Su uyur düşman uyumaz

  • GİRİŞ17.09.2026 09:02
  • GÜNCELLEME17.09.2026 09:02

Türk devletleriyle ilişkiler son yıllarda her alanda zirveye çıkmış durumda. Öyle ki kısa zaman önce kardeş ülkeler arasında hayal edilmesi bile güç olan pek çok şey bugünlerde adım adım gerçeğe dönüşüyor.

Türk devletleriyle ilişkilerin gittikçe güçlenmesi farklı coğrafyalarda yaşayan her Türk evladını elbette heyecanlandırıyor ve mutlu kılıyor.

Ne var ki kardeşler arasındaki bu bağların sağlamlaşması bazı çevreleri de olabildiğince rahatsız etmekle kalmıyor aynı zamanda tedirgin de kılıyor. Bu yüzden Türk devletleri arasındaki ilişkileri enfekte etme, kardeş ülkeler arasına nifak sokma ve bu ülkeler arasında birbirlerine karşı güvensizlik oluşturma gibi faaliyetlerde özellikle son zamanlarda büyük artış yaşanıyor.

Art niyetli bu girişimlerde başı Türkiye-Azerbaycan ilişkisi çekiyor.

Son zamanlarda gerek sosyal medyada gerekse günlük hayatta sıklıkla karşılaştığım durumlardan biri Azerbaycan Türklerine asla güvenilmeyeceği algısı.

Bu hususla ilgili bazı arkadaşlardan e-posta adresime gelen hatırı sayılır içerik de oldu. Öyle ipe sapa gelmez iddialardan bahsediliyor ki bunlar hem iyi kurgulanmış hem de oldukça ikna edici tasarlanmış. Bir kısmına dilim döndüğünce ve aklım erdiğince cevap verdim. Bu meselenin büyük bir algı operasyonunun parçası olduğunu ise gençlerden gelen aşırı tepkilerden anladım. Bu gençlerin anlattığına göre oyun sitelerinde Azerbaycanlı bazı gençler oyun esnasında Türkiye’yi aşağılayıcı, tahkir edici ifadelerde bulunarak bizim gençleri çileden çıkarıyormuş.

Bu sebeple oyun ortamı çoğu zaman karşılıklı küfür ve hakaret ortamına dönüşüyormuş…

Gençlere, bunlar Azerbaycan Türkü kılığına girmiş Siyonistlerdir. Bunların amacı öz kardeşler arasına fitne sokmak ve büyük bir nefret dalgası meydana getirmektir, minvalinde sıralı sözler söylesem de çoğu zaman ikna olmuyorlar.

Gençlerin oyunda ne yaşadıklarını tam anlamıyla bilemiyorum ama oldukça emin olduğum bir husus var ki o da bu işi tezgahlayan çevrelerin derslerine gayet iyi çalıştığı gerçeği. Onca açık hakikate ve net bilgiye rağmen Türkiye Azerbaycan ilişkisi hakkında bu denli güçlü bir algı çalışması yapabilmek gerçekten büyük bir maharet oysa.

“Tek Millet İki Devlet” şiarıyla yürüyen ve her geçen gün daha da perçinlenen bir ilişkiden bahsediyoruz her şeyden önce.

30 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan edince Azerbaycan Cumhuriyeti'ni ilk tanıyan devlet Türkiye oldu. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler hem çok boyutlu hem de stratejik düzeyde ilerlemekte. Örneğin 2010 yılında Cumhurbaşkanları nezdinde “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK)” mekanizması tesis edilmiş, 15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan Şuşa Beyannamesi’yle karşılıklı ilişkiler müttefiklik seviyesine yükseltilmiştir. Üstelik karşılıklı güvene dayanarak tesis edilen üçlü ve dörtlü iş birliği mekanizmalarıyla sadece iki ülkenin değil aynı zamanda bölgenin istikrar, barış ve refahına katkı sağlayacak çabalara da öncelik veriliyor.

Haber7.com editörlerinden Muhammet Binici’nin “Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini hedef aldılar! Yeni Delhi'den skandal analiz” başlığıyla verdiği haber, bu anlamda oldukça dikkat çekici.

Bu haberden öğrendiğimize göre Hint basını, geçtiğimiz günlerde Bişkek'te yapılan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi kapsamında Hindistan Başbakanı Modi ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in gerçekleştirdiği görüşmeyi merkeze alarak Türkiye eksenli bir analiz yayınladı. NDTV'de gazeteci Aditi Bhaduri imzasıyla yayımlanan bu analizde Azerbaycan-Hindistan ilişkilerindeki son gelişmeler ele alınırken Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine de geniş yer ayrıldı.

Başından sonuna kadar Türkiye-Azerbaycan kardeşlik ilişkilerini enfekte etmek üzere tasarlanmış bu analizin en çarpıcı bölümü ise şu;

“Türkiye'nin Hindistan için giderek artan bir stratejik tehdit haline gelmesiyle Hindistan bu durumu kesinlikle kendi lehine kullanmaya çalışacak ve belki de Bakü'yü Türkiye'nin kucağından uzaklaştırmaya çalışacaktır…”

Algıların fersah fersah olguların önüne geçtiği günümüz dünyasında herkesin tekeden yağ çıkarmaya çalıştığı bir zaman diliminde kardeşlerimizle ilişkilerimizi perçinleyecek güçlü adımlar atmanın yanında bu ilişkiyi enfekte edecek hamlelere karşı da oldukça uyanık olma zorunluluğumuz var. Özellikle genç kuşaklar nezdinde bu bağları güçlendirecek kalıcı adımlar atmaya odaklanmalıyız diye düşünüyorum.

Eğer bunu başarabilirsek hem bu türden algı operasyonlarını boşa çıkarır hem de kardeşlerimizle ilişkilerde en sağlam zemini yakalamış oluruz.

Mürsel Gündoğdu/Haber7

murselgundogdu@gmail.com

Yorumlar4

  • Durali Bal 1 saat önce Şikayet Et
    işte böyle güzel uyarıları yapmak insanları bilgilendirmek çok önemli
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Sassas 1 saat önce Şikayet Et
    Kurumların yöneticileri ülkelerini satmadıkça ihanet etmedikçe ülkeler başkalarının ne dediğine bakmaz yoluna devam eder
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Vatandaş 1 saat önce Şikayet Et
    Gençlerimizi her alanda özellikle sosyal medya çöplüğü alkol uyuşturucu ve devlet politikalarımızda devletimizin sıkı denetimi ve kontrolünde bilinçlerdirmeli ve takip etmeliyiz
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Ayarcı 2 saat önce Şikayet Et
    Harika bir yazı...bu siyonist ve Haçlılar (Budistler)sadece Türkleri değil Araplarıda birbirine her alanda kırdırarak netice almaya çalışıyor ve alıyor da... çok dikkatli olmak gerekiyor!!!
    Cevapla Toplam 9 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat