çürümenin içindedir.
Bu anlayıştan artık yeni yeni Epsteinler, Benitto Mussolini'ler, Adolf Hitler'ler, Francisca Franco'lar, Slobodan Miloseviç'ler ve Netanyahu’lar beklenmelidir.
Çürümüş bu Batılı yapıdan ortaya çıkacak yeni diktatörler ve yeni Epsteinler dünyayı daha çok kirletecek ve daha çok kan akıtacaklardır.
Bozuk ve ırkçı tohumunu kendi içinde taşıyan bu kanlı medeniyet dünyadaki tüm taraftarları ile birlikte yolun sonuna yaklaşmaktadır.
İslam Dünyası, bu çürüme, yozlaşma ve ahlaksızlığın kendisine daha fazla bulaşmasına fırsat vermeden gerekli önlemleri almalı, akıntıya kapılmamalıdır.
Aksi taktirde, bunca kirlenmeyi temizleyecek kadar kan akıtmak zorunda kalınacağı aşikardır.
Ferman Karaçam / Haber 7
www.fermankaracam.com
Yorumlar4