İnsan imanla yücelir
- GİRİŞ12.09.2026 09:20
- GÜNCELLEME12.09.2026 09:20
Allahu Teala, insana sayılamayacak kadar bol ve güzel nimetler verdi.
Bu nimetler içinde iman, hepsinden daha değerli ve daha önemlidir; en büyük nimettir.
Mehmet Akif Ersoy’un imana dair dizeleri, Müslümanların kulaklarında yankılanır durur:
İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür…
İmansız olan paslı yürek sinede yüktür!
*******
İnsan, imanla yücelir.
Kalpler, imanla huzur bulur. Vicdanlar, imanla berraklaşır. Akıllar, imanla durulur.
Kabirler, imanla aydınlanır.
Mahşer, imanla feraha erer.
Sırattan imanla geçilir. Cennete imanla girilir.
İman; Peygamber Efendimizin Allah Teâlâ’dan getirdiği her şeyin doğru olduğunu dil ile ikrar, kalp ile tasdik etmektir.
*******
Cebrail (a.s)’ın “İman nedir?” sorusuna Allah Resûlü (s.a.v) şöyle cevap vermiştir:
“İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmaktır.” (İbn Hanbel, c. I; s. 28.)
İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlara, içinde ebedi kalacakları ve hiç ayrılmak istemeyecekleri Firdevs cenneti vardır (Kehf Suresi; Ayet: 107, 108).
Rabbinin ayetlerini, ahireti inkâr edip peygamberini alaya alanlara gelince, işte onlar, dünyasını ziyan etmiş kimselerdir. Ahirette ise varacakları yer cehennemdir (Kehf Suresi; Ayet: 103-106).
*******
İslam ile şereflenmenin ilk şartı Allah’a imandır.
Mümin, Rabbinin bir tek olduğuna, her şeyi yoktan var ettiğine, yaşattığına ve yönettiğine canı gönülden inanır.
Yalnızca Allah’a ibadet eder ve yalnızca O’ndan yardım diler.
Allah’a samimiyetle bağlanan mümin, doğumundan ölümüne kadar yanı başında bulunan, kendisini koruyan, bağışlanması için dua eden meleklerin varlığıyla huzur bulur.
*******
Mümin, ruhuna ve bedenine şifa, gönlüne ve zihnine sükûnet, sözüne ve hayatına anlam katan Kur’an-ı Kerim’e sımsıkı sarılır.
Yüce Kitabımızı en güzel bir şekilde yaşayan Peygamberimizin sünnetine tabi olur.
Zira o bilir ki, sözün en güzeli Allah’ın Kitabı Kur’an-ı Kerim, rehberliğin en güzeli ise Peygamberimizin rehberliğidir. ( İbn Hanbel, III, 320).
******
Mümin, ahirete de iman eder.
Dünyanın geçici, ahiretin ise asıl yurdu olduğunu bilir.
Dünyada iken yapıp ettiklerinin hesabını ahirette vereceği bilinciyle bir ömür sürer.
Nihayetinde mümin, kadere ve kazaya, hayır ve şerrin ancak Allah’ın yaratmasıyla meydana geldiğine inanır.
Bununla birlikte o, iradesini, aklını ve vicdanını kullanır. En iyiye, en doğruya ve en güzele ulaşmak için var gücüyle gayret eder.
Zira kula düşen çalışıp çaba göstermektir; takdir, elbette Cenâb-ı Hakk’a aittir.
********
İmanın gönlümüzde kök salması, iman esaslarını hayatımıza yansıtmaktan geçmektedir.
Nitekim Peygamberimiz (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurur: “İmanın yetmiş küsur şubesi vardır. Bunların en üstünü ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ sözüdür. En alt derecesi ise yoldaki eziyet veren şeyleri kaldırmaktır. Hayâ da imanın bir şubesidir.” (Nesâî, Îmân, 16).
********
Müslüman, inandığı değerleri yaşamaya ve yaşatmaya gayret etmeli.
Tüm canlıların elinden ve dilinden güvende olmasına özen göstermeli.
Kul hakkını ve kamu hakkını, yetimin malını koruyup gözetmeli. Çevresine sevgiyle dağıtmalı.
İyilik yaptığımızda sevinip hamd edelim; kötülük yaptığımızda ise üzülüp tevbe edelim. İşte doğru yol budur.
Mustafa Yürekli / Haber7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol