"Atımızın kuyruğunu bağladık”

  • GİRİŞ27.08.2026 08:57
  • GÜNCELLEME27.08.2026 09:33

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün Malazgirt Meydan Muharebesi’nin 955’inci yıldönümü anma programında, karşısında kendisini dinleyen coşkulu kalabalığa şu cümlelerle hitap etti: 

Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge için atımızın kuyruğunu bağladık. Kardeşliğimiz için bunu yaptık. Dost düşman herkes bilsin bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Türkiye barışçıl politikalarıyla bölgeye yön veriyor. Bunun önünü artık kimse kesemez.”

“Atımızın kuyruğunu bağladık” ifadesi şu türden anlamlara geliyor: 

“Bir işin sonuna gelmek, artık geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşmak…” 

Artık yola çıkmaya/başlamaya hazır olmak…”

“ORTADOĞU’DA TESADÜFLER BİLE PLANLANIR”

Yazının burasında, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala’dan duyduğum bir söz aklıma geldi. 

Ortadoğu’da tesadüfler bile planlanır” biçiminde bir söz bu. 

‘Tesadüf görünümlü planlanmış bir gelişme’ olabilir mi emin değilim ama Ağustos ayının şu son günlerinde Cumhur İttifakı paydaşlarının Ahlat ve Malazgirt çıkarması yapması ile Suriye’den gelen ve tarihsel niteliği çok açık olan bir haber arasındaki zamanlama uyuşması son derece manidardı. 

SDG’nin bir numaralı ismi olan Mazlum Abdi, Suriye’nin Başkenti Şam’daki Halk Sarayı’nda basın mensuplarına yaptığı açıklama ile hem bulunurdu ülke, hem de Türkiye için büyük haberi verdi, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile varılan anlaşma çerçevesinde sürecin tamamlandığını vurgulayarak, “Bağımsız bir askeri güç olarak kendimizi feshettiğimiz ilan ediyoruz” dedi. 

Bu haberi büyük yapan sebep şu: 

Yakın zamana kadar Suriye’de böyle bir gelişmenin olabileceğine çok az kişi ihtimal veriyordu.

Tam da iki yıl önce bu vakitler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yine bir Ahlat konuşmasıyla başlattığı Terörsüz Türkiye projesinin önündeki en büyük engel PKK’nın Suriye’deki pozisyonu olarak görülüyordu. 

Suriye’de SDG/YPG meselesi çözülmeden, Türkiye’de bir başarı elde etmek çok zor” deniyordu. 

Ama gelinen nokta itibarıyla, Suriye’deki PKK meselesi Türkiye lehine sorun olmaktan uzaklaştığı gibi, neredeyse Türkiye’deki sürecin de önüne geçmiş oldu. 

Bir önceki yazıda ifade etmiştik. 

Türkiye’nin bölge tezleri ile ABD’nin yaklaşamı arasında nadir zamanlarda görülen bir ‘senkronizasyon’ durumunun yansıması var burada. 

Netice itibarıyla dün kadar Türkiye’ye karşı SDG yapılanmasını büyüten ABD bakışının yerini, Trump yönetimiyle birlikte SDG projesinden vazgeçip, Suriye’nin geleceğini Türkiye’nin gördüğü yerden görme politikası almış oldu. 

Ancak ABD’nin yaklaşımındaki bu köklü değişiklik kendiliğinden oluşmadı tabi. 

Ankara’nın 2012’den itibaren Suriye’nin kuzeydoğusundan yönelen tehdidi kendi toprak bütünlüğüne dönük ‘hayati bir tehdit’ olarak kodlaması, bunun ciddiyetini gösteren askeri müdahalelerde bulunması, eş zamanlı olarak Washington üzerinde yürüttüğü sabırlı ama kararlı ‘ikna süreci’, bu işlerin bu noktaya gelmesine büyük katkı sağladı. 

Suriye’den gelen büyük haber, Türkiye’den gelebilecek başka büyük haberlerin önünü açabilir. 

100 yılda, 200 yılda bir yaşanabilecek türden değişim/dönüşümlerin içinden geçiyoruz. 

Geçen yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğunun tarih sahnesinden çekilmesiyle sonuçlanan büyük yenilgiler sonrası yapılan emperyal müdahalelerle ‘tarihsel doğası’ bozulan coğrafyamızda, hem tarihin, hem coğrafyanın normalleşmesine yarayabilecek fırsatlar kendini göstermiş durumda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu fırsat penceresinden bakarak gördüklerini aktarıyor, düzenli bir biçimde Türklerin, Kürtlerin, Arapların, tarihsel kardeşliğine vurgu yapıyor. 

Hatırlayalım…

AK Parti’nin 2023 seçimlerine giderken hedef olarak sloganlaştırdığı ifade Türkiye Yüzyılı idi. 

Türkiye Yüzyılı hedefinin en gözle görülür sonuçlarını bu gelişmelerle karşımızda buluyoruz. 

Gerçekten de yeni bir yüzyıla yelken açtığımızı gösteren öncü işaretler olarak görülebilir bu gelişmeler. 

Yorumlar1

  • Kaan 18 dakika önce Şikayet Et
    Ellerinize sağlık
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat