Fatih Erbakan İran’ın sözcüsü mü?

  • GİRİŞ20.08.2026 08:51
  • GÜNCELLEME20.08.2026 08:51

Yıl 2010

Temmuz ayında SP’nin yapmış olduğu kongrede Numan Kurtulmuş yeniden genel başkan seçildi.

Kongrede Numan Bey’den habersiz ‘yeşil liste’ ismiyle başka bir liste hazırlanmış ve fakat Numan Bey, ‘bu listeden habersiz olduğu’ gerekçesiyle kendi listesi ile seçime girmişti.

Bunun üzerine Fatih Erbakan, Kurtulmuş’u, babası Necmettin Erbakan’a ve Millî Görüş ilkelerine itaatsizlikle suçladı ve “istifa et yoksa deviririz. 45 gün içinde yeni kongre olacak, kendilerine yazık oldu” diyerek yönetime meydan okumakla kalmayıp akıllara zarar bir tehdit savurmuştu.

O gün, gerçekten de ‘çocuk’ denecek yaştaki birisi, delegelerin oylarıyla genel başkan seçilmiş Numan Kurtulmuş için terbiye sınırlarını zorlayacak nitelemelerde bulunuyor ve

‘Parti babamın malı’ anlamına gelecek beyanatlarla haddini aşan cümleler sarf ediyordu…

Genel başkan seçildikten sonra partisinin oyunu hatırı sayılı ölçüde yükselten ve yüzde 10 barajını zorlayan Numan Kurtulmuş, bir oldu bittiye teslim olmadığı için partiden ayrılmasıyla neticelenen bir kumpasa maruz kalmıştı…

O günlerde Numan Bey’in SP’den ayrılmasına neden olan Fatih Erbakan, daha sonra birlikte hareket ettiği pir-i fanilerle kavgaya tutuşuyor, partiyi onların elinden alamadığı için ayrılıp YRP’yi kuruyordu.

Bu süreçte de herkesin bildiği nedenlerden ötürü babasının adına kayıtlı olan parti binasını mahkeme yoluyla geri alıyor ve bu kez de SP ile kanlı bıçaklı oluyordu.

İlginç bir kişilik Fatih Erbakan…

Hırsı ve egosu, hiçbir sınır tanımıyor ne yazık ki…

İran’la da ilginç bir ilişkisi ve diyalogu var…

Bu o kadar böyle ki, Suriye’de Esed’in yılmaz savunucularından birisi oldu.

Esed devrildiğinde söylediği şu sözler bu ilginç olduğu kadar bir hayli manidar da olan ilişkinin mahiyetine dair ipuçları içeriyordu.

Şöyle demişti Esed devrilince…

“Keşke Rusya, İran, Türkiye ve Esed bir araya gelseydi. Keşke Esed rejimi yıkılmasaydı. Keşke Esed’li yöntem bulunsaydı.”

Bu ‘keşke’lerini de tüyler ürperten şu anlayışa dayandırıyordu…

“Ben, bölgede uzun zamandır oturmuş, belli bir tabanı ve kurumsal yapısı olan rejimlerin veya sistemlerin apar topar devrilip çil yavrusu gibi dağılmasına ve bunun sonucunda da bölge ülkelerinin bölünüp parçalanmasına mesafeli yaklaşıyorum.”

Sebep?

Sebep filan yok, beyefendi böyle durumlara mesafeli…

Yani Esed’in emriyle gerçekleşen katliamların, zulümlerin ve işkencelerin bir önemi yok.

Uzun zamandan beri yerleşik bir rejim olduğu için 1 milyon insanı da öldürse, yüzbinlerce masumu işkenceden de geçirse mühim değil, yeter ki, ‘apar topar’ devrilmesin…

Peki tüm bunlar ne için?

İran böyle istediği için elbette…

Hamaney’in cenaze törenindeki gözyaşları, tüm bu iddiaları anlamı kılacak bir mahiyet arz ediyor kuşkusuz…

İran’a olan bağlığının boyutunu anlamak için detaylarını, ehemmiyetini ve kıymetini ileriki günlerde ayrıntısıyla ele alacağımız ‘Mekke Anlaşması’ ile ilgili geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama tüm bunlardan da mühim ve manidar…

Şöyle buyuruyor Fatih Erbakan hazretleri (!)…

“Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki yakınlaşma sonucu Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Güvenlik Anlaşması ile Türkiye'nin, Ortadoğu'da barışın tesisi yönünde çözümün bir parçası olmaktan çok, sorunun bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını görmek mümkündür.

ABD ve İsrail, İran’ın kendileri için büyük güvenlik tehdidi oluşturacağı vehmiyle, İran’a karşı başlattıkları tek taraflı saldırgan tutumlarla istedikleri sonucu alamayınca farklı yöntemlere başvurmaya başlamışlardır.

ABD ve İsrail bölgedeki Müslüman ülkeleri İran'a karşı vekil güçler olarak kullanmak istemektedir. ABD etkisiyle imzalanan Mekke Anlaşması’nı da bu kapsamda değerlendirmek gereklidir…”

 

Bütün bir ümmetin sevinçle karşıladığı, ‘Dünya Müslüman Alimler Birliği’nin hararetle desteklediği ve bu ülkenin vatanperver evlatlarının ‘hele şükür’ diye memnuniyetle baş tacı ettiği ve İsrail’in adeta kudurduğu bu anlaşmanın tarafları Fatih Erbakan’a göre ABD ve İsrail hesabına İran’la ‘vekil güç’ olarak savaşacak…

Bakınız, Türkiye bu açıklama ile açıkça hedefe konmuş ve ‘uşak ülke’ göndermesiyle aşağılık bir hakarete maruz bırakılmıştır.

Ülkesine düşmanlık yapacak denli İran hesabına çalışan bu özne nasıl bir ihanetin altına imza attığının farkında bile değil ne yazık ki…

Oysa hesabına açıklama yaptığı İran bile böyle bir şeyin olmadığını deklere etmek zorunda kaldı birkaç gün sonra…

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, başkent Tahran’da gazetecilerin sorularını yanıtlarken, söz konusu anlaşmanın bölgesel güvenlik açısından taşıdığı öneme dikkat çekerken şu sözleri sarfetti.

“Her bir ülkeyle dini, tarihi, kültürel ve medeniyet bağlarımız var. Bu anlaşma konusunda endişe duymamız için tek bir neden bile yok.

İnsanların, anlaşmanın İran’a karşı olabileceğini söylemesi nedeniyle endişelenmeye gerek yok. İran ve Türkiye arasındaki dostluk, ayrıca halklarımız arasındaki, İran ile Pakistan ve Türkiye arasındaki kültürel ilişkiler oldukça açıktır.”

Evet, Fatih E’nin karalar bağladığı anlaşma ile ilgili İran’ın en yetkili mercilerinden gelen açıklama aynen böyle…

Bundan sonrası için başka söz söylemeye bilmem gerek var mı?

Erdoğan’a olan kini ve nefreti nedeniyle partisinin, İstanbul ve Ankara’da CHP kazanabilsin diye yapmadığı hinlik kalmadığı gerçeğini unutmadık elbette.

Bu şehirlerde CHP’li adayların (isimlerini de vererek) seçilmelerini istediklerini açık açık söyleyebilen bu şahsın yegâne hedefi İsrail’in baş düşman ilan ettiği Erdoğan’ı devirmekten başka bir şey değil maalesef.

Kalbine çöreklenen kin ve nefret, kişiliğiyle birlikte siyasetini de belirliyor artık…

Birtakım odakların kullanışlı aparatı olan bu bedhah şahıs, görüldüğü üzere Erdoğan’a düşmanlık edebilmek için zalim ve katil Esed’e sahip çıkmaktan imtina etmediği gibi,

İran’ın çıkarlarına hizmet ediyor olmaktan da zerre kadar gocunmuyor...

Dahası, İran hesabına Türkiye’ye saldırarak açık bir biçimde ‘uşak ülke’ ilan edecek denli şirazeden çıkabiliyor.

Ne diyelim, Allah bildiği gibi yapsın!..

Nihat NASIR / Haber7

Yorumlar21

  • Mehmet 10 dakika önce Şikayet Et
    E alimden zalim zalimden alim olabiliyor Adnan oktarin manevi çocuğu
    Cevapla
  • Mirza 15 dakika önce Şikayet Et
    Fatih Erbakan kim yahu, biz geleceğimizi karartma pahasına başörtüsü ve imam hatip mücadelesi verirken, kendisi ayrancı lisesinde soğuk ayran yudumluyor du, TED kolejinde okuyan ablaları ile evlerinin arka behçesinde oyun oynarken, Bilkent üniversitesinde hangi bölüme yerleşelimin hayalini kuruyordu, biz ise birilerinin arka bahçesi olduk diye üniversite kapılarından kovuluyorduk....
    Cevapla
  • Mümin 22 dakika önce Şikayet Et
    Solcular bölündü ülkücüler bölündü Muhammet Fatih Erbakan üzerinden dindarları bölme faaliyeti başlamıştır.
    Cevapla
  • İsmet 22 dakika önce Şikayet Et
    Bizim oylarla vekil seçildi ahde vefa olur insanda sadet partisi yrp erbakanın mirasını yedi dahada yiyemez koalisyonla birkaç vekil sokar meclise
    Cevapla
  • Adil 25 dakika önce Şikayet Et
    Hamaney in cenazesinde hüngür hüngür ağlayan Fatşh Erbakan mı! Soyadından başka bir şey ifade etmiyor.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat