Terk edilen cenaze: Cemil Candaş

  • GİRİŞ30.10.2026 09:05
  • GÜNCELLEME30.10.2026 10:49

Şişli Belediyesi imar ve planlamadan sorumlu Başkan Yardımcısı Cemil Candaş’ın 2016’da öldürülmesini gündeme getirmiştik.

Dönemin CHP’li belediye başkanı Hayri İnönü, kendinden önce 15 yıl başkanlık yapmış Mustafa Sarıgül’ü suçluyordu.

Maktulün ağabeyi, açıkça “kardeşimi Sarıgül modeli öldürdü” diyordu.

Soruşturmanın ilk safhasında Emir Sarıgül hakkında yakalama emri çıkarılmıştı.

Ancak her nasılsa mahkeme olayı bir “örgüt suçu” olarak değerlendirmemiş, soruşturmayı derinleştirmemiş, katile ve azmettiricilere ceza vermekle yetinmişti.

Cinayet, onlarca insanın gözü önünde ve kamera kayıtlarına yansıyacak şekilde işleniyordu.

Silahın belediye binasına nasıl sokulduğu açıkça anlaşılıyordu.

Katil, kendisine kimlerin bu “görevi” verdiğini itiraf ediyordu….

Yani, olayı basit bir cinayet olarak gördüğünüzde zaten kolayca çözülüyordu.

Zor olan, olayın arka planını açabilmek, Belediye Başkanı Hayri İnönü’nün deyimi ile “geçmişin kirli ilişkilerinin” açığa çıkarılmaktı.

Bu insanların beyanları doğrultusunda, Sarıgül ailesini de içerecek şekilde tüm HTS kayıtları tespit edilmiş miydi?

Tüm banka ve hesap hareketleri incelenmiş miydi?

Cemil Candaş’ın, MAKS adlı imar kayıt sistemindeki sızmaları bulduğu için öldürüldüğü mahkeme kayıtlarına geçmişti ya hani….

O sistemin kimler tarafından “özel sızmalara müsait” hale getirildiği araştırılmış mıydı?

Bu “sızmaların” Mustafa Sarıgül’ün akıl almaz boyutlardaki serveti ile bir ilgisi var mıydı?

Sorular böyle uzayıp gidiyor ve doğrusu, olayın tüm boyutları ile aydınlatılmadığı anlaşılıyor.

Üstelik bu işin tam merkezinde SİYASET duruyor.

Sarıgül, CHP siyasetinin dizayn edilmesinde son derece güçlü bir aktör.

Her zaman kendi adına mı hareket etti yoksa dönem dönem başka işbirlikleri oldu mu bunu bilmiyoruz. Ama elindeki servetin neredeyse tüm CHP’yi -ya da şimdiki Yeni Parti’yi- dizayn edebildiğini anlıyoruz.

Nasıl biliyoruz derseniz….

Cemil Candaş cinayetinde Kılıçdaroğlu’na bilgi verilmesine rağmen ne bir soruşturma açılmış ne de mağdur aileye sahip çıkılmış.

Özgür Özel CHP’nin başına geçtiğinde de hiçbir şey değişmemiş…

CHP’li bir belediye başkan yardımcısının -sırf imar hırsızlığına direndiği için-  “kafasına sıkılarak” öldürülmesi kimselerin umurunda olmamış. Cemil Candaş olayı kasten unutturulmuş. …

Belli ki ne Kılıçdaroğlu ne de Özel, Sarıgül’ü karşısına almak istemiş.

Sol görüşlü Cemil Candaş ile ortak arkadaşlarımız var. Anlattıklarına bakılırsa gerçekten namuslu dimdik bir adam, harama bulaşacak türde biri değil. Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası üyesi, odada bilinen, aktif bir isim.

Ancak, imar rantı, kent yağması gibi konularda mangalda kül bırakmayan Harita Mühendisleri Odası da, bağlı bulunduğu TMMOB da Cemil Candaş cinayeti ile ilgili pek bir şey yapmamış. Ne CHP’ye, ne Sarıgül’e tek soru sormamışlar, yasak savar gibi bir basın açıklaması ile geçiştirmişler!

Cemil Candaş’ın alçakça öldürülmesi, araştırmacı-gazeteci ayaklarına ortalıkta gezen, ottan böcekten dosya yapan sözde solcu, özde tetikçi tiplerin de ilgisini çekmemiş…

Adeta hepsi suskunluk yemini etmiş gibi Cemil Candaş cinayetinin üzerine yatmışlar….

Gelelim olayın en acı tarafına….

Merhum Cemil Candaş’ın abisine ulaştım. Bu dava ile ilgilendiğimi, kardeşinin öldürülmesi ile ilgili konuşmak, birkaç soru sormak istediğimi yazdım.

Ağabey Cemal Candaş, kısa ve net bir şekilde görüşmek ve soru almak istemediğini yazdı: “Kardeşimin öldürülmesi ve mahkeme sürecinde ailece büyük acılar yaşadık. Ne yazık ki o süreçte hiç kimse bizim yanımızda olmadı. 10 yıl oldu halen acımız ve büyük yalnızlığımız devam ediyor. Bu olayın birilerinin kendi aralarındaki hesaplaşmada kullanılmasını istemiyoruz” diyordu.

Bu noktadan sonra herhangi bir soru sormak gazetecilik etiğine sığmaz. İnsanların acılarına saygı duymak zorundayız. Mecburen, başsağlığı dileyip görüşmeyi sonlandırdım.

Bir yandan da düşüncelere daldım…

“Kardeşimi Sarıgül sistemi öldürdü” sözleri bizzat Cemal Bey’e aitti…

“Cinayetle ilgili içeri alınan 5 kişinin cinayetle ilgisi var ama asıl failler onlar değil. Onlar bu işin maşaları.” sözleri yine ona aitti…

Gerçekten de dava sürecinde ailece büyük acılar çekmişlerdi…

CHP yönetimi davaya sahip çıkmamıştı...

Güya solcu meslek odaları ortalıkta yoktu…

CHP medyası, sol basın, ailenin sözlerine kulak tıkamış, cinayeti ört bas etmek için özel bir tavır takınmıştı…

Ancak o zamanlar korkusuzca konuşan bir ağabeyin şimdi “siyasi hesaplaşma gerekçesi” ile susması gerçekten tuhaftı…

Üstelik daha üç yıl önce, CHP’nin İstanbul il kongresi sırasında yine bizzat kendisi kardeşinin öldürülmesini gündeme getirmiş, CHP il başkan adayı Cemal Canpolat’ı suçlamıştı!

Şimdi Cemil Candaş’ın kanının yerde kalmaması, gerçek sorumluların bulunması için bir ümit ışığı doğuyor ve ağabey Cemal Candaş, “birilerinin kendi aralarındaki hesaplaşmaya malzeme olmak istemiyoruz” diyerek susuyor!

Zalim sorular dönüyor kafamda…

Kim kiminle hesaplaşıyor?

Sırf namuslu olduğu için 52 yaşında alçakça öldürülmüş bir insanın davasını karanlığa itecek kadar “büyük” olan hesaplaşma neyin hesaplaşması?

Yüreği yanan bir aileyi bile suskunluğa mahkum edecek kavga neyin kavgası?

Bu insanlar, -herkesi susturmaya yetecek kadar- ne tür bir güce sahipler?

Şimdiden görülüyor… Sarıgül dosyası, basit bir suç soruşturmasının ötesinde Türk siyasetinin kirlenmişliğinin bir röntgeni olacak.

Sayfa sayfa, satır satır takip etmek zorundayız.

Tıpkı fon soruşturmalarında söylediğimiz gibi: Ucu kime dokunursa dokunsun.

Yorumlar2

  • Mehmet 41 dakika önce Şikayet Et
    Gaffar Ağabey ilahi adaletten kaçamazlar. Size bir zarar gelmesin. Siz her zaman kaleminizle büyük ulvi bir misyon üstleniyorsunuz.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • afEF 1 saat önce Şikayet Et
    Aman dikkat Gaffar Bey sizede bulaşmasınlar.devlet böyle mafyatik yapıların üzerine gitmeli
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat