Padişaha iftira!
- GİRİŞ01.11.2026 08:29
- GÜNCELLEME01.11.2026 09:23
Aslında bu Pazar başka bir şeyler yazacaktım ama, masa başına oturduğumda eski Ak Parti milletvekili Hüseyin Çelik’in Osmanlı padişahları ile ilgili akla ziyan sözleri ile karşılaştım.

Sultan Abdülhamid içkiciymiş…
Abdülaziz sürekli içermiş..
Abdülmecid ayyaşmış…
Fatih Sultan Mehmet “menfaat için” kardeşlerini öldüren biriymiş…Katilmiş!
“Osmanlı padişahları, Hüseyin Bey’in boyunu aşar” deyip geçebiliriz ama olmuyor..
Çünkü internette milyon milyon izlenmiş…
Nasıl izlenmiş?
Profilinde Atatürk resmi olan ABD menşeli bir hesap tarafından dolaşıma sokulmuş…!
Çelik, bakanlık da yaptı. O sıralar, bir Anadolu iline yaptığım ziyarette okul müdürleri ile konuşuyordum. Bir tanesi “6 milli eğitim müdür yardımcısı var, 5’i PKK sempatizanı, biz ne yapalım” diyerek Hüseyin Çelik’ten şikayetçi olmuştu.
Çelik, İslamcı ve Kürtçü siyasi kimliği ile biliniyor. Bir de Mustafa Varank kendisine “FETÖ’nün postacısı” demişti, bu konuda bir dava açtı mı bilmiyorum.
Bizim açımızdan ilgi çekici olan Hüseyin Çelik’in Osmanlı’ya yönelik hakaretlerinin Atatürkçü görünümlü bir hesap tarafından dolaşıma sokulması.
Malum profiline her ayet koyan Müslüman olmadığı gibi her Atatürk koyan da Atatürkçü olmuyor. Olabilir de olmayabilir de…
Kafamız karışık, acaba ne tür bir iş dönüyor?
Üzerine düşünmeye değer….
***
Çelik’in sözlerinin içeriğine gelince…
Doğrusu pek düşünmeye, tartışmaya değecek şeyler değil.
Sultan Abdülhamid’in çok dindar, hatta sofu biri olduğu sayısız tanıklıkla ve belge ile biliniyor. Hatta muhaliflerinin temel motivasyonlarından biri onun dindarlığı idi. Batılılar ve muhalifler, onun en kötü özelliklerinden biri olarak “dindarlığını” gösteriyorlardı.
Saray mutfağının binlerce faturasından birine ve sultan öldüğünde henüz 2 yaşında olan bir torunun kulaktan dolma duyduklarına dayanarak Abdülhamid’e içkici demek hiç de akla yatkın değil.
“Abdülhamid içki içse ne olacak” diye soranlarınız olabilir.
Doğrudur, Abdülhamid’in özel yaşamında ne yaptığı ile devlet adamlığı farklı şeyler.
Çöken bir devletin ömrünü 40 yıl uzatmayı başarmış, kendine muhalif olmaları pahasına yetiştirdiği kadrolarla milletin geleceğine hizmet etmiş çok önemli bir liderden söz ediyoruz.
Böylesi bir profil sırf içki içiyor diye değerinden bir şey kaybetmez.
Ama ortada bir gerçek var: Abdülhamid içki içmiyordu.
Ve Müslümanlar için içki içmek günah olduğuna göre, içmeyen birine “içiyordu” demek ona iftira atmaktır.
Abdülmecid ise içki içerdi biliyoruz. Ama bu bilginin hiçbir özel anlamı yok. Osmanlı padişahlarına “ayyaş” muamelesi yapmak kime ne kazandırır anlamak güç.
Sultan Abdülmecid’i, Sultan Abdülaziz’in babası zanneden bir kafanın, padişahların hepsinin sarhoş olduğunu sanmasına da şaşırmamak lazım.
Hüseyin Çelik cehaleti, hızını alamayıp Fatih Sultan Mehmed’e de dalıyor ya hani… Karşısındaki sunucuya “Siz menfaat için kardeşinizi öldürebilir misiniz” diye soruyor.
Adam demokrasi kisvesi altında aşiret fırsatçılığı yapmakla, cihan devleti yönetmeyi birbirine karıştırıyor.
Gelmişiz 21. Yüzyıla, bırakın kardeş katli konusunu, artık padişahlık bile kalmamış. Ama biz bugünün değeleri ile , bugünün sistemi ile 500 yıl önceyi yargılayacağız öyle mi?
Tarihi, Muhteşem Yüzyıl dizisinden öğrenirseniz işte böyle olur.
Onu, geçmişte kalan bir şey olarak değil hala süren bir gölge tiyatrosu gibi algılarsınız. Beberuhi misali bir yerden o temaşaya kaynayıp yargı dağıtmaya kalkarsınız!
Vah sizin aklınıza…
Vah sizin kafanızla yetişenlerin, sizin kafanıza itimat edenlerin haline…
Fatih, Kanunnamesi’nde kendinden Kayser-i Rum, yani Roma’nın İmparatoru olarak söz ediyor. Bunu bir kompleks sebebi ile değil aksine bir fethi vurgulamak için söylediği açık.
Müslüman ve Türk Fatih, “Roma İmparatoru” unvanını nasıl elde etti?
Doğu Roma imparatorluğuna, yani Bizans’a son vererek.
Fatih son noktayı koyduğunda Doğu Roma İmparatorluğu 1123 yaşındaydı.
Bin yüz yıllık devleti yıkıma sürükleyen, zayıf düşüren temel faktör neydi?
Saray içi entrikalar ve kardeş kavgaları.
Fatih’in kuralları işte bu koşullara göre, Roma’nın hastalığı Osmanlı’ya geçmesin diye konuldu.
Ama Hüseyin Çelik’i dinleyen zanneder ki Fatih, 1450’lerde Osmanlı İmparatorluğunu değil de 2026 yılında Kanada’yı yönetmiş…! Konu sanki ahlaki bir mesele imiş gibi “ne kadar da ayıp etmişmiş”…
Geçmişin devlet adamlarını bugünün kriterleri ile yargılamak saçmalığın dik alasıdır.
Bazı edebiyatçılar, sinemacılar bu saçmalığı para kazanmak için yapar.
Peki acaba, Hüseyin Çelik gibi siyasetçilerin maksadı ne olabilir?
Gaffar Yakınca / Haber7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol