Kıbrıs çıbanı neden kaşınıyor?

  • GİRİŞ02.08.2026 09:20
  • GÜNCELLEME02.08.2026 09:20

Dünyanın şirâzesi kaymış durumda...

Gazze’de taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmamış.

Ortadoğu, pimi çekilmiş el bombası gibi; her gün yeni bir ülkenin sınırlarında infilak ediyor.

Ukrayna-Rusya hattında kan gövdeyi götürüyor.

Kızıldeniz’de ticaret yolları kapanmış, petrol tankerleri vuruluyor.

Sözün özü…

Küresel bir yangının tam ortasındayız.

Görevi dünyada “barışı tesis etmek” olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres görev süresinin dolmasına üç ay kala ne yapıyor? Bütün bu cehennemi bırakıp, 52 yıldır burnu kanamayan, barışın ve sükûnetin hüküm sürdüğü Kıbrıs’a çıkarma yapıyor.

İnsanın sorası geliyor:

Bay Guterres, bu yangın yerinde Kıbrıs nereden aklınıza düştü?

***

Buna sadece diplomatik bir abesle iştigal deyip geçemeyiz. Karşımızda son derece planlı, sinsi ve zamanlaması manidar bir tiyatro var. Bu tiyatronun başrolünde ise her dönem sahneye sürülen, ellerine tutuşturulan “barış, federasyon, kardeşlik” metinlerini ezbere okuyan “Kıbrısçı Banu” tiplemeleri var.

Kimdir bu Kıbrısçı Banu?

İçerideki ve dışarıdaki fonlanmış sivil toplum örgütleridir.

Statükonun devamından beslenenlerdir.

Adanın jeopolitik gerçekliğinden bîhaber, tatlı su barışçılığı oynayanlardır.

Bölgedeki tarihî ve jeopolitik gerçeklikten kopuk olanlardır.

Türkiye’nin Kıbrıs Türkü’nün haklı endişelerini göz ardı edip yalnızca mevcut statükodan beslenenlerdir.

Uluslararası aktörlerin tezlerine yaslanarak Kıbrıs davasına yüzeysel bir perspektiften yaklaşanlardır.

***

Dünyanın çatısından kan damlarken işi-gücü bırakıp bir anda yönünü Kıbrıs’a çeviren Guterres, eğer “ortak zemin” bulursa 5+1 formatında müzakereleri yeniden başlatacakmış.

Aman ne şeref!

Biz bu filmi daha önce Crans Montana’da izlemedik mi?

Ortak zemin yoksa bir daha adım atmam” diyen bizzat kendisi değil miydi?

Şahsî temsilcisi “zemin yok” raporu vermişken…

Bu acele, bu telaş, bu “ısrar” kime hizmet ediyor?

***

Şunu çok net ifade edelim:

Bu, Birleşmiş Milletler'in kendi inisiyatifiyle aldığı bir rol değildir. Kesinlikle, küresel hegemonların Guterres’in eline tutuşturduğu bir görev kâğıdıdır.

Bölgedeki haritaya yeniden bakalım:

İsrail’in hem güney hem de kuzey Kıbrıs’ta sessiz sedasız yürüttüğü stratejik yatırımları, devasa toprak ve mülk alımlarını sağır sultan bile duydu. Doğu Akdeniz’deki enerji savaşları, Gazze’deki soykırımın ardından Kıbrıs’ı lojistik ve askerî bir üs haline getirme çabaları ayyuka çıkmış durumda.

Hedef son derece açık:

Türkiye’yi Doğu Akdeniz denkleminden dışlamak ve Türk askerini adadan çıkarmak.

Kıbrıs’ta kurulmak istenen “oldu bitti tezgâhı”nın temel amacı budur.

Federasyon masallarıyla Kıbrıs Türkünü azınlık statüsüne indirgemek, Türkiye’nin garantörlük haklarını budamak ve Mavi Vatan’ın kalbine saplanacak bir hançerin yolunu yapmaktır.

Guterres’in “stratejik anlaşma belgesi” adı altında pazarlamaya çalıştığı metin, aslında Türk askerinin adadan tasfiyesi için yazılmış bir tahliye tebligatıdır.

***

Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu kırmızı çizgiler son derece nettir:

Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü teyit edilmeden müzakere masası kurulamaz.

Net!

Bu şartlar kabul edilmeden, ucu açık, takvimsiz, sonuçsuz maceralara atılmanın, yeni bir 5+1 tiyatrosu kurmanın hiçbir anlamı yoktur.

Şimdi bütün gözler bu dik duruşun sınanacağı o kritik zaman diliminde. Şartlarımızın arkasında kaya gibi duracak mıyız, yoksa bu küresel dayatmaya boyun eğip geri adım mı atacağız? Eğer öze yönelik müzakereler başlar ve bir oldu bittiyle yeni bir Annan Planı rüzgârı estirilmeye kalkılırsa, bu büyük bir taviz ve telafisi imkânsız bir kırılma olacaktır.

Unutulmamalıdır…

Türkiye, Kıbrıs’ın sadece bir kara parçası değil, Anadolu’nun savunma hattı olduğunu bilecek kadar derin bir devlet aklına sahiptir. “Kıbrısçı Banu”ların romantik hezeyanlarına veya BM’nin sipariş diplomasi turlarına kurban edilecek bir vatan toprağımız yoktur.

Çıbanı kaşımaya devam ediyorlar çünkü giderek güçlenen ve küresel bir aktör haline gelen Türkiye’nin adadaki varlığı, bölgedeki emperyalist iştahın önündeki tek ve en büyük engel. O engeli aşamayacaklarını çok iyi biliyorlar ama oyun kurmaktan da geri durmuyorlar.

Yapılacak olan şudur:

Masada kendi koyduğumuz şartları, başkalarının ayakları altına paspas etmemek…

Özcan Ünlü / Haber7

Yorumlar9

  • Faruk 5 dakika önce Şikayet Et
    Aynen katılıyorum doğru ve dürüst yorum .
    Cevapla
  • Hamza Şavkılı 5 dakika önce Şikayet Et
    Kıbrıs'ı turkiye Cumhuriyeti toprağı olsun şimdi değilse ne Zaman.
    Cevapla
  • Murat 10 dakika önce Şikayet Et
    Allah razı olsun sizden artık Kıbrısı İL SAYIMIZA EKLEMENİN ZAMANI GELDİ BENCE.
    Cevapla
  • EZGİL 27 dakika önce Şikayet Et
    İsrailin bütün kıbrısı ele geçirme oyunu. Türk tarafında toprak alması engellenince gider ayak "etkisiz eleman guterresi" devreye sokuyorlar. Geçti borun başarı, sür eşeği Niğdeye".
    Cevapla
  • Ahmet 35 dakika önce Şikayet Et
    Kalemine saglik üstat
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat