Aylardan Ağustos günlerden cuma
- GİRİŞ28.08.2026 12:04
- GÜNCELLEME28.08.2026 12:04
Zaferler ayı Ağustos’tayız
Büyük komutan Sultan Alparslan ve kahraman ordusu, Malazgirt Ovası’nda Anadolu’nun kapılarını açarak bu toprakları bize vatan kıldı.
Otlukbeli ve Çaldıran zaferleri yine ağustos günlerinde kazanıldı. Millî Mücadelemiz, 30 Ağustos Zaferi ile taçlandı; işgalciler vatandan kovuldu.
Büyük komutanlar, büyük zaferlerle tarih yapar. Büyük şairler ise o zaferleri destanlaştırarak milletin hafızasına nakşeder.
Böylece savaş meydanlarında yazılan tarih, şiirin kudretiyle geleceğe taşınır.
Şiir, şuur kazandırma sanatıdır. Çanakkale Zaferi ne kadar büyükse, Mehmet Âkif’in “Çanakkale Şehitlerine” şiiri de o kadar kıymetlidir.
Âkif, Çanakkale’yi edebiyatımıza taşıyarak ebedîleştirmiştir. Tarihimizin dönüm noktalarından Malazgirt Zaferi’ni ise Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu destanlaştırmıştır.
Aylardan Ağustos, günlerden Cuma
Gün doğmadan evvel iklîm-i Rûm’a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma
Yeni bir şevk ile gürledi gökler
Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!
1971 yılında açılan yarışmada birinci seçilen “Malazgirt Marşı”, 1071 ruhunu yansıtan muhteşem bir şiirdir.
Yazıldığı günden bugüne büyük bir heyecanla okunmasının sebebi de budur. Çünkü hissedilmeden yazılan şiir, okuyanda his uyandırmaz.
Yazar neresiyle yazarsa, okurun orasına dokunur. Malazgirt Marşı doğrudan yürekten yazıldığı için yüreklere dokunmuştur.
Yiğitler kan döker bayrak solmaya,
Anadolu başlar vatan olmaya
Kızılelma’ya hey! Kızılelma’ya!
En güzel marşını vurmada Mehter
Ya Allah… Bismillâh… Allahüekber!
Edebiyatımıza “destan şairi” olarak geçen Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, bütün ömrünü milletimizin yetiştirdiği kahramanları ve onların yazdığı destanları gençlere sevdirmeye adamıştır.
Gayesi, genç nesillere millî şuur kazandırmaktır.
Destanlar, bir milletin geçmişiyle istikbali arasında güçlü bağlar kurar. Gençosmanoğlu, bu bağı ustalıkla yeniden kurmuş, millî şuurun uyanmasına öncülük etmiştir.
Harput’un zengin kültür ikliminde yetişen şair; Dede Korkut’tan halk şiirine, divan şiirinden tekke geleneğine uzanan büyük bir birikime sahiptir. Bu birikim, onun muhteşem üslûbunda net şekilde görülmektedir.
Gençosmanoğlu’nun mısralarında Malazgirt’le birlikte İstanbul’un fethinin sevincini, Çanakkale’nin ruhunu da görürüz.
O, Türk milletinin tarihini edebiyat aracılığıyla genç dimağlara nakış nakış işlemiştir.
Şiirinin coğrafyası, atalarımızın atlarının ayak bastığı her yeri kapsamaktadır. Onun destanları, amatör bir heyecan ve kuru hamasetten ibaret değildir. Şiirin estetik boyundan taviz vermemiştir.
Edebiyatın gücünü önemseyen büyük şair için asıl şiiri savaş meydanlarında kahramanlarımız yazmıştır. Bu görüşünü bir röportajında şöyle dile getirmiştir:
“Hiçbir şiir, Ulubatlı Hasan’ın Bizans surlarına bayrak dikmesi, Genç Osman’ın kelle koltukta ‘Allah Allah’ diyerek Bağdat’a girmesi, Malazgirt’te Türk ordusunun kendisinden dört kat üstün düşman kuvvetlerine karşı zafer kazanması kadar güzel olamaz. Ben bunun için destana hayranım ve destan yazıyorum.”
Gençosmanoğlu’na göre Malazgirt, Anadolu’yu ebedî vatan kılan büyük bir iradenin adıdır. Hilal ile Haç’ın mücadelesidir!
Bu ruhu diri tutmak gibi bir sorumluluğumuz vardır.
Haçlı zihniyeti Endülüs’ten vazgeçmediği gibi Anadolu’dan da vazgeçmemiştir. Sekiz asır sonra Endülüs’ü bizden aldılar; Anadolu’dan da vazgeçmiş değiller.
Şark Meselesi, bu açıdan bakıldığında doğrudan Türkleri Anadolu’dan çıkarma meselesidir. Tarih boyunca Anadolu’dan vazgeçmeyenlerin oyunlarına karşı uyanık olmak mecburiyetindeyiz.
Gençosmanoğlu şiirleriyle bilinç uyandırmaya çalıştığı gibi mutemel tehlikelere karşı uyarıcılık vazifesini de yerine getirmiştir.
Türk milleti olarak Anadolu’da binlerce yıl daha kalabilmek için Malazgirt’i doğru anlamalı, doğru anlatmalı; Malazgirt ruhunu yaşatmalı ve tarih şuurunu diri tutmalıyız.
Malazgirt’te destan yazan kahramanları da Malazgirt’in destanını yazan şairleri de çağın diliyle yeni nesillere anlatmalı ve öğretmeliyiz.
Bu vesileyle Malazgirt zaferinin yiğitlerini de Malazgirt’i destanlaştıran Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nu da rahmetle, minnetle ve hürmetle yâd edelim.
Yorumlar2