Bir alan daha Türkiye'nin eline geçti

  • GİRİŞ10.09.2026 09:04
  • GÜNCELLEME10.09.2026 09:04

Türkiye, bir imparatorluk bakiyesi.

Geçmişimizi hatırladığımız ölçüde gücümüzü arttırabiliriz.

II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan dünya düzeni çatırdıyor.

Yeni düzenin farklı aktörleri olacak.

Bu yeni düzene Türkiye'nin yeni hızlı adapte olduğunu söylemek mümkün.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğindeki Türkiye, attığı stratejik adımlarla dünyanın ilgisini çekiyor.

Bu adımlardan belki de en stratejik olanı, diplomaside yumuşak gücün farklı bir alanda kullanılması.

Türkiye, şimdiye kadar yardım kuruluşları eliyle dünyanın dört bir yanındaki mazlumlara kucak açtı.

Bu çabalarının sonuçlarını artık diplomasi alanında da görmeye başladı.

Benim asıl ilgi alanım ise önümüzdeki yılların yumuşak güç diplomasisi.

İşte bu noktada yeni kurumlar ve oluşumlar göze çarpıyor.

Sıfır Atık Vakfı da bunların başında geliyor.

Şimdiye kadar yaptığı çalışmalar medyada hak ettiği kadar ilgi görmese de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi'nin başlattığı hareket dalga dalga yayılıyor.

Şöyle düşünün:

Türkiye'den bir sivil toplum kuruluşu, devletin resmi kurumlarının dışında, Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası gibi kurumların ciddiye aldığı, adeta görüşmek için sıraya girdiği bir yapıya dönüşmüş durumda.

Bu, Türkiye açısından önemli bir kazanım.

Dünyaya birçok konuda söz söyleyebilme, özellikle çevre konusunda kendi tezlerimizi en üst perdeden anlatabilme fırsatına sahibiz.

Üstelik İslam dininin çevre ve geri dönüşüm konusunda bize verdiği bunca nasihat varken, bunların bir kısmını dünyaya aktarabilmek ayrıca önemli.

İlginç bir örnek vermek gerekirse, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Vakfı'nın öncü rolüne karşılık olarak Türkiye'de ofis açtı. Bu eşine pek az rastlanan bir durum.

Peki Sıfır Atık Vakfı ne yapıyor, ne yapacak?

Vakıf yetkilileri bunu “sürdürülebilir ve adil bir dünya” hedefiyle anlatıyor.

Sürdürülebilir kısmı herhalde anlaşılmıştır.

Peki adil dünya ne demek?

Örneğin Afrika'da, Asya'da ve diğer mazlum coğrafyalarda yaşayanlara, dünyayı asıl kirletenlerin daha sonra dönüp sanki suçlu üçüncü dünya ülkeleriymiş gibi davranması anlatılabilir.

Yumuşak gücün bir başka boyutu da burada ortaya çıkıyor.

Türkiye, uluslararası kurumların kurallarına uymakla mükellef sıradan bir ülke konumundan, bugün çevre başlığı altında güçlü bir oyuncu haline geliyor.

Meseleyi daha iyi anlayabilmek için şu örnek yeterli olur sanırım:

Türkiye savunma sistemleri ve güvenlik alanında nasıl bir atılım yaptıysa, ülkelerin yumuşak güç olarak kullandığı diplomasinin çevre başlığında da aynı ölçüde güçlü hale geliyor.

Sıfır Atık Vakfı, dünyanın önde gelen toplantılarında baş köşede ağırlanıyor.

Emine Erdoğan Hanımefendi'nin bu noktadaki vizyoner çabaları kuşkusuz takdire şayan.

Vakfın Başkanı Samet Ağırbaş ise hiperaktif bir yönetim sergiliyor.

Bu sinerjinin Türkiye'yi çevre diplomasisinde daha farklı alanlara taşıyacağı açık.

Yeter ki birileri önüne engel koymasın.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat