Her imam-hatip okuluna bir Saruhan Hoca lazım
- GİRİŞ12.09.2026 09:16
- GÜNCELLEME12.09.2026 09:16
Birkaç gün evvel İstanbul’daki bir kız Anadolu İmam-Hatip lisesindeydim. Kızım vesilesiyle proje ortaokul kısmının tanıtım toplantısına katıldım.
Ortaokuldan sorumlu, imam-hatip şuuru kendisini kuşatmış müdire hanım, biraz sitemkâr ve üzgün bir ifadeyle, kibarca mealen şunu dile getirdi: “Okulumuz akademik başarısıyla kız imam-hatiplerin öncüsü ama nedense manevi yönü yokmuş gibi algılanıyor.”
Gerçekten de bu durum sadece bu okula has değil. Hemen hemen bütün imam-hatip okulları için, “Akademik başarı var ve giderek artıyor; ancak manevi yönü aynı ölçüde güçlü değil” anlamına gelen sözler fısıltı hâlinde konuşuluyor.
Hakikaten imam-hatip okullarının akademik başarısı “aslına dönmüş” durumda!
İyi hatırlıyorum; 28 Şubat öncesi dönemde Rize’de tüm okullar içinde Rize İmam-Hatip Lisesi öncü konumdaydı. Muhtemelen, Türkiye’nin dört bir yanında benzer öncülükler söz konusuydu ki 28 Şubat doğrudan imam-hatipleri de hedef almıştı.
28 Şubat süreci ile imam-hatip okulları büyük ölçüde eritildi. Öğrenci sayısı 500 binlerden 60 binlere kadar düştü; imam-hatip lisesi öğrencilerinin toplam lise öğrencileri içindeki oranı da % 10,88’den % 2,37’ye gerile(til)di.
AK Parti’nin iktidara gelmesiyle ise genelde din eğitimi ve özelde imam-hatip okulları yeni bir döneme girdi; bir nevi aslına döndü.
Artık Türkiye’deki toplam 3.542 imam-hatip ortaokulunda 700 bin civarı öğrenci var ki toplamın % 13’üne denk geliyor.
LGS 2026 verilerine göre, imam-hatip ortaokullarının % 5’lik başarı dilimindeki temsil oranı 2018’de % 6’dan 2026’da % 12’ye, % 1’lik dilimdeki oranı ise % 4’ten % 11’e yükselmiş.
Sadece 2026’da 5.808 öğrenci % 5’lik, 1.064 öğrenci % 1’lik dilimde yer almış.
Yani imam-hatip ortaokullarında akademik başarı artmış.
İmam-hatip liselerinde de benzer akademik başarı hikayeleri söz konusu.
400 bine yakın Anadolu imam-hatip lisesi öğrencisi var. Bu sayı, tüm lise öğrencilerinin yüzde 8,77’sine denk geliyor.
2026 YKS yerleştirme puanı hesaplanan 193.571 imam-hatip liseli adaydan % 62,2’si (120.441 aday) yerleştirmeye başvuruda bulunmuş. Başvuranların % 59,5’i (71.630 aday) bir yükseköğretim programına yerleşmiş.
Bunlar içinde de YKS Türkiye dereceleri yapmak suretiyle en iyi üniversitelerde, en iyi bölümlerde öğrenim hakkı kazanan imam-hatipliler var.
Bunlar da bariz akademik başarı.
LGS ve YKS dışında TeknoFest, olimpiyatlar, müzik/sanat, münazara gibi birçok alanda da imam-hatip okullarının başarısı görülebiliyor.
İmam-hatip okullarındaki bu akademik başarılara rağmen manevi yön açısından bir korku var!
Bu korkunun önemli bir kısmı aslında “okul dışı” faktörlerden kaynaklansa da fatura çoğu zaman -çok da insaflı olmayacak şekilde- doğrudan imam-hatip okullarına kesiliyor. “Akademik başarıya odaklanılıyor, manevi yön ihmal ediliyor” denilerek bu okullar manevi açıdan eleştirilebiliyor.
“Kol kırılır yen içinde kalır” anlayışı çerçevesinde manevi yön hususunda yapılan şikâyetleri detaylandırmaya gerek yok.
Ancak faturanın imam-hatip okullarına kesilmemesi için daha etkili adımlar atmak da gerekiyor.
Sözünü ettiğim kız Anadolu imam-hatip ortaokulundan sorumlu müdire hanımın da anlattığı üzere, imam-hatip okullarında öğrencilerin manevi gelişimini desteklemek, imam-hatip şuurunu diri tutmak ve bunu daha ileri seviyelere taşımak adına gerçekten çok güzel çalışmalar yapılıyor.
Bunları dinlemek, görmek, bilmek, tatmak zaten başlı başına şükür vesilesi.
Ancak inancı ve vatanı için canını ortaya koyma noktasındaki imam-hatip şuurunun her imam-hatip öğrencisinde kökleşmesi adına “eskimeyen usulleri” de ihmal etmemek icap ediyor.
Bu nedenle “her imam-hatip okuluna bir Saruhan Hoca modeli lazım” diyoruz.
Saruhan Hoca kim mi?
Allah’ım kendisine selamet versin (emekli olan) Saruhan Hoca, medrese usullerini de bilen bir meslek dersleri hocası.
Rize İmam-Hatip Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarından Yusuf Tekin Bakanımızın da hocası.
Kendisini en iyi tanıyanlardan biri Bakan Bey’dir, ancak birkaç not düşerek Saruhan Hoca Modeli’nin özünü ortaya koymak icap ediyor.
Bir kere, Saruhan Hoca, son derece edepli bir kişilik.
Zira edepli olanlardan öğretmen olur, çok edepli üstün ahlak sahibi olanlardan da Saruhan Hoca gibi rol modeller olur zaten.
Kendisinden “illa edep illa edep” balını tatmak; “Edep bir tâc imiş nûr-i Hudâ’dan / Giy o tâcı emîn ol her belâdan…” beytinin tecellisini kendisinde görmek mümkün.
Yani akademik başarı (ilim) önemli, ama güzel ahlak ilimden de önemli ve önce!
İkincisi, Saruhan Hoca, kendisini vakfetmiş bir kişilik.
Çünkü öğretmen hakkı bilir ve hak üzere olur evet, ama Saruhan Hoca gibi rol modeller sadece Hak ile batıl ayrımına vâkıf olmazlar, bu vukûfiyetin gereği olarak Hakk’ın tarafında olma ve insanlığı Hak tarafına çekme adına her şeyleri ile kendilerini vakfederler. Bu nedenledir ki söz konusu iman ve vatan ise, fedakârlık dağının zirvelerinde yaşarlar.
Üçüncüsü, Saruhan Hoca, “hocaların hocası” bir otorite.
Zira işinin ehli olanlardan öğretmen olur, işinde otorite olanlardansa Saruhan Hoca gibi rol modeller olur.
Tüm meslek hocaları ilmindeki otoritesinin, edebindeki yüceliğinin, vakıf öğretmenliğindeki zirveliğinin de etkisi ile ona tabi, önemli bir kısmı da zaten zamanın da kendi öğrencisi.
Ayrıca meslek dersleri dışındaki derslerin hocaları da ona hürmet ediyor, onun çizdiği manevi yoldan çıkmıyor veya çıkmak istese de çıkmaya gücü yetmiyor. Bu nedenledir ki manevi başarının da temeli olan “imam-hatip ortamı” korunabiliyor.
Dördüncüsü, Saruhan Hoca, okulun idarecisi değil (bildiğim kadarıyla hiç olmadı da), hele hele idarecilerin rakibi hiç değil.
Her öğretmen potansiyel idarecidir, doğru; ama Saruhan Hoca gibi rol modeller, potansiyel veya fiili idarecileri de idare edebilen, onlara ve rehber öğretmenlere de rehberlik edebilen, okulun akademik başarısı yanında manevi yönden de gelişimine yardımcı olabilecek güçte “gönül tahtının makamsız ve şöhretsiz padişahları”.
Ve gelelim öğrenci ayağına.
Saruhan Hoca’ya öğrenciler kızardı çünkü imam-hatip şuurunun kökleşmesi için Saruhan Hoca, milimlik taviz vermeyen usta bir avcıydı aynı zamanda. Avını iyi takip eder, “delikanlı” modundaki öğrencilerin heva-heveslerinin esiri olup zarar görmemesi için Ruh Kılıcı’nı keskin bir şekilde kullanırdı.
Budama yapan bahçıvanın elindeki bıçak, görünüşte ve ilk bakışta bazılarına korku verse de fidanların yabanlıktan ehil olmaya geçişine vesile olur. Böyle olduğu içindir ki ilk zamanlar ona kızanlar, sonraları “iyi ki böyle yapmış Saruhan Hoca” demek zorunda kalırlardı.
İşin özü; şikâyeti bırakalım da her imam-hatip okuluna bir Saruhan Hoca kovanı koyalım. Koyalım da halis muhlis bal nasıl oluyor ve şifa veriyor, birlikte görelim.
“Her imam-hatip okuluna bir Saruhan Hoca nasıl olacak veya bulunacak?” diye sorulursa, hem Saruhan Hoca’yı en iyi tanıyanlardan biri olması hem de imam-hatip şuurunun bizzat mümessili olması hasebiyle, cevabını en iyi Yusuf Tekin Bakanımız biliyor olmalı veya bilebilir.
Prof. Dr. Faruk Taşçı / Haber7
Yorumlar2