AK Parti’ye geçişler ihanet mi?

  • GİRİŞ02.10.2026 08:53
  • GÜNCELLEME02.10.2026 08:53

CHP, son yerel seçimde tam 416 belediye kazanmıştı.

Zafer mi, evet zafer.

Ama parti, aynı başarıyı belediyeleri yönetirken gösteremedi.

Herhangi başka bir partiyi gümbür gümbür iktidara taşıyacak olan belediyeler, CHP için felaketin adresi oldu.

CHP’li başkanlar genel olarak kayda değer belediyecilik öyküleri yazamadılar.

Kimileri çok ağır yolsuzluk işlerine karıştı.

Bazı dosyalar, fuhuş ve uyuşturucu gibi çok daha çirkin suçlara kadar uzandı.

CHP, şaibeli kurultay yüzünden bölünme noktasına geldiğinde hiçbir belediye başkanında bu sürece direnecek güç yoktu. Parti gibi onlar da dağıldı.

Son durum şöyle: 173 başkan Yeni Parti’ye geçmiş. 92 başkan bağımsız. 44 başkan Ak Parti rozeti takmış. CHP’nin elinde kalansa 107 belediye.

En çok tartışmaya yol açanlar, Ak Parti’ye geçenler.

44 başkan arasında Afyonkarahisar ve Aydın gibi büyükşehirler var.

Üstelik 44 sayısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından partiye kabul edilenleri ifade ediyor. En az on başkanın daha Ak Parti’ye müracaat ettiği ancak kabul edilmediği söyleniyor.

İzmir Büyükşehir Belediye başkanı ve beraberinde 3-4 ilçe belediye başkanının da Ak Partiye geçişine kesin gözü ile bakılıyor. Yakında bu isimler arasında Mansur Yavaş’ı da duyarsanız şaşırmayın!

Katılanlar, katılmak isteyip kabul edilmeyenler ve katılacak olanlar…

CHP’nin “çiçeği burnunda” belediye başkanlarının %15’inin Ak Parti’ye kaptırdığını görüyoruz.

Neresinden bakarsanız bakın muhalefet açısından büyük hezimet.

Bu kadar büyük sayıyı tehditle, şantajla veya ihanetle açıklayamazsınız.

24 yıldır iktidarda olan bir parti hala cazibe merkezi olabiliyorsa, sizin en başarılı kadrolarınızı bile elinizden alabiliyorsa dönüp önce kendinize bakmanız gerekir.

CHP ve Yeni Parti de bu işin farkına varmış olacaklar ki uydurma öyküler anlatmaktan vazgeçtiler. Artık daha gerçekçi bir pozisyon alıyorlar, Ak Partiye geçen başkanları “ilkesizlik ve ideolojik tutarsızlık” ile eleştiriyorlar.

Ancak atladıkları bir nokta var….

Ak Parti bir ideoloji partisi değil. Her görüşten insana açık bir kitle partisi.

Siyasi söylemini ideolojik kalıplar üzerine değil “hizmet hedefleri” etrafında kuruyor.

İdeolojik alandaki tek iddiası “yerli ve milli değerler” vurgusu ki o da çok geniş bir kesimin ortak noktası, hemen her vatandaşın kolayca benimseyebileceği doğal bir ilke.

Ak Parti seçmenine sorun, size Ak Parti’nin ideolojisinden değil hizmetlerinden söz eder.

Ak Parti yöneticilerinden genelde ideolojik sözler duyamazsınız. Ağızlarını hizmet ile açıp hizmet ile kaparlar.

Ak Parti dediğimizde ideolojiyi ikinci plana iten, hizmet eksenli siyaset üreten bir yapıdan söz ediyoruz demektir.

Şimdi bir de dönüp Ak Parti’ye geçen başkanlara bakalım…

Hiçbiri “ben Ak Parti’ye falanca ideoloji yüzünden geçtim” demiyor ki!

Ben Atatürkçü olduğum için Ak Parti’ye geçtim, ben dindar, muhafazakar olduğum için Ak Parti’ye geçtim, ben sağcı olduğum için, ben solcu olduğum için Ak Partiye geçtim diyen bir belediye başkanı yok ki!

Hepsi “halka daha iyi hizmet etmek için Ak Parti’yi seçtim” diyor.

Yani Ak Parti, kendini “hizmet partisi” olarak konumlandırıyor.

Ona geçen belediye başkanları da “asıl sebep hizmet” diyor.

Dolayısı ile bu geçişleri ideolojinin kriterleri ile mahkum etmek haksızlık olur.

Takip edenler bilirler, siyasetçilerin parti değiştirmesine pek sıcak bakan biri değilim.

Ama makul bir gerekçe ve ahlaki bir zemin varsa tabii ki parti de değiştirebilirler.

Ak Parti’ye geçen belediye başkanlarının beyanları pek de çelişkili durmuyor. Şimdi onlara bir şans verip hizmetlerine bakmak gerekir. Gerçekten hizmet için geçtilerse halk bunun sonuçlarını çok kısa sürede görür. Değilse, konu sadece siyasi hesaptan ibaretse, o da çok kısa sürede belli olur.

Yorumlar1

  • Bayram 46 dakika önce Şikayet Et
    Dürüst insanların dürüst bir yerde toplanmasından daha doğal ne olabilir.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat