İşte Lozan, işte Kuçuradi
- GİRİŞ04.10.2026 08:32
- GÜNCELLEME04.10.2026 08:53
Tam bir hafta önce bu köşede Yunanistan’da yaşayan Türkleri yazmıştım. Eğitim ve kariyer konusunda nasıl önlerinin kesildiğini, sosyal yaşamda, ticarette ve siyasette nasıl tecrit edildiklerini anlatmıştım.
O yazı, özellikle Yunan aşırı sağcıları tarafından tepki ile karşılandı. Küfür ve hakaretleri saymazsak, genelde “Yunanistan’da Türk yoktur” ezberini tekrarlayan mesajlar aldım. Hep yaptıkları gibi Lozan’ın ilgili maddesinde Türk ibaresinin geçmemesini, sadece Müslüman denilmesini gerekçe gösteriyorlardı.
Oysa Lozan’ın bir parçası olan Yunanistan - Türkiye nüfus mübadelesi sözleşmesinin ek belgeleri ve tutanaklarında Batı Trakya ahalisinden açıkça “Türkler” olarak söz ediliyor.
Ancak tüm bu belgelerden daha önemli olan hayatın somut gerçekleri…
Bugün Yunanistan’da dili ile, dini ile, kültürü ile Türk olan en az 150 bin kişilik bir nüfus var. Hangi anlaşma, hangi sözleşme, hangi mahkeme kararı bir halkın varlığını ortadan kaldırabilir?
Lozan’ı hazırlayanlar Türk yazdırmadı diye Türkler yok mu olacaklar?
Bir de sanki Yunanistan, Lozan’ın her maddesine uyuyormuş gibi…!
Yunanistan, Lozan’da açık açık yazmasına rağmen, Müslüman Türklerin ne müftü seçmesine izin veriyor ne de eğitim haklarını güvence altına alıyor. Türk okulları hukuksuz şekilde kapatılmaya, Türklerin temsil hakları çalınmaya devam ediyor. Ama bir Türk “ben Türküm” dediğinde Yunanistan’ın aklına Lozan geliyor!
Batı Trakya Türkleri, Yunanistan devletine vatandaşlık bağı ile bağlılar. Ne ülkeyi bölmek ne de karışıklığa sürüklemek istiyorlar. Aksine hizmet ediyorlar, üretiyorlar, vergi veriyorlar. Tek talepleri yok sayılmamak, ayrımcılığa, ırkçılığa maruz kalmamak. Yunan hükümeti bu kadarını bile onlara çok görüyor, varlıklarını inkar ediyor, ırkçı saldırılara uğramalarına göz yumuyor.
***
Bana tepki gösteren Yunan aşırı sağcılarından bazıları “sen İstanbul’daki Rumların durumundan haber ver” diyorlardı…
Belli ki dünyadan da İstanbul’dan da haberleri yok.
Türkiye, Lozan’da verdiği taahhütlere harfiyen uymakla kalmıyor, daha fazlasını da yapıyor. Bütün Rum okulları özgürce eğitimlerine devam ediyor. Bütün kiliseler ibadete açık. Lozan’a baksak Fener Rum Patriği’nin Eyüp Kaymakamına bağlı bir memur olması gerekir, ama biz bunu uygulamıyoruz. Patrik, en geniş özgürlüklerden istifade ediyor. Batı Trakya’da Türklerin mezarları bile saldırıya uğrarken bizde Rum vatandaşlarımıza yönelik bir tane ayrımcılık örneği gösteremezsiniz.

Bakın iki gün önce Türkiye’nin en önemli felsefecilerinden biri, Prof. Dr. İonna Kuçuradi yaşamını yitirdi. Bir Türkiye Rum’u olan Bayan Kuçuradi, Türkiye’de son derece parlak bir kariyer çizgisine sahip olmuştu.
Görev aldığı kurumların bazıları şunlardı:
Türkiye Felsefe Kurumu (1979'dan beri Başkan), Unesco Türkiye Millî Komisyonu, Fédération Internationale des Sociétés de Philosophie (1998'den beri de Başkan), Afro-Asian Philosophy Association (Asya için Başkan Yardımcısı), Greek Philosophical Society (Ömür boyu üye), Institut international de philosophie, T.C. Başbakanlık İnsan Hakları Başmüşavirliği, İnsan Hakları Yüksek Danışma Kurulu Başkanlığı, International Academy of Humanism, Centre de Recherches Interdisciplinaires en Bioéthique (Onursal Komite Üyesi)…. vs…
Ayrıca Bayan Kuçuradi, Türkiye’de tüm kurumların taltif ettiği, basının özel ilgi gösterdiği bir isimdi.
Bayan Kuçuradi örneğinde açıkça görüyoruz…
Türkiye’de bir Rum, eğitimde, ticarette, siyasette istediği yere kadar yükselebilir. Önüne tuğladan duvarlar veya camdan tavanlar çıkmaz.
Peki aynısını Yunanistan için söyleyebilir miyiz?
Şayet söyleyebiliyorsak…Yunanistan Türkleri arasından neden bir tane olsun bayan Kuçuradi çıkmıyor/çıkamıyor?
Gaffar Yakınca / Haber7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol