Komşularla el ele, huzurlu ve istikrarlı günlere
- GİRİŞ30.07.2026 08:59
- GÜNCELLEME30.07.2026 08:59
Orta Asya’nın sarışın düzlüklerine havi masmavi bir gök kubbenin altında kahramanlık destanları yaza yaza görüntüye çıkmaya başladı Türkiye Türklerinin muhteşem serüveni. Cesur adımlarla ve batıya yönelen zorlu seferlerle biteviye devam etti. İran’dan Anadolu’ya kadar büyük devlet ve imparatorluklar kurup medeniyetler inşa ederek süregeldi bu kutlu yürüyüş.
Türkiye Cumhuriyeti, gücü bilgelikle yoğurmayı başarmış dünyanın en köklü halklarından birisi olan Türk’ün aşılmaz son kalesi, bu kutlu milletin kültür ve medeniyetinin en görkemli hasılasıdır.
İhtişam yüklü tarihinin aksine son yüzyıla sivrisinek üreten coğrafyayla çevrili bir ülke olarak girdi Türkiye.
Yaklaşık yarım asırdır bu sivrisineklerle amansız bir mücadele içindeyiz. Geçtiğimiz yüzyılda yakın coğrafyamızı planlayıp şekillendiren tilkisel akıl, sadece etrafımızı çorak arazilerle çevrelemekle kalmadı aynı zamanda kahramanlık sergileyecek ve yeni bir medeniyet inşa edecek bütün kurucu unsurlarımızı da tarihin çelik dolaplarına kilitlemek istedi. Bu süreçte cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edildiği gibi bu kutlu milletin genetik kodları da kökünden değiştirilmek istendi.
Türk milleti tarihin her döneminde kendi özünü korumayı ve küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır.
Bugün de olan bu aslında.
Şimdilerde herkes sadece Türk milletine kendi özünden başka istikamet çizmeye çalışanların planlarının bir bir bozuluşuna şahit olmakla kalmıyor aynı zamanda bütün dünya “Terörsüz Türkiye” hedefinin “Terörsüz Bölge” vizyonuna dönüşüne hayretler içinde tanıklık ediyor. Yıllar yılı etrafında çöreklenen terör yuvalarında sivrisinek avlamakla oyalandıktan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde keskin bir paradigma değişikliğine giderek bataklık kurutmaya yönelen Türkiye, terörden ilanihaye kurtulmanın yanında bölgesini de terörden arındırarak gelecek günlere komşularıyla birlikte güçlü, emin, müreffeh ve huzurlu adımlarla ilerlemek istiyor.
Türkiye’nin bölgedeki güçlü hamleleri terörden, kaostan ve istikrarsızlıktan beslenen leş kargalarını rahatsız ediyor.
Eli kanlı Esed rejiminin bir halk hareketiyle devrilerek Ahmed eş-Şara’nın Suriye'de Cumhurbaşkanı ilan edilmesinden tutun da Suriye’nin başta ABD olmak üzere BM ve AB ülkeleriyle görüşüp kendisine yönelen ön yargılardan kurtulması ve ülkeye uygulanan yaptırımların büyük oranda kaldırılmasının ardındaki en büyük aktör kuşkusuz Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye Cumhuriyeti her platformda öncelikli hedeflerinden birinin Suriye’nin terörden arınması olduğunu, bu toprakların kalıcı istikrara kavuşmasını arzuladığını ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü en az kendi istikrarı kadar önemsediğini ısrarla dile getirmeye devam ediyor.
Türkiye’nin bölgesine yönelik huzur, istikrar ve kalkınma tezleri ABD Başkanı Trump nezdinde kabul gördükçe Siyonist İsrail yöneticileri kâbus görmeye başlayarak soluğu Washington DC de alıyor.
Netanyahu denen bebek katilinin bölgeyi istikrarsızlaştırma vizesi alabilmek için ABD’ye bu kaçıncı gidişi bilmiyorum ama kan ve gözyaşından beslenen Siyonist tayfanın görünürde gündemi İran olsa bile meselenin arka planında kesinlikle Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgeyi istikrara kavuşturma projesi var. İsrail gazetelerinin hemen her gün güçlenen Türkiye’den bahsetmesi ve Türkiye’nin bölgesine yönelik attığı adımlardan bahseden analizler yayınlamasının sebebi de bundan başkası değil.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile görüşmesini de bu istikrar ve kalkınma hamlesi bağlamında değerlendirmek gerek.
Türkiye ile Irak arasında kardeşlik içerisinde bir ortaklık inşa ediliyor, terörün ve savaşların olmadığı bir istikrar zemini oluşturuluyor ve özellikle Kalkınma Yolu Projesi ile bu bölgenin Orta Doğu ticaretinin ana güzergahı olması hedefleniyor. Türkiye’nin bölgesel güç vizyonu kapsamında attığı bu önemli adımlar herkesin dikkatini çekiyor. Örneğin Türkiye Petrolleri’nin (TPAO) yüzde 15 hisse satın alarak Kerkük'teki petrol üretim sahalarına ortak olmasının ardından Batı medyası "Türkler Kerkük'e geri döndü" şeklinde manşet atıyor.
İsrail’in korkusu sonsuza dek inine hapsolmak.
Bu bölge terörden arınıp istikrara kavuştukça Soykırımcı İsrail işgal ettiği her yerden geri çekilmek zorunda kalacak. Onlar biliyor ki bölgeye huzur hâkim oldukça kendi barbarlıkları, işgalleri, hırsızlıkları ve yamyamlıkları ayan beyan ortaya çıkacak ve dünyanın kendilerine yönelik baskıları her geçen gün daha da artacak. Golan Tepeleri başta olmak üzere çaldıkları her bir yer kanlı ve lanetli ellerinden kurtulacak.
Geçen yüzyılın bölgesel taksimini yapan tilkisel akıl sahiplerine gelince…
Onlar yeni dünya düzeninin şekillendiği bu günlerde kendi başlarının derdine düşmüş durumdalar. Ukrayna’nın yedeğinde Rusya bataklığına saplanmış halde dünyada olup biteni izlemekle yetiniyorlar sadece. Yani onların ne yeni yüzyılı belirleyecek askeri ve ekonomik güçleri var artık ne de bu düzene etki edebilecek vizyonları.
Batı’dan Türkiye’nin hamlelerine çarpıcı yorumlar gelmesi işte bu yüzden.
Mürsel Gündoğdu/Haber7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol