Gidiyor gitmekte olan…
- GİRİŞ12.03.2026 09:37
- GÜNCELLEME12.03.2026 09:37
Büyük bir heyecan ve iştiyakla beklediğimiz ramazan ayı, 4 gün sonra idrak edeceğimiz Kadir gecesinin ardından bir yıl sonra şereflendirmek üzere bizleri terk edecek.
Gözümüzün nuru oruç ibadetimiz, bir hafta daha bizleri onurlandırmayı müteakip, bu nihayetin hüznünü yaşayanları uzun bir ayrılığın kollarına terk edecek.
Ruhlarında bu mübarek zaman diliminin teheyyücünü yakalayanlar, bir sonraki ramazan ayını yine hasret ve iştiyakla intizar edecekler.
Bütün nefislerin tatması mukadder olan zamana kadar bu buluşmalar (vuslat) ve ayrılmalar (firkat) tüm güzelliğiyle böylece sürüp gidecek.
Âşık ve maşuk ikilisinin vuslat ve firkatini resmeden bu mücerret tablo, her yıl aynı heyecan ve ihlâsla sergilenmeye devam edecek ve âşık, ancak, asıl vuslat olan dar-ı bekaya irtihalle birlikte maksuduna erişmiş olacak.
Bütün kavuşmalar beraberinde bir sevinci getirirken, tüm ayrılıklar geride kocaman bir hüzün bırakarak firkate dönüşür.
Âdem (as)’ın, cennetten yeryüzü sürgününe gönderilirken, ruhunu bir kor gibi yakan his, hüzünden başka bir şey değildi elbette…
Hatta hüzünle ilk kez o gün tanışık olmuştu.
Arafat’taki buluşma ise Âdem ile Havanın yaşadığı ilk dünyevi sevinçti tabii ki…
Vuslat ve firkat; insanoğlunun alın yazısı.
Bu hep böyle oldu ve olmaya da devam edecek hiç kuşkusuz.
İtiraf etmeliyim ki, çocukluğumdan beri bahsini ettiğim bu sevinç ve hüznü hep yaşaya geldim.
Şimdi ayrılık vakti, şimdi hüzün zamanı…
Bir kez daha aynı sevinci yaşayabilmem için on bir ay beklememiz gerekecek…
Uzun bir süre, farkındayım…
Ya, bir de kandil geceleri olmasaydı?
Şüphesiz ki daha zor geçecekti o uzun zaman dilimi.
Bir çeşit görüş günü, bir anlamda o kutsiyetle kısa bir muhavere imkânı…
Şükürler olsun…
4 gün sonra Kadir gecesini idrak edeceğin biiznillah…
Ramazan ayının 27.ci gecesi, bizlere ulaşan rivayetler ışığında, kuvvetle muhtemeldir ki, Kadir gecesi…
Bu kutsi gece, bütün bir Ramazan ayı boyunca mü’minlerin yapmış olduğu ibadetlerin yekûnunu ifade eden şanlı ubudiyet sancağının, ihlâs mücahidi tarafından iman kalesinin muhteşem burçlarına dikilmesi manasını muhtevi bir hususiyete sahip…
Kadir suresinin 3, 4 ve 5. ayetlerinde bu mübarek gece tanımlanırken şöyle ifade buyrulmuştur:
“Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler. O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.”
Ayetlerin ifadesinde anlamını bulan bu ayrıcalık, her ne kadar, rasyonellik, objektiflik ve akılcılık marazına müptela olmuş nasipsizler tarafından görülmek istenmese de siz siz olun bu gecenin ehemmiyetini mutlaka hatırda tutun.
Tan yeri ağarıncaya kadar sürecek olan o fevkalade selametle ve yeryüzüne fevç fevç inen meleklerle olan bu tarihi randevuyu sakın kaçırmayın ve gönüllerinizdeki tüm kanalların rahmet, selamet ve esenlik yağmuru ile dolmasını sağlayın…
Ve selamlaşın meleklerle, kucaklaşın, hasret giderin…
Modern anlayışın ürettiği tüm sahte tanrıları ait olduğu çöplüğe iade ederken, kendi değerler dünyanızla tekrar tanışmanın hazzını yudumlayın.
Dünya hayatının sanal bir oyundan ve eğlenceden ibaret olduğunu keşfedip bunu tüm dünyaya haykırın!
Ve sonra tüm bu ayrıcalık için şükredin Rabbinize…
Secdeye giderken, evladüıyalınızı de yanınıza almayı sakın unutmayın…
Oruçlarımız makbul, gecemiz mübarek olsun…
Nihat Nasır / Haber7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol