Hira Dağı kadar Müslüman olduğumuz için Tanrı Dağı kadar Türk’üz

  • GİRİŞ08.09.2026 09:01
  • GÜNCELLEME08.09.2026 09:01

Türk tarihini ve coğrafyasını iyi bilen bir dostumla telefonda konuşurken şöyle dedi,

Türkiye’de son dönemde Türklük adına konuşan, yazan kimi tarihçinin Müslümanlık dışı Türklük üzerinden açtığı tartışmalar sorunludur. Biz Müslümanlığımızla Türk milleti olduk!

Ona dedim ki,

“O zaman Hira Dağı kadar Müslüman olduğumuz için Tanrı Dağı kadar Türk’üz!

Bu burada dursun hele..!

***

Türklüğü salt bir ırka dayandırma hevesinde olanları takip ediyoruz. Türklüğün sadece bir “ırk” olmadığını aynı zamanda “duygudaşlık” olduğunu…

Ve dahası, Müslümanlıkla bir tutulduğunu da hatırlayarak;

Bir de Anadolu’daki ilk dönem medeniyetleri ile kurulan ünsiyetin de ne anlama geldiğini biliyoruz.

***

Yaşı 60’ı devirenlerin de yaşadığı bir anım var. 1982’de Lise birinci sınıftayken tarih öğretmenimiz hepimizi “Hititlerin torunları” ilan etmişti. O anlatının bizdeki iz düşümü yıllarca Osmanlı’nın bu topraklara dışarıdan gelen bir topluluk ve sonrasında da yıkılıp gitmiş bir devlet olduğuna inandırıldık.

Çünkü maksat çok belliydi. Maksat, Müslümanlıktan kopmuş bir Türklüğü bizim zihnimizde inşa etme gayret ve çabasıydı yıllar sonra anladık.

Tıpkı erken dönem Cumhuriyet elitlerinin yaptığı gibi…

***

Yine bugünlerde, Maveraünnehir’in şehirlerinde değil de kırsalında…

Orta Asya steplerinde, Altay Dağlarında, “Türk izi” arayan tarihçilerin bir kısmının maksada “Türk’ü Müslümanlıktan ayrı düşünme halidir.

Bu tutumun hiç de iyi niyetli olmadığını gördüğümüz bir günde Cumhurbaşkanı Erdoğan konuya son derece dikkat çeken ifadelerle müdahil oldu.

Dedi ki,

“Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti'ni binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Selçuklu'yu Osmanlı'yı yok sayıp eski Türk tarihinden bir hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını iyi niyetli bulmuyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tespiti olup biteni çok net ifade ediyor.

Bize lise çağında empoze edilen düşünceler, “bilimsellik” kisvesiyle bugün yeniden hortlatılıyor.

O gün bizim tarih öğretmenimizin zihin dünyasını kendisine rehber edinenler bugün “Profesör” ünvanlarıyla Türklüğü Müslümanlıktan ayırarak tarihi olağan dışı sıçramalarla anlatıyor.

Onlara göre Maveraünnehir’in 8’nci yüzyıldan itibaren büyük bir düşünce ve bilim üreten şehirleri yok sayılıyor. Büyük Müslüman Türk bilginleri, arifleri, astronomları yok sayılıyor.

Onların öğrencilerinin, devamlarının Anadolu’yu nasıl mayaladığını yok sayıyorlar.

Hoca Ahmet Yesevi’nin, “Bir kütüğü yaktık Urumeline attık” sözüyle ifade ettiği binlerce öncü Horasan Ereni’nin Anadolu’da Selçuklu’nun Osmanlı’nın ve şimdi de Cumhuriyetin öncüleri olduğu gerçeğini bilinçli bir şekilde yok sayıyorlar!

Varsa yoksa bozkırda at koşturanlar, “Gök Tanrı”ya bazen itaat eden bazen baş kaldıranlar…

İslam öncesi Türklüğü araştırmak başka, onu Türklüğün yegane gerçeği olarak göstermek başka!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle, “Eski Türk tarihinden bir hamlede Cumhuriyete atlıyorlar!

Bu zihin dünyası ve düşünce yapısı, sorunludur. Art niyetlidir. Bilinçli bir zihin bulandırmadır. Yanlış tarih okuması ve geçmiş tasavvurudur!

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı bağlamda şunu da söylüyor,

"Milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan hiçbir proje başarılı olamadı. Ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.”

Dikkat edilirse Ahlat ve Malazgirt’te her yıl düzenlenen etkinliklerin temel çıkış noktası, sadece Anadolu’daki 1000 yıllık geçmişimize atıf değil, aynı zamanda “Türklüğün Müslümanlık ile olan bağına” da işaret etmektir.

Türkistan’da yani Horasan’da yani Maveraünnehir’de Türklüğün Müslümanlık ile tanıştıktan sonra inşa ettiği muazzam şehirlere, medeniyete olan körlük, bilinçlidir.

Türklüğün Müslümanlıktan önceki dönemine sürekli vurgu yapmak art niyetlidir.

Yazının başında arkadaşımızın, tespitine verdiğimiz cevabın bir slogan değil, gerçek olduğunu bir kez daha kayıtlara geçirmek isteriz.

Batı Trakya’da bir Roman çocuğunun sünette olduğu anda “Türk oldum” diye bağırarak koşturduğunu anlatan Baş Müftü Ahmet Mete’ye rahmet olsun.

Yorumlar1

  • ilyas 18 dakika önce Şikayet Et
    Yazınız gerçekten çok güzel, tebrikler. Ben de başımdan geçen bir anıyı paylaşmak istedim. Mezhebi farklı bir arkadaşımın gusül abdestini nasıl alacağını bilmediği bir durumu yaşadım. Ona abdest almayı tarif ettikten sonra, abdestini aldı ve bana "Beni Türk yaptın" demişti.
    Cevapla
  • Fatih 21 dakika önce Şikayet Et
    Allah'ım yar ve yardımcınız olsun İnşallah, Allah sizlere hayırlı uzun ömürler versin versin İnşallah.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat