Bütün yolsuzlukların asıl faili İmamoğlu’dur!

  • GİRİŞ25.08.2026 08:57
  • GÜNCELLEME25.08.2026 08:57

Klonlanmış CHP’nin yeni versiyonu kaldığı yerden aynen devam ediyor.

Yeni Parti’nin bütünüyle Ekrem İmamoğlu’nun vesayeti altında olduğu Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi oylamasında somut bir şekilde ortaya çıktı.

Sözde lider gerçekte emanetçi genel başkan Özgür Özel’in, açık bir biçimde yasaya ‘evet’ diyeceklerini deklere etmesinin üzerinde 24 saat geçmeden bu sözünün hiçbir değerinin olmadığı yasa teklifine 54 hayır oyu veren milletvekillerince tescillenmiş oldu.

Dikkat buyurun Özel’in ‘evet vereceğiz’ sözü ancak 35 milletvekili tarafından kabul gördü.

Oylamaya katılmayan 2 milletvekili dışında kalan 54 kişi ise İmamoğlu’nun işaretiyle Özgür Özel’in göstermelik bir lider olduğunu ilan etti tüm Türkiye’ye…

 

Evet, sadece adı ‘Yeni’ olan bu partinin tek bir patronu vardır ve o da Ekrem İmamoğlu’dur.

Bunun böyle olduğu, İmamoğlu’nun talimatıyla CHP’nin satın alınması sürecinde belli olmuştu.

Özgür Özel’in bizzat kendisinin de ‘satın alınanlar’ listesinde bulunduğu gerçeği nedeniyle inisiyatif hiçbir zaman Özel’de olmadı.

Bunu nereden mi anlıyoruz?

İzninizle çok çarpıcı bir örnek vererek iddiamı delillendireceğim ama ondan öncesinde bugüne kadar hiç kimsenin dikkat çekmediği bir hususu mercek altına alarak dönen dolaplara dair bir mülahaza serdedeceğim.

 

Değerlendirmemize bir soru sorarak başlayalım…

Gün geçmiyor ki, CHP’den seçilmiş bir belediye başkanı ile ilgili ciddi manada ‘yolsuzluk’ iddiasıyla başlatılan bir soruşturma söz konusu olmasın…

Bu paralelde gelişen bazı belediye başkanlarıyla ilgili yolsuzlukla eş zamanlı olarak yaşanan ahlaki düşüklükler konumuzun dışında olduğundan o netameli hususlara hiç girmeden mezkûr operasyonlara dair değerlendirmemize devam edelim.

Soru tam bu noktada kendisini gösteriyor…

Esasen kamuoyunda sıkça dillendirildiği halde medyada gündem olmayan, olsa da İmamoğlu yandaşı medya tarafından saptırılarak dikkatlerin başka taraflara yönlendirildiği soru şu…

Aslında bir değil tam 3 soru var…

Neden CHP’li belediye başkanlarının büyük bir çoğunluğu yolsuzluk çamuruna batmış? Neden bunların hepsi adeta sözleşmiş gibi amiyane tabirle ‘götürmeye’ kilitlenmişler?

Tüm bu gelişmeler hükumetin bilinçli baskısı mı yoksa ‘hükumet nasıl olsa siyasi baskı yapıyor görüntüsü vermemek için bu hırsızlıkların üzerine gitmez’ yaklaşımı mı anılan belediye başkanlarını rehavete sevk etti?

 

Cevaplara geçmeden önce çok önemli bir noktayı dikkatlerinize sunmak isterim.

Hatırlanacağı üzere ‘itirafçı’ olmaya karar veren sabık Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek verdiği ek ifadede Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu tarafından zorla para ödemeye mahkûm edildiğini ve kendisinin de aday olmak için mecburen istenilen paraları verdiğini itiraf etmişti.

Muhittin Böcek asıl patron olan İmamoğlu ile Özgür Özel’in talimatı üzerine bir görüşme yaptığını, görüşmeye özel kalem müdürü Yasin Tellice’nin de tanıklık ettiğini ve hatta görüşme sonrasında birlikte fotoğraf bile çektiklerini anlattıktan sonra şu cümlelerle anlatıyor İmamoğlu’nun nasıl haraç kestiğini…

 

“Bu görüşmede Ekrem İmamoğlu, başka bir kişiye adaylık sözü vermediğini ve tercihini benden yana kullanacağını ifade etti. Bu sırada seçim kampanyası için maddi kaynağa ihtiyaç olduğunu, ayrıca ilerleyen dönemde cumhurbaşkanlığı adaylığı planladığını belirterek siyasi yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bu süreçte de yani cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde Antalya’nın hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli görevler üstleneceğini, benim de buna hazırlıklı olmam ve destek vermem gerektiğini söyledi. Benden yaklaşık 15 milyon euro civarı maddi kaynak desteği istedi. Ben de elimden geldiğince ve zaman içerisinde bunu karşılayacağımı söyledim. Taleplerini karşılama sözü verdim.”

Sonrasının nasıl geliştiği hepimizin malumu lakin bu örnek hadisede herkes çok mühim bir ayrıntıyı gözden kaçırdı.

 

Aslında yukarıdaki soruları kendi kendime tekrar tekrar sorarken fark ettim bu ayrıntıdaki şeytanı.

Efendim, herkes bu sofistike rüşvet hadisesine odaklanmışken kimsenin aklına ‘iyi de bu sadece Muhittin Böcek’le mi sınırlı’ sorusunu sormak gelmedi…

Bu soru sorulsaydı eğer, neden özellikle de İmamoğlu’nun seçtiği adayların yangından mal kaçırırcasına illerini ve ilçelerini yağmaladıkları derhal anlaşılırdı.

Anlaşılan o ki İmamoğlu, sadece Muhittin Böcek’ten değil, tutuklanan ve görevden el çektirilen tüm belediye başkanlarından belediyenin imkanları ölçüsünde para istemiş…

‘Nasılsa iktidara geliyoruz, o güne kadar yapabileceğiniz her şeyi yapın, toplayabileceğiniz kadar para toplayın. Bunu yaparken de hiç korkmayın zira hükumet kamuoyu baskısından korkacağı için üzerinize gelemez. O zamana kadar da biz zaten iktidara gelmiş oluruz…’

 

Evet, İmamoğlu’nun ileri sürdüğü argüman buydu ve o günün şartlarında kendisinden talepte bulunulan tüm başkan adayları için bu yeterince ikna ediciydi.

Bu yüzden ‘kaz gelecek yerden tavuğu esirgemediler’ ve tüm güçleriyle yolsuzluğa abandılar.

Nasıl olsa patronları ‘siz istenilen parayı getirin, sonrasında dilediğiniz yöntemle verdiğiniz paraları misliyle toplarsınız’ fetvası vermişlerdi.

Kim tutabilirdi ki kendilerini?

 

Vakıa, hadise tastamam böyle gerçekleşmiştir!

Başka türlüsü ne aklın ne havsalanın alabileceği şeyler değildir.

Meselenin bir ‘hükumet baskısı’ olmadığını bugün artık insaflı CHP’liler ve pisliğe bulaşmamış medya unsurları da görüyor, görmekle de kalmayıp ikrar ediyorlar.

Paralı bir trol olduğu herkesçe malum bir ‘sahibinin sesi’ bile çektiği videoda ahlaksızlığı ve hırsızlığı inkâr edilemeyecek bu başkanları ihanetle suçlamaktan başka çıkar yol bulamadı…

Zavallı, oysa tüm bunların talimatını, ölesiye savunduğu adam verdi…

Bu yüzden ‘İmamoğlu Suç Örgütü’ bütünüyle doğru bir tanımlamadır ve her şey yerli yerincedir.

Bunun böyle olduğu İmamoğlu’nun, duruşmalarda yüzleştiği insanlar karşısında beddua etmekten başka bir şey yapamamasıyla bir kez daha kanıtlanmıştır!

 

Yazının başında dedik, İmamoğlu kaldığı yerden devam ediyor diye…

Özgür Özel’in mecburi tetikçiliğini saymazsak, hadiselerin yegâne sorumlusu kendisidir ve bunun gayet iyi farkında olduğu için partiyi doğrudan kendisinin yönetmesi gerektiğinin bilincinde olarak inisiyatif kullanmaktadır.

İmamoğlu’nun belirlediği başkanların, yolsuzluklarının çorap söküğü gibi birbiri ardına sökün etmesi, yanlış hesabın Bağdat’tan dönmesi sebebiyledir.

Göreceksiniz, ilerleyen süreçlerde her birisi, tıpkı Muhittin Böcek gibi, İmamoğlu’nun ‘azmettirici’ olduğunu itiraf ederek kendilerini kurtarmaya çalışacaklardır.

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat