Atina Notları – 2
- GİRİŞ25.09.2026 09:28
- GÜNCELLEME25.09.2026 09:29
Soykırımcı Netanyahu, BM konuşmasında doğrudan Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldı. Kendince, Türkiye’nin yayılmacılığını ispat etmek için Yunanistan ve Kıbrıs’a göndermeler yaptı. Kıbrıs’ta işgalci olduğumuzu ve NATO üyesi Yunanistan’ı tehdit ettiğimizi ileri sürdü.
Netanyahu’nun Türkiye’ye saldırması şaşırtıcı değil ancak, bunu Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi üzerinden yapması dikkate şayan.
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile beraber Türkiye’ye karşı bir hat oluşturmayı çok önemsiyor. Miçotakis - Netanyahu özel görüşmesinde de bu konuların vurgulandığını biliyoruz.
Türkiye’ye yönelik düşmanca tavırlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan “biz Yunanistan’ın düşmanı değil komşusu ve müttefikiyiz” dedikten birkaç saat sonra sergilendi.
Solda sağdan, tüm Yunan basını Erdoğan’ın bu sözlerini manşete taşımıştı.
Yunan siyasi çevrelerine yakın bir kaynağım, Türkiye ile yeni bir uzlaşma döneminin yüksek sesle konuşulduğunu ama Miçotakis’in İsrail ile gereğinden fazla yakınlaşarak bu ihtimali riske attığını söylüyor.
Türkiye ile normalleşmenin önünde “görünmeyen” engellerin bulunduğunu da sözlerin ekliyor. Bununla gizli servisleri mi yoksa tarihsel bir şeyi mi kast ediyor, hala tam çözebilmiş değilim.
Yunan solcusu arkadaşım Adonis ise olayı çok daha sade okuyor. “Yahudiler, Yunanların en zayıf noktasını bulmuş. Türk korkusu her zaman işe yarıyor. Türklere karşı önce gaz verip sonra söğüşlüyorlar” diyor.
***
Halkın %60’ı İsrail’den “Aşil kalkanı” alımını ülke güvenliği için gerekli görürken Atina’nın duvarlarında Filistin’e destek yazıları göze çarpıyor. İsrail’e hakaretler içeren duvar yazılarının, afişlerin ise haddi hesabı yok. Özellikle İsrailli turistlerin sıkça geldiği bölgelerde her köşe başı İsrail karşıtı sloganlar ile dolu.
Yunan toplumundaki siyasi kutuplaşmanın bir ayağı da İsrail sorunu. Gazze soykırımı sol ile sağın arasını bir hayli açtı. Sağcı Miçotakis hükümeti İsrail’e yaklaştıkça solun sesi de daha gür çıkar oldu.
Miçotakis’in İsrail ile yakınlaşarak ülkenin güvenliğini daha da riskli hale soktuğunu söylüyorlar.
Daha önceki uluslarası olaylarda Yunan solcuları haklı çıkmıştı. Bir kez daha öyle olacak gibi duruyor.
***
Atina’dan ayrılmaya hazırlandığım saatlerde Metron Analiz’in son araştırmasının sonuçları yayınlandı.
Buna göre, Yunan halkının %66’sı ülkenin yanlış yönde gittiğini düşünüyor.
%49, “bir önceki yıla göre ekonomik durumum daha kötü” diyor.
Ancak “Başbakan kim olmalı?” sorusunda birinci sırada yine Miçotakis geliyor. %30 oy alan Miçotakis’in en yakın takipçisi %13 ile Çipras.
Yani Miçotakis’in en büyük avantajı “alternatifsizliği”.
***
Ancak yine de Miçotakis için iktidar garanti değil.
Metron’un araştırmasına göre Yeni Demokrasi %25 ile birinci parti olsa da tek başına hükümeti kuramıyor. Şayet aşırı sağ ile beraber koalisyon kurulursa İsrail ile olan yakınlaşma daha da artabilir.
Bugünden görünen şu: Yunan siyasetinin “akil adamları” İsrail yakınlaşmasını ülke güvenliği için “aşırı riskli” buluyor ama, ekonomi ve Atlantik ilişkileri açısından Yeni Demokrasi’den başka bir alternatif de görmüyor..
***
Atina’dan tekrar New York’a dönelim.
Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) hakkında tutuklama kararı çıkardığı iki lider var.
Biri Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin. Bucha’da yaşanan katliam sebebi ile savaş suçu işlemekle yargılanıyor.
Diğeri İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu. Gazze’deki katliamların bir numaralı faili, sayısız savaş suçu ve soykırım suçlaması ile karşı karşıya.
Putin, UCM kararı yüzünden BM’nin açılış oturumuna katılamadı.
Tarihin gördüğü en acımasız soykırımın faili Netanyahu ise BM kürsüsündeydi.
İşlediği savaş suçlarını utanmadan, ballandıra ballandıra anlattı. Yeni tehditler savurdu.
Uluslararası kurumların gerçek yüzünü görmek açısından ibretlik bir örnek.
Yorumlar1