Değerli Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş’a Üç Soru..!

  • GİRİŞ26.08.2026 09:00
  • GÜNCELLEME26.08.2026 09:00

Her işin zor tarafları olduğu gibi, yazı yazmanın da zor tarafları vardır.

Doğrusu bu gazeteciliğin, yazı yazmanın, bana en zor gelen tarafı da şudur:

Aynı konuyu defalarca yazdığınız halde, ilgili ve yetkili merciler;

“Yahu bir bakalım bu söylenenler doğru mu, yanlış mı” dememeleridir.

Haksızlık etmeyeyim, diyorlar ama, bu nüfus konusu ve ülkemizin yaşlanması gibi hayati bir meselede şimdiye kadar Avrupa Birliği Fonları bizden daha etkili oluyor..!

Hani bizim Anadolu’nun çok güzel deyimleri vardır ya, onlardan biri de “Havanda su dövmek” tabiridir.

Ben de zaman zaman kaygıya kapılıp, acaba havanda su mu dövüyoruz diyorum, fakat konu önemli olduğu için ve bizim meslekte buna “Fikri Takip” dendiği için takipteyiz….

Bizim Haber7, geçenlerde TÜİK’in 2026’nın ikinci çeyreğine ait verilerini manşete çekmiş: Nüfus Piramidi Tersine Döndü: Türkiye Yaşlanıyor.

Evet doğru, Türkiye yaşlanıyor.

Peki bu konu basit bir şey midir, üzerinde konuşmak, araştırmak, yazılanları okumak, doğruları tespit etmek gerekmez mi?

Başkan Erdoğan bu konunun önemine defalarca dikkatimizi çekti, daha ortada bu üzücü veriler yokken üç çocuk, diyerek gittiği her ortamda dile getirdi fakat ilgili ve yetkililer hala bu konunun etrafında dolanıp, yaşlanmada rekor kıran Avrupa Ülkelerinin bulduğu bayatlamış çözümleri teklif ediyorlar.

Tutturmuşlar, Kreş de, Kreş.

“Kreşleri arttırırsak kadınlar daha fazla doğum yapar”, diyorlar.

Pekala bakalım kreş oranı en yüksek olan memleketlere, onlarda nüfus artmış mı, eksilmiş mi?

Kreşleşme hemen hemen bütün ülkelerde 3-5 yaş arasındaki çocuklar için olduğuna göre bunu her ülke için yazmayalım, farklı yaş grubu olursa belirtelim,

Veriler; Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü OECD tarafından yapılmıştır.

Kadın başına doğurganlık hızı demografi biliminin verisine göre 2,1 çocuktan aşağı olan ülkeler yaşlanmaktadır.

Buna göre belli başlı ülkelerin kreşleşme ve doğurganlık hızı şöyledir:

OECD VERİLERİNE GÖRE 15 ÜLKEDE KREŞLEŞME ORANI ve KADIN BAŞINA ÇOCUK DOĞURMA HIZI

1- Almanya’nın Kreşleşme Oranı: % 94.

Doğurganlık hızı kadın başına 1,39 çocuktur.

Çok güçlü kreş altyapısına ve göç almasına rağmen

Almanya yaşlanıyor.

2- Amerika Birleşik Devletleri Kreşleşme Oranı: % 70.

Eyaletlere göre değişiklik gösterir, ortalama kreşleşme oranı ise % 65-70 aralığındadır.

Bu ülkede kadın başına dopurganlık hızı: 1,6 çocuktur.

ABD yaşlanıyor.

3- Rusya’nın Kreşleşme Oranı: % 75.

Kent merkezlerinde ve kırsal bölgelerde farklılık olmasına rağmen ortalama %75 civarındadır.

Kadın başına doğurganlık hızı: 1,36’dır.

Rusya yaşlanıyor.

4- Fransa’da Kreşleşme Oranı: % 98.

Fas, Tunus, Cezayir, Moritanya..gibi ülkelerden sürekli göç aldığı için kadın başına doğurganlık hızı 1,56 yani, Avrupa ortalamasından yüksektir.

Buna rağmen Fransa yaşlanıyor.

5- Hollanda ‘da Kreşleşme Oranı: % 78,9.

Bu ülkede kreş yaşı 0–3 yaş grubu içindir, 4 yaşından itibaren de yaygın eğitim başlatılıyor.

Kadın başına doğurganlık hızı: 1,43 çocuk.

Hollanda yaşlanıyor

6- Belçika’da Kreşleşme Oranı: % 95.

Kreşleşme 03 yaşından itibaren başlatılıyor.

Kadın başına doğurganlık hızı: 1,44.

Sayın Bakanımız Mahinur Hanımefendi’nin doğum yeri olan

Belçika yaşlanıyor.

7- İngiltere’de Kreşleşme Oranı: %90.

Bu ülkede kreşleşme oranı 3-4 yaş arasındaki çocuklar içindir.

Kadın başına doğurganlık hızı: 1,5 çocuktur.

İngiltere Avrupa’nın en çok göç alan ülkelerinden biridir, buna rağmen,

İngiltere yaşlanıyor.

8- Finlandiya’da Kreşleşme Oranı: % 87.

Kadın başına doğurganlık hızı: 1,25 çocuktur.

Finlandiya hızla yaşlanıyor.

9- İsveç’de Kreşleşme Oranı: %95.

Kadın Başına Doğurganlık Hızı: 1,43 çocuktur.

İsveş’de göç alan ülkelerdendir.

İsveç yaşlanıyor.

10- Norveç’de Kreşleşme Oranı: %97.

Bu ülkede çok ciddi devlet desteğine ve yasal haklara rağmen,

Kadın Başına Çocuk Doğurma Hızı: 1,44 çocuktur.

Norveç yaşlanıyor.

11- Danimarka’da Kreşleşme Oranı: %95.

Bu oran 0–3 yaş grubunda ise kamu bütçesinden önemli destek verildiği için daha yüksek hatta dünya ülkeleri arasında ilk sıradadır.

Buna rağmen Danimarka’da Kadın Başına Çocuk Doğurma Hızı: 1,5 çocuktur.

Danimarka yaşlanıyor

12- Japonya’da Kreşleşme Oranı: %95.

Kadın Başına Doğurganlık Hızı: 1,2 çocuk

Dünyanın en hızlı yaşlanan ve en yaşlı ülkesidir.

Çok ciddi devlet desteklerine rağmen yaşlanmanın önüne geçilemiyor.

Japonya yaşlanıyor.

13- İtalya’da Kreşleşme Oranı: % 90.4.

Kadın Başına Doğurganlık Hızı: 1,20 çocuk

En hızlı yaşlanan ülkelerden biridir.

14- Portekiz’de Kreşleşme Oranı: % 63.5.

Portekiz OECD verilerine göre 0-2 yaş grubunda kreşleşmede en yüksek orana sahip ülkedir, ancak buna rağmen,

Kadın Başına Doğurganlık Hızı: 1.44 çocuktur.

Portekiz yaşlanıyor.

15- İspanya’da Kreşleşme Oranı: % 60.3.

İspanya’da 0-1 yaş için %54, 1 yaş için % 53, 2 yaş çocuklar için ise

% 74 civarındadır.

Bu oranlar çocuk yaş gruplarına göre Avrupa ortalamasının üzerindedir.

Bütün bunlara rağmen, Kadın Başına Doğurganlık Hızı: 1.1 çocuk seviyesindedir.

İspanya çok hızlı yaşlanıyor.

BU ÜLKELERDE GSYİH YÜKSEKTİR ve NÜFUSUN GENÇLEŞMESİ İÇİN ÇOK CİDDİ KAYNAK AYIRIYORLAR

Yukarıda; dünyadaki belli başlı 15 ülkede Kreşleşme oranlarını ve o ülkede Kadın Başına Doğurganlık Hızını OECD verilerine göre tek tek açıkladık.

Birincisi; bu verilere göre açıkça görülüyor ki, hiçbir ülkede fazla kreş yapmak, çocuk oranını artırmıyor.

Yani nüfus artışı ile Kreşleşme ters orantılıdır.

Kreşleşme artıyor ama doğurganlık artmıyor.

İkincisi; genel olarak bu ülkeler kalkınmış ülkelerdir ve İMF verilerine göre ABD dahil Avrupa ülkelerinin GSYİH’sı ortalaması 69-72 Dolar arasındadır.

Dolayısıyla bu ülkeler kadınlarda çocuk doğum sayısını arttırmak için hem kreşlere ve diğer altyapıya çok ciddi kaynak ayırıyor ve hem de ebeveynler için son derece önemli yatırımlar yapıyorlar.

Üçüncüsü; Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkeler önemli sayıda göç almalarına rağmen nüfusları yaşlanıyor.

Öte yandan Amerika, Rusya ve Japonya Avrupa’ya dahil edildiğinde yine OECD verilerine göre Kreşleşme oranı ortalama % 65-70 seviyesindedir.

Aynı ülkelerde Kadın Başına Toplam Doğurganlık Hızı: 1.4 ile 1.5 arasındadır.

Bu hız demografi biliminin verilerine göre 2.1 olan doğurganlık hızının çok altında kalmaktadır, yani % 90’dan fazla kreşleşen ülkelerde bile bu hizmet, doğurganlık hızını arttırmıyor.

BAKANIMIZ MAHİNUR HANIMEFENDİYE ÜÇ SORU?

Türkiye’nin yıllardır en önemli avantajlarından biri olarak görülen genç nüfus yapısı hızlı dönüşüm geçiriyor.

Türkiye'de 2026 yılının ikinci çeyreğine ait TÜİK verilerine göre toplam doğurganlık hızı 1,42 çocuk olarak gerçekleşti.

Bu sonuç değişimin geçici bir dalgalanmadan öteye geçtiğine işaret ediyor.

65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payı yükselmiştir .

0-14 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payı gerilemiştir.

Doğurganlık hızı nüfusun kendini yenilemesi için kabul edilen 2,1 seviyesinin altına inmesi bu dönüşümün kalıcı olacağını gösteriyor.

Bu oran, bir kadının doğurganlık dönemi olan 15-49 yaş grubunda ortalama doğurabileceği çocuk sayısını ifade etmektedir.

2000 yılında Türkiye'nin ortanca yaşı 24,8 iken,

geçen 26 yılda toplum 10 yaş yaşlanmıştır.

Bu genel ve kısa hatırlatmalardan sonra gelelim sorularımıza:

Saru Bir:

Saygıdeğer Hanımefendi, hemen hemen her konuşmanızda Türkiye’de kamu çalışanı bayanlar için kreşlerin artırılacağından söz ediyorsunuz. Avrupa’nın en önemli başkentlerinden biri olan Brüksel’de doğdunuz, Avrupayı benden daha iyi biliyorsunuz.

Buna rağmen yukarıda Belçika dahil dünyanın önemli 15 ülkesinde kreşleşmeleri ve kadın başına çocuk sayısını verdim.

Türkiye için bir “Milli Güvelik Sorunu” haline gelen yaşlanmaya çözüm aranırken ve ortada bunca somut örnek varken ve kreşlerin nüfus artışına hiçbir faydası yokken neden hala kreşlerin arttırılmasından söz ediyorsunuz? Soru İki:

Çalışan anneler için bakanlığınızın en son yaptığı sadece dört kalem desteği aşağıya alıyorum:

A - Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Ücretsiz Kreş Kontenjanı.

B - SGK Eğitimli Çocuk Bakıcısı ve Çalışan Anne Projesi

Bu proje için 510+50 avro AB’den fon alıyorsunuz

C - Kurumsal Çocuk Bakım Kreş Projesi, pilot iller: Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Bursa, Malatya, Elazığ.

Çocuğunu MEB onayı ile kreşe gönderen çalışan anneler için aylık 100 avro ve artı 100 avro da 24 ay boyunca kırtasiye desteği veriyorsunuz.

D - İŞKUR Kursiyer / Çalışan Anne Çocuk Bakım Desteği Aylık 10.000 TL veriyorsunuz.

Pekala çalışan annelere bu destekleri veriyırsunuz da neden; evinde toz alan, çamaşır yıkayan, bulaşık yıkayan, ütü yapan, yemek yapan, cam silen, bağ-bahçe sulayan, pamuk toplayan, çay toplayan, fındık toplayan, diğer tarım işlerinde çalışan üstelik üç-dört çocuk bakan, çocuklarına: komşuluğu, akraba ziyaretini, şükretmeyi, iktisat etmeyi, israfın haramlığını, aile kavramını, Allah sevgisini ve korkusunu, Peygamber (sav) sevgisini öğreten ve çocuklarını kendi kokusuyla, sevgi ve şefkatiyle büyüten annelerden hiç söz etmiyorsunuz, iki yavrunuz var, Allah bağışlasın siz de bir annesiniz size göre “çalışmayan” ve üniversite bitiren/bitirmeyen bu anneleri neden görmüyorsunuz?

Soru üç:

Değerli bakanım siz üç yıl Cezair’de diplomatlık yaptınız, ekonomi, siyaset, insan kaynakları bilimi okudunuz.

OECD verilerine göre Avrupa ortalaması kadınlarda doğurganlık hızı 1.45 çocuk iken, çalışan hanımlarda bu oran 1.1 çocuğa kadar düşüyor.

Türkiye’de çalışan kadın oranı %30’ları geçiyor, öyleyse neden hala kadınların çalışmasını öneriyorsunuz, bu gayret nüfusumuzu yaşlandırmıyor mu?

Sayın Hanımefendi, yıllardır yazıyor ve söylüyorum, Türkiye’nin ekonomisine önemli bir katkı yapmak, tarımsal katmadeğer sağlamak ve en önemlisi de gerçekten nüfusu gençleştirmek istiyorsak ev kadınlarından belli bir yaşta olan ve en az üç çocuk yapanları tamamen SGK kapsamına almak ve bir miktar maaş bağlamak gerekiyor.

2009 yılında Avrupa’nın ilk ve tek tesettürlü milletvekili hanımı olarak büyük bir devrim yapmıştınız.

Türkiye’de de üç çocuk yapan ev hanımlarını SGK kapsamına alarak, bir miktar maaş bağlayarak nüfusumuzu gençleştirip dünyaya örnek olmak ve böylece bir devrim daha yapmak istemez misiniz?

Ferman Karaçam / Haber 7
fermankaracam@gmail.com
www.fermankaracam.com

Yorumlar11

  • Mert O. 16 dakika önce Şikayet Et
    önce anne yetiştirelim sonra çocuk, annesini kesen babasını döven nesilden çok çocuk beklemek harakiri yapmaktan öteye geçmez
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Yorumcu 24 dakika önce Şikayet Et
    Ev hanımlarını hatırlatmanız isabetli olmuş. Odaklanması gereken kesim aslında çalışmayan ev hanımları. Aslında onlar da çalışıyor. Çalışan kadınlar az doğuruyor, ya da kedi köpekle pati annesi oluyorlar! Benim ekleyeceğim bir husus daha var, mesele çok çocuk yapmakla çözülmez,ahlaklı nesiller yetiştirmemiz lazım. Düşündükçe bu işler zor diyorum,Allah yardımcımız olsun,selametle.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • OSMAN GAZİ 24 dakika önce Şikayet Et
    Kadınların çalışması değil ev hanımlığı güçlü şekilde teşvik edilip desteklenmelidir. Ev hanımlarına düşük de olsa maaş bağlanmalı. Ayrıca kadınlarla erkeklerin çalışma ortamları mümkün olduğunca ayrılmalıdır. Kız ve erkeklerin ayrı okuduğu lise ve üniversiteler mutlaka olmalıdır. Mesela bayanların okuduğu tıp fakülteleri gibi.
    Cevapla
  • RMZ. Hoş laf. 27 dakika önce Şikayet Et
    Kesinlikle, evinde çalışan, en az üç çocuk yapan annelere , kira artı, asgari ücret verilerek, bu millete gençlik ve güç kazandırılmalıdır.
    Cevapla
  • E. A. 31 dakika önce Şikayet Et
    Doğru söze ne gibi bir yorum yapabilirizki, ağzına sağlık Ferman hocam. Gerçi sayın bakanımız kendi çocukluk dönemindeki anne-çocuk ilişkisi ile şimdiki durumları kıyaslasa yeterli olacak.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat