FETÖ’nün Bukalemunu: Enes Kanter
- GİRİŞ28.08.2026 09:08
- GÜNCELLEME28.08.2026 09:08
Spor kariyerini disiplinsizlik, yeteneksizlik ve ihanetle noktalayan firari FETÖ’cü basketbolcu Enes Kanter, sığındığı ABD çatısı altında ikiyüzlülüğün yeni örneklerini sergilemeye devam ediyor.
FETÖ’nün Amerika’daki en kullanışlı propaganda ve PR aparatına dönüşen Kanter, yıllardır “insan hakları” ve “özgürlük” maskesi arkasına sığınarak Türkiye’ye karşı ihanetinde sınır tanımıyor.
Amerikan Kongresi başta olmak üzere BM ve AB gibi birçok kuruluş kapısında adeta ihanet nöbeti tutan bu kirli figür, yıllardır Türkiye’yi karalamak için yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor.

KADINLIĞINI İLAN EDEN KANTER’İN SON PROVOKASYONU
Sporculuk serüveni sıfırlanan Kanter, lobi faaliyetlerinin yanı sıra gündemde kalabilmek için Amerikan siyasetindeki popülist kültür savaşlarına eklemlenerek prim yapmaya çalışıyor.
NBA’deki miadını doldurduktan sonra hiçbir ciddi kulübün kapısından içeri sokmadığı Kanter, kendisini gündemde tutabilmek için her yola başvuruyor.
Bunun son trajikomik örneği ise geçtiğimiz günlerde WNBA (Amerikan Kadınlar Basketbol Ligi) maçında yaşandı.

Kendisini "kadın olarak tanımlayan" ve Kadınlar Ligi seçmelerine katılma şovu başlatan Kanter, Chicago’daki maçta giydiği provokatif tişörtle saha kenarından olay çıkardı.
Chicago Sky oyuncusu Natasha Cloud ile yaşadığı gerginlik ve sahaya adım atması sonucu Kanter, güvenlik güçlerince salondan dışarı atıldı.
Salondan çıkarılırken bile üstünde kadın olduğunu belirten “WOMAN noun. adult human female” yazılı tişörtü gösterip seyirciyi kışkırtmaya çalışması, PR uğruna düşmüş olduğu zavallı durumu ve karakter aşınmasının yansımasıydı.
Aslında Kanter, bu provokatif eylemle WNBA’in kurallarını sorgulama şovu yaparak Trump yönetimine ve en güçlü destekçisi aşırı sağ gruplara trans sporcu tartışmaları üzerinden yaranma amacını taşıyordu.

İHANET APARATININ İKİYÜZLÜ DÜNYASI
Maneviyat simsarlığından magazin sayfalarına ve basketbol sahalarındaki ucuz provokasyonlarına kadar savrulan Kanter; FETÖ’nün kullanışlı aparatı haline gelmiş durumda.
Öyle ki ihanetleri nedeniyle kendi ailesinin bile evlatlıktan reddettiği Kanter, “Gülen için anam babam feda olsun” diyerek geçici bir süre “Gülen” soyismini kullanacak kadar örgüt bağı güçlü bir militan figür.
Amerikan vatandaşlığına geçerken ise “Freedom” (Özgürlük) soyismini alan Kanter, kendini sözde özgürlük ve insan hakları aktivisti olarak pazarlamayı çalıştı.
“Bugüne kadar örgütten ‘ağabey’ dediğim kişilere tam 110 milyon dolar verdim” diyerek servetini karanlık örgüte devretmekle övünen Kanter, FETÖ içerisindeki çıkar çarkının boyutlarıyla ilgili ifşalarda bulundu.
Hayattayken FETÖ elebaşı Gülen’in gözüne girmek için her türlü şarlatanlığı sergileyen Kanter, Türkiye aleyhtarı lobilere piyonluk yapmaktan ABD ekranlarında şovmen olmaya kadar her kılığa giriyor.

Örgüt tabanına “hizmet”, “dava” ve “fedakârlık” masalları anlatarak Gülen’in ayağına kapanıp kendisini "manevi evlat" ilan eden Kanter’in özel hayatı ise tamamen ikiyüzlü çürümüşlük örnekleriyle dolu.
ABD magazin basınında boy gösteren gayrimeşru ilişkileri, lüks hayatı ve gece kulüpleri sayfalarını süsleyen çalkantılı yaşamı, bağlı olduğu terör örgütünün ne denli omurgasız bir yapıya sahip olduğunun da en çarpıcı göstergesi.
Kendi tabanına dindarlık şovu yapan Kanter, Amerika sosyetesinin ucuz bir magazin figürüne dönüşerek tam da FETÖ’nün sinsi ve ikiyüzlü karakterine yakışan bir riyakârlık örneği.

KANTER’İN SİYONİST SERMAYEYE DAMAT OLMA HAYALİ
Kanter, sözde FETÖ terör örgütüne "adanmış" kimliğinin altında 2018 yılında kendisinden 51 santim kısa Amerikan güreşçisi Dana Brooke ile gayrimeşru ilişki yaşıyordu.
Bir yıl süren bu çalkantılı ilişki Brooke’un sosyal medyadan yaptığı “ihanet, yalancılık ve narsisizm” suçlamalarıyla sona ererken Kanter yeni bir ilişkiye yelken açıyordu: Hem de dünyanın en zengin ve güçlü Yahudi ailelerinden Rockefellerın petrol baronu John D. Rockefeller’ın en sevdiği torunuyla.
Kanter’in kendisinden 10 yaş büyük moda tasarımcısı torun Adriana Rockefeller ile Portland’da el ele samimi pozları sosyal medyaya yansıdı.
Ama bu ilişkinin en ilginç görüntüsü Kanter’in evinde Adriana için kendi elleriyle yaptığı FETÖ örgütünün meşhur yemeği maklube şovuydu.
Bu samimi görüntülere rağmen ikili arasındaki ilişki 2021 sonbaharında sessiz sedasız sona ererken Kanter’in Siyonist Rockefeller ailesine damat olma hayali de suya düştü.
İlişkilerinde hız kesmeyen Kanter, Adriana’nın ardından ise Avustralyalı popüler Instagram modeli influencer Emily Sears ile birliktelik yaşarken de hiçbir ahlaki kaygı duymadı.

“İNSAN HAKLARI” MASKESİYLE TACİZ SKANDALLARI
Kanter’in ahlaki bakımdan sahtekârlıklarla dolu karakterinin bir başka perdesi ise üzerine eğreti bir kıyafet gibi giydiği sözde "insan hakları ve özgürlük savunuculuğu" rolüdür.
İnsan Hakları Vakfı (HRF) etkinliklerinde tanıştığı kadınlara yönelik ortaya atılan taciz ve uygunsuz mesajlaşma şikâyetleri Kanter’in ahlaki seviyesizliğini yansıtıyor.
ABD’li aktivist ve gazeteci Haley Byrd Wilt tarafından NOTUS dergisinin 2024 Mayıs sayısında yayımlanan kapsamlı araştırma dosyasında Kanter’in taciz iddialarına yer verildi.

“İnsan Hakları Dünyasında Cinsel Taciz Sorunu Var” başlığıyla dergide yer alan haberde birçok kadın aktivistin Kanter tarafından cinsel tacize uğradığı üç ayrı kaynağa dayandırılarak sunuluyor.
Konuyla ilgili iç soruşturmayla etik incelemesi yapan İnsan Hakları Vakfı, Kanter’i organizasyonlarından uzaklaştırma kararı aldı.
Kanter’le ilgili benzer bir taciz iddiası da 2022 yılında Hong Konglu aktivist Chung Ching Kwon tarafından sosyal medyada ifşa edilmişti. Aktivist Kwon, Kanter’in genç kadınları avlamak için konferanslarda dolaşıp uygunsuz mesajlar attığını ve çoklu ilişki tekliflerinde bulunduğunu ifade etti.

Örgüt tabanına inanç pazarlayan bu figürün, arka planda adının taciz skandallarıyla anılması, kutsal kavramları sadece kendi kişisel nüfuzunu korumak için kalkan olarak kullandığının kanıtıdır.
Soyadını "Freedom" (Özgürlük) yaparak kendini küresel bir kahraman gibi pazarlamaya çalışan Kanter, aslında uluslararası arenada güç odaklarına yaranmaya çalışan, ahlaki zaaflar içerisindeki ucuz bir şarlatandır.
“BUKALEMUNUN” RENK DEĞİŞTİREN İHANETİ
Her devrin ve her gücün rengini alabilen bukalemun karakteriyle Kanter; inancı şov malzemesi, ahlakı ise bir retorikten ibaret gören vatan hainliğinin hazin bir özetidir.
Kendi ülkesine ihanet etmeyi bir "özgürlük mücadelesi" gibi sunacak kadar alçalan bu Kanter, rüzgâr nereden eserse oraya dönen, hangi maske prim yapıyorsa onu yüzüne geçiren bir fırsatçıdır.

Bir gün Rockefeller ailesinin malikânelerinde elit bir damat adayı olma hayali kuran Kanter, ertesi gün mazlumların sesi rolünde sözde aktivistliğe soyunuyor.
FETÖ’nün bu sapkın müridi Yunanistan bayrağına sarılacak, Amerikan Kongresinde aleyhte ifade verecek kadar da Türkiye’ye karşı ihanet içerisindedir.
Görüldüğü gibi bir taraftan FETÖ örgütü üzerinden inançlı bir profil çizmeye çalışan Kanter, diğer taraftan magazin çevrelerinde ilişkiden ilişkiye savrulan sahte bir ahlak simsarıdır.
Kanter’in yaşadığı bu fırtınalı ilişkiler, uğruna ailesini bile feda ettiği elebaşı Gülen’in “hal dili” söylemleriyle maskelediği ikiyüzlü dindarlık tiyatrosunu çarpıcı şekilde gösteriyor.
Kanter’in bugün kendisine biçtiği rol, eski NBA oyuncusundan çok “Amerikan muhafazakâr siyasetinin Türkiye karşıtı şarlatanlığıdır.”

Sahalardaki başarılarıyla değil provokasyonlarıyla anılan Kanter’in Chicago Sky ile Indiana Fever arasındaki WNBA maçında sergilediği son şovu ise bu savrulmanın adeta karikatürleşmiş halidir.
Ne yaparsa yapsın, ne ABD medyasındaki reyting arayışları ne de giydiği farklı maskeler, onun vatanına ihanet etmiş bir örgüt figüranı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
İhanet odağı Kanter, milletimizin hafızasında spordaki performansından çok ülkemize karşı her platformda sergilediği ihanetleriyle yer alacak.
Çünkü bukalemun renk değiştirebilir; ama geçmişini değiştiremez.
Yorumlar2