Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na Mısır, Katar ve Irak'ın katılımı

  • GİRİŞ26.08.2026 08:57
  • GÜNCELLEME26.08.2026 08:57

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından 7 Ağustos 2026'da, Mekke'de, imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bir üyeye yönelik saldırıyı tümüne yönelik sayan hükmü nedeniyle NATO'nun 5. maddesine benzetildi; bazı yorumlarda "İslam NATO'su" olarak anıldı.

Aslında 2025'te Pakistan ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ikili savunma anlaşmasının bir yıl içinde Türkiye'nin katılımıyla üçlü bir yapıya dönüşmesi, güvenlik ortaklığının kısa sürede katılımların olacağını ve kurumsallaştığını gösteriyor.

7 Ağustos'tan bu yana tartışmanın merkezinde anlaşmanın içeriği kadar bundan sonra hangi ülkelerin katılabileceği sorusu da yer alıyor.  

1.Mısır’ın Katılımı: Mısır, Arap dünyasının ve Orta Doğu’nun önde gelen askeri ve siyasi güçlerinden biridir. Mısır'ı katılması, Mekke Paktı’nın bölgesel ağırlığını ve temsil gücünü artıracaktır.

Türkiye Kahire'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılımını arzulamaktadır. Çünkü Mısır'ın katılımı Doğu Akdeniz'deki güvenlik denklemini de etkileyecektir: İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında son yıllarda gelişen iş birliği ağlarının karşısına yeni bir denge unsuru çıkarabilir.

2. Katar’ın Katılımı: Türkiye ile derin savunma ilişkileri bulunan Katar, 2021'deki El-Ula Mutabakatı'yla Suudi Arabistan'la ilişkilerini de normalleştirdi.

9 Eylül 2025'te İsrail, Doha'da Hamas heyetini hedef alan bir hava saldırısı düzenlerken, 28 Şubat 2026'da başlayan savaşta Katar toprakları bu kez İran'ın füze saldırılarına maruz kaldı. Böylece Katar, kısa bir süre içinde bölgesel rekabetin iki farklı tarafından kaynaklanan doğrudan saldırılarla karşı karşıya kaldı. ABD ile güvenlik ilişkileri ve El-Udeyd'deki Amerikan askeri varlığı devam etse de bu tecrübe mevcut güvenlik garantilerinin Katar'ı bölgesel çatışmaların doğrudan etkilerinden bütünüyle koruyamadığını gösterdi; bu yüzden mevcut güvenlik ilişkilerini tasfiye etmek yerine bunları yeni ortaklıklarla çeşitlendirmek istemektedir.

2017–2021 Körfez krizi sırasında Türkiye ile güvenlik ortaklığının değerini bizzat tecrübe eden Katar'ın Mekke Anlaşması'na katılımı, tamamen yeni bir yönelimden ziyade mevcut stratejisinin devamı olarak okunabilir. Katar'ın katılımı, ittifakın hem siyasi ağırlığını hem de mali kapasitesini güçlendirebilir.

3.Irak'ın katılımı: Irak ise ittifakın İran karşıtı bir bloktan ziyade daha geniş bir bölgesel savunma yapısına dönüşebileceğini en somut biçimde gösterecek adaydır. İran'ın güçlü siyasi ve güvenlik nüfuzu nedeniyle çoğu zaman Tahran'a yakın görülen Bağdat'ın böyle bir yapıya katılması, paktın bir Sünni ittifakı olduğu yönündeki okumaları önemli ölçüde zayıflatacaktır. Dahası, İran'ın kaygılarını yapının içinden dile getirebilecek bir aktörü de masaya taşır.

Mekke Anlaşması'nın geleceğini kaç ülkenin katılacağından çok hangi ülkelerin katılacağı belirleyecektir. Mısır, yapıya askeri ve siyasi ağırlık; Katar, Körfez içinde daha fazla derinlik ve mali kapasite; Irak ise ittifakın İran karşıtı veya mezhepsel bir blok olmadığı yönünde daha güçlü bir bölgesel meşruiyet kazandırabilir. Ürdün gibi yeni üyeler de ittifakın coğrafi kapsamını genişletebilir.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat