YÖK’ten Üniversitelere Tarihî Çağrı: YÖK, "Terörsüz Türkiye" Hedefi İçin Üniversiteleri Göreve Çağırdı
- GİRİŞ01.09.2026 09:01
- GÜNCELLEME01.09.2026 09:01
YÖK Başkanı Erol Özvar, tüm üniversitelere yaptıkları tarihî çağrıyla; bu büyük hedefin farklı disiplinlerin katkısıyla ele alınmasını talep ettiklerini belirtti. Özvar; akademik araştırmaların derinleştirilmesi, panel, konferans ve çalıştaylar kanalıyla entelektüel bir zemin oluşturulması ve ortaya çıkacak bilimsel raporların kamuoyuyla paylaşılması için bir seferberlik başlattıklarını ifade etti.
Türkiye, terörle mücadele deneyimini güvenlik odaklı bir boyuttan toplumsal bütünleşme ve sürdürülebilir barış arayışına dönüştürmüştür. Bu doğrultuda silahsızlanma ve yeniden entegrasyon süreçlerini yalnızca güvenlik ekseninde değil; hukuk, siyaset, kalkınma ve toplumsal bütünleşme boyutlarıyla birlikte ele alan bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu kapsamda, yasama organı bünyesinde çok partili temsil esasına dayalı olarak yapılandırılan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, “barışın demokratik zeminde denetimi” ilkesini icra etmektedir. Bu özgün yapı, devletin kurumsal otonomisini korurken aynı zamanda sürecin toplumsal ve siyasal hesap verebilirliğini en üst düzeye çıkarmıştır.
TBMM’nin bu süreçteki yasa yapma işlevi ile bu kapsamda öne çıkan “geçiş hukuku” yaklaşımının, hukuk devleti ilkeleriyle uyumlu biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak terörle mücadelede kalıcı başarı sağlanması, dolayısıyla "Terörsüz Türkiye" idealine ulaşılması; sürece ilişkin çıkarılacak yasal mevzuatın yanı sıra sosyolojik, ekonomik, psikolojik ve stratejik boyutları kapsayan multidisipliner bir kurumsal ve akademik hafızanın inşasıyla mümkündür. Bu doğrultuda "Terörsüz Türkiye" sürecinin sosyolojik, ekonomik ve stratejik boyutlarının, akademinin çok disiplinli yapısıyla incelenmesinde büyük fayda bulunmaktadır. Özellikle üniversitelerimizin yürüteceği bilimsel çalışmalar, düzenleyeceği panel, konferans ve çalıştaylar ile ortaya koyacağı somut değerlendirmeler ve öneriler, toplumsal bilincimizi daha da güçlendirecektir. Üniversiteler tarafından yapılacak çalışma ve bilimsel etkinliklerle yakın dönem tecrübelerimizin de tüm yönleriyle hatırlatılması gerekmektedir. Daha önce çözüm sürecinde yaşanan ve süreci sabote etme amacı taşıyan eylem ile söylemler konusunda toplum bilinçlendirilmeli, geçmiş dönemin tecrübelerinden mutlaka yararlanılmalıdır.
Terörün nedenlerini kavramak, stratejik mücadele planlamasının ilk ve en önemli basamağını oluşturmaktadır. Terörün arkasındaki dinamikler; özellikle yoksulluk, adaletsizlik, algılanan hoşnutsuzluklar ve aidiyet hissi sahada fiilen giderilmedikçe bu konuda kalıcı bir başarı sağlanamaz. Üniversiteler bu noktada “toplum temelli entegrasyon” politikaları geliştirerek; başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere istihdam, eğitim ve psikososyal destek programları aracılığıyla eski militanların sivilleşmesini kolaylaştırmada rol oynamalıdır. Ayrıca eski örgüt mensuplarının topluma kazandırılmasının yanı sıra toplumsal uyumun ve yerel direnç mekanizmalarının güçlendirilmesi de hedeflenmelidir.
Terörle mücadelede ortaya konulan bu yeni model, Türkiye’de iç barış ortamını sağlayacağı gibi, aynı zamanda ülkeyi bölgesinde "güvenlikçi devlet" anlayışından “barış inşa eden devlet” kimliğine evirecek ve çatışma çözümü ve barış inşası alanında dünyaya örnek teşkil edecektir.
Terörle mücadelede benimsenen ve uygulamaya konulan bu yeni modelin başarıya ulaşması için tüm üniversitelerimizin bu büyük vizyonun bir parçası olması ve akademinin entelektüel gücünü sahaya yansıtması gerekir. Bilimin rehberliğinde atacağımız her adım, terörsüz bir geleceğin en sağlam temeli olacaktır. Bu vesile ile tüm akademik camiamızı bu vizyona katkı sunmaya ve görev almaya çağırıyorum.
Prof. Dr. Rauf Karasu
Hacettepe Üniversitesi Senato Üyesi
Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı
Yorumlar1