CHP: Kriz Nasıl Yönetilmemeli?
- GİRİŞ08.05.2026 09:02
- GÜNCELLEME08.05.2026 09:02
İBB’ye yönelik operasyon başladığında şöyle bir çerçeve çizmiştim:
“Bu CHP için bir krizdir. Vitrine koyduğunuz ve başarının mimarı olarak tarif ettiğiniz kişi, büyük bir yolsuzluk soruşturmasının odağında yer alıyor. İmamoğlu ve çevresine yönelik çok ağır suçlamalar var, bunlardan biri bile ispatlansa ciddi sonuçlar doğurur. CHP krizi doğru yönetirse bu işten küçük yaralar ile kurtulabilir. Ancak yönetemezse sonu bir felakete varabilir.”
Aslında, son derece basit bir teknik gerçeği dile getiriyordum. Bir şirkette yönetim kurulu üyelerinden birinin adının bir skandala karıştığını düşünün. Şirket ne yapar? Her ne pahasına olursa olsun yöneticiye sahip çıkarak kendisini de riskin içine mi sürükler, yoksa yönetici ile arasına mesafe koyarak daha güvenli bir noktaya mı çekilir? Akıllı bir yönetim, şirketin mesafeyi açarak korunaklı bir yere çekilmesini sağlar. Böylelikle, bir kişinin şahsi hataları yüzünden tüm kurumun zarar görmesinin önüne geçilir.
İşte şirketler için geçerli olan bu kural, diğer bütün kurumlar için de geçerlidir. Bu basit formül, “kriz yönetimi” kitaplarının en temel bilgilerinden biridir. Şirket, dernek, üniversite veya siyasi parti… Herhangi bir kurumda üst düzey bir yönetici ile ilgili bir suç iddiası ortaya çıktığında kurumun ilk refleksi yöneticiyi değil, kendini korumak olmalıdır.
Özgür Özel yönetimi ise tam tersi yönde davrandı. Operasyon kokusunu alır almaz İmamoğlu’nu “Cumhurbaşkanı adayı” ilan ederek adeta Parti ile yapışık ikiz haline getirmeye kalktı. Operasyon başladıktan sonra ise serinkanlı bir tutum sergilemek yerine “sütte leke olur İBB Başkanında olmaz” demeyi tercih etti. Daha da ileri gitti, İmamoğlu davasını partinin ana siyaset ekseni haline getirdi. Kendisine emanet edilen kurumu korumak için hiçbir tedbir almadı. Koskoca CHP’nin kaderini getirip onlarca suçtan yargılanan bir adamın kaderine ipotekledi.
Oysa aynı anda hem İmamoğlu’nu savunup hem de arasına bir miktar mesafe koyabilirdi. Partiden ihraç etmesine falan gerek yok, sadece her hafta Silivri yollarına düşmese, İmamoğlu’ndan talimat aldığı yönünde bir algı oluşmasına izin vermese, onun için şehir şehir mitingler düzenlemese de yeterli olurdu. Ama Özgür Özel, kendisine “emanetçi” diyenleri haklı çıkarırcasına davrandı.
Dava ilerledikçe yeni itirafçılar, yeni kanıtlar, yeni detaylar ortaya çıktı… Ve her yeni bilgi, İmamoğlu’ndan çok CHP’nin yara almasına yol açtı. Operasyonlar başka belediyelere yayıldıkça Özgür Özel’in söylemi daha sertleşti. Ancak söylem sertleştikçe Parti’nin kırılganlığı da arttı. Kadrolar ve seçmen, gerçeklere sırtını dönen Genel Başkanı, “sadece bağırıp çağıran biri” olarak görmeye başladı.
Partinin iç çekişmeleri yüzünden açılan davalar ise bu işin tuzu biberi oldu. Doğru yönetilemeyen hukuki süreçler, siyasi yapıyı sakatladı. Sakatlanan siyasi yapı iç çatışmaların daha şiddetli hale gelmesine yol açtı.
Yerel seçimlerden zaferle çıkan CHP, yaşadığı krizi doğru yönetemediği için bu zaferi bir başarı öyküsüne dönüştüremedi. CHP yönetimi, iktidar alternatifi olma şansını elinin tersi ile itti. Yerel seçimden sonra anketlerde %38 görünen parti şimdi %28’lere düştü.
Belediye başkanlarının CHP’den istifa etmesinin ve bir kısmının Ak Parti’ye geçmesinin temel sebebi de bu. Bu başkanlar, kaderlerinin Ekrem İmamoğlu’na bağlanmasından rahatsızlar. Başarısız parti yönetimi yüzünden siyasi kariyerlerinin zarar görmesini istemiyorlar. Ak Parti de bu durumu fırsata çeviriyor. Uygun gördüklerini kendi safına transfer ediyor.
Özgür Özel ve ekibi başından beri krizi doğru yönetemiyor. Hiç özeleştiri yapmadan, hep kendisi dışındaki faktörleri suçluyor. Oysa siyaset sert rekabetin olduğu zorlu bir sahadır. Hele ki Türkiye gibi bir ülkede. CHP yönetimi, sürekli başkalarını “ihanetle” veya “kumpasla” suçlamaktansa boğazına kadar içine battığı krizden kurtulmak için “akılcı” bir şeyler yapmalı.
Gaffar Yakınca / Haber7
Yorumlar10
-
Bandırmalı
13 dakika önce
Şikayet Et
Yönetme mi ??? Onların lügatinde " Yönetme " hiç olmadı ki...Yönetim, bir ilimdir. Halkı " güdülecek " bir kalabalık olarak görenlerden hangi yönetimi bekliyorsun...
Beğen
Cevapla
-
bayram
39 dakika önce
Şikayet Et
cehapeyi nasıl yönetemiyorlarsa krizide öyle yönetemezler
Beğen
Cevapla
-
vatan daş
1 saat önce
Şikayet Et
Hususi Beyin krizi yönetmesini bekleyemezsiniz ki. Çünkü kendi koltuğu da krizin bir ürünü. İBB yi soyup finansal güç elde eden yapı sonra bu para ile bir yanda medya/sosyal medya yapılanması oluşturup Kılıçdaroğlunu yıpratıp düşürdü. Sonra aynı paralarla delegeleri satın alıp Hususi Beyi partinin başına ceo atadılar. Patronu da içeriden iradesiz CEO Hususi Beye talimatla kukla muamelesi yapıyor.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
İsmet
1 saat önce
Şikayet Et
Olay tam anlamıyla hz yusuf ile tapınak rahipleri tapınak sefada lükste tam 80 yıldır kibirle halkı aşağılayıp refah içinde yaşayan chp ye cezayı seçmen kesene kadar devam eder bu çile
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
mustafa
1 saat önce
Şikayet Et
bunları yöneten akıl böyle istiyor ekoyu chp ye sağ oyları alsın diye yamadılar ama yama delik deşik olmuş üzerinde her türlü şaibe ve kirlilik var bu aynı zamanda chp nin içinde bulunduğu acizlik ve savrulmayıda göz önüne seriyor ama gözleri var görmezler....
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle