Arınmadan konuşmak…
- GİRİŞ08.10.2026 08:55
- GÜNCELLEME08.10.2026 08:55
Fon meselesinde en son konuşması gerekenler bağırıyor… Yolsuzluk, yozlaşma ile malul ve hatta yolsuzluk ve yozlaşmadan mamul kişiler, yapılar son derece pişkin bir şekilde Hükümete ve Cumhurbaşkanına laf söyleme çabasındalar…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan talimatı vermiş, ucu kime dokunursa dokunsun demiş, işin boyutu ne olursa olsun demiş, tüm sorumlulardan, vurgunculardan, soygunculardan, suiistimal edenlerden, ihmal edenlerden hesap sorulsun demiş…
Bağıranlara ise kendi tavan, taban mensuplarından gelen “arınmak lazım” cümleleri hiç ulaşmamış bile…
Belediyelerdeki yolsuzluk ve yozlaşmaları perdelemek için bu kadar absürt, gerçeklikten uzak bir çaba içine girmek yerine ellerine bir lügat alsalar, bir yıldan beri kendilerine yönelik yapılan “arınma” çağrılarını anlayabilmek için en azından arınma nedir, ar nedir, haya nedir, utanma nedir birazcık öğrenseler… Nerdeeee…
Bir katkı olsun diye, Allah rızası, kamu yararı gayesiyle bunu da biz üstlenelim o zaman…
“Arınma” insanın, toplumların ve kültürlerin çok eski dönemlerden beri farklı biçimlerde ifade ettiği temel bir düşünceyi karşılar: İstenmeyen, rahatsız edici, kirletici veya yük oluşturduğu düşünülen bir unsurdan uzaklaşarak daha temiz, daha kabul edilebilir veya daha dengeli bir duruma geçmek.
Dinlerde günah ve günahkârlıktan uzaklaşma, ahlakta kusur ve vicdan yükünden kurtulma, psikolojide suçluluk veya utanç duygularının işlenmesi, tıpta ve biyolojide organizmanın zararlı maddelerden uzaklaştırılması, ekolojide kirleticilerin giderilmesi, hukukta yaptırım sonrasında toplumsal yeniden bütünleşme ve gündelik dilde kişinin kendisini rahatsız eden bir durumdan kurtulması gibi birbirinden farklı alanlarda aynı temel düşüncenin çeşitli biçimleri görülür.
Arınmayı önemli kılan da tam olarak budur. Kavram, fiziksel bir temizlenme ile sınırlı olmadığı gibi ahlaki temizlikle de sınırlı değil.
“Arınma” kelimesi, maddi temizlikten manevi temizliğe, bireysel deneyimden toplumsal değerlere kadar uzanan geniş bir anlam alanı oluşturur.
Türkçede “arınmak” sözcüğü ise genel anlamıyla kirden, lekeden, istenmeyen veya zararlı bir unsurdan temizlenmek, uzaklaşmak anlamlarını taşır.
Burada önemli olan nokta, arınmanın geçişli bir “temizleme” eyleminden farklı olarak çoğu kullanımda öznenin kendisini veya içinde bulunduğu durumu bir dönüşüm sürecinden geçirmesini ifade etmesidir.
“Temizlemek” bir nesne üzerinde gerçekleştirilen bir eylem olabilir; “arınmak” ise daha güçlü biçimde bir durum değişikliğine işaret eder. Bu nedenle “arınma” sonuçtan çok süreci de içinde taşıyan bir kavramdır.
Kavramın “ar” ile ilişkisi bu noktada özel bir önem taşır. Türkçede “ar” kelimesi, başta utanma ve haya olmak üzere kişinin davranışlarını ahlaki bir ölçüye göre değerlendirmesiyle ilişkili bir anlam alanına sahiptir.
“Ar etmek”, “arına dokunmak”, “arsız” ve “arsızlık” gibi ifadeler bu anlam dünyasının gündelik dildeki izleridir.
Buradaki “ar”, fiziksel temizlikten farklı olarak kişinin kendisine veya davranışlarına ilişkin bir ahlaki sınır duygusunu anlatır.
Bu nedenle “ar” ile “arınma” arasında doğrudan bir anlam alanı ilişkisi kurulabilir. Ancak bu ilişkiyi basit bir kelime kökü eşleştirmesine indirgemek doğru olmaz.
Bu anlam alanında “ar” insanın bir davranışı kendisi açısından uygun veya uygunsuz görmesini sağlayan içsel bir sınır duygusunu temsil eder.
“Arınma” ise bu sınırın ihlal edildiği veya kişinin kendisini olması gereken durumda hissetmediği düşüncesinden hareketle bir dönüşümü ifade eder.
Dolayısıyla arınmanın içinde örtük biçimde bir “önce” ve “sonra” bulunmaktadır. Öncesinde istenmeyen bir durum vardır, sonrasında ise daha uygun olduğu kabul edilen başka bir durum hedeflenir.
Bu yapı arınmayı diğer bazı yakın kavramlardan ayırır. Örneğin “temizlik” kavramı öncelikle maddi bir anlam taşır. Bir nesnenin, yüzeyin veya çevrenin temizlenmesinden söz edilebilir. Bununla birlikte temizlik de zaman içerisinde mecazî ve ahlaki anlamlar kazanmıştır.
“Temiz insan”, “temiz vicdan”, “temiz toplum” gibi ifadelerde fiziksel temizlikten ahlaki bir niteliğe geçilir. Arınma ise bu mecazî boyutu daha belirgin biçimde taşır.
Bir insanın “arınması” denildiğinde çoğu durumda fiziksel bir temizlik değil, kişinin kendisini etkileyen bir yükten, kusurdan, suçluluk duygusundan, geçmiş deneyimden veya istenmeyen bir durumdan uzaklaşması anlaşılır.
“Saflık” kavramı da arınma ile yakın ilişki içindedir. Saflık bir şeyin yabancı veya karıştırıcı unsurlardan uzak olma durumunu anlatır. Fakat saflık daha çok bir durum veya nitelik bildirirken arınma bir süreçtir. Saf olan bir şeyden söz edilebilir; arınan bir şey ise değişim hâlindedir. Bu nedenle saflık ile arınma arasında “durum” ve “süreç” ayrımı yapmak mümkündür.
“Arındırma” ise arınmadan farklı olarak dışarıdan gerçekleştirilen bir müdahaleyi ifade eder.
Arınmak öznenin kendi durumundaki değişime, arındırmak ise bir başka öznenin veya mekanizmanın gerçekleştirdiği temizleme işlemine işaret eder.
“Arınma” kavramının bir başka yakın karşılığı “arınmışlık”tır. Ancak bu iki kavram arasında da önemli bir fark vardır. Arınma bir eylem veya süreçtir; arınmışlık ise bu sürecin sonunda ulaşıldığı varsayılan durumu ifade eder. Bu nedenle arınma dinamik, arınmışlık daha statik bir kavramdır.
Belediyelerin keneleri, yolsuzluk ve yozlaşmadan malül ve dahi yolsuzluk ve yozlaşmadan mamul zatlara soruyorum: Bu kadar yeterli mi?
Okuyun, anlamazsanız bir daha okuyun, sonra arının gelin. Ar damarınızı da daha fazla zedelemeyin…
Yorumlar4