Özgür Özel Avrupa’ya Türkiye’nin Zelensky’si olmayı mı vaadediyor?

  • GİRİŞ04.07.2026 08:44
  • GÜNCELLEME04.07.2026 09:50

Ankara’da yapılacak olan NATO Zirvesi yaklaşırken bölünmenin eşiğinde olan CHP cephesinden enteresan yansımalar karışımıza çıktı. 

Önce Özgür Özel’in İngiliz Financial Times Gazetesi’nde yayınlanan yazısı…

Hemen sonra Kılıçdaroğlu’nun “Biz meseleye o taraftan bakmıyoruz artık” anlamına gelen, bu anlamda Özel’den kendisini ayrıştırma amacıyla yapıldığı intibaı veren sözleri… 

Özel, NATO liderlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı şikayet ederken, “Yanlış ata oynamaktan vazgeçin, aradığınız adam benim, Türkiye’de iş tutacağınız birisi varsa o kişi ben olmalıyım, o nedenle onu bırakın bana destek verin” teması üzerinden mesajlar veriyor yazısında.

Hatırlayalım… 

Özel geçen sene, İBB soruşturması üzerinden göz altı operasyonları başladığında BBC’ye demeç verdi, İngiltere’den ve orada işbaşında olan İşçi Partisi’nden (ikisini birden zikretmişti o konuşmasında) destek göremediklerinden bahisle “Terk edilmişlik hissediyoruz. Gerçekten çok kırgınız” şeklinde sözler sarf etmişti. 

NATO ÜYESİ OLMAKLA NATO’NUN İLERİ KARAKOLU OLMAK ARASINDAKİ FARK… 

Özel’in bu tutumu Türkiye’de daha çok ‘Ülkeyi ve ülkeyi yönetenleri yurt dışına şikayet etmek’ bağlamı üzerinden tartışıldı, eleştirenler ağırlıklı olarak bu yönden eleştirdi. 

Ama burada bir eksiklik var. 

Bana kalırsa burada asıl odaklanılması gereken husus, Özel’in bu açıklamaları yaparken durduğu yeri doğru anlamak olmalı. 

Çünkü bu, memleketi yönetmeye talip olan bir siyaset anlayışının o imkanı elde ettiği takdirde neler yapacağı, kimlerle nasıl iş tutacağıyla alakalı bir mesele. 

Özel bu açıklamaları yaparken bir taraftan ‘birlikte iş tutalım’ mesajını veriyor, eş zamanlı olarak da bu yaklaşımının “Ben ne derseniz yapmaya hazırım” biçiminde anlaşılmasından gocunduğunu gösteren bir tutum sergilemekten uzak duruyor. 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özel’in yazısının yayınlanmasından hemen sonra yaptığı açıklamada kullandığı bir ifade var. 

Dedi ki: 

“CHP olarak bizim bakışımız açıktır: Türkiye NATO üyesidir. Fakat NATO’nun ileri karakolu değildir”. 

Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerini, Özel’in ‘Batıcılık’ anlayışına karşı yeni bir CHP duruşu, ya da kendisini ayrıştırmaya dönük bir niyet beyanı olarak okuyabilir miyiz? 

Özel’in temsil ettiği siyasetin ‘teşne’ olduğu ‘teslimiyetçi batıcılık’ anlayışına karşı, “Batıyla müttefiklik ilişkilerine evet” ama “Teslimiyetçi anlayışa” hayır biçiminde yorumlamak mümkün. 

NATO’nun ileri karakolu olmak, Türkiye’nin Batı’nın her dediğine evet demesi ile eş anlamlı yorumlanabilir. 

NATO’nun bir üyesi olmakla birlikte NATO ile ‘göz hizasında’ bir ilişki istemek ise, farklı bir bakış açısını yansıtır. 

Bunu somut bir alana taşıyacak olursak yekten şöyle diyebilirim:

Batıyla “Göz hizasında” ilişki prensibini şu an yeryüzünde en iyi uygulayan isim Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dır. 

Batıyla “teslimiyet odaklı’ ilişki biçimini yürüten bir isim söyleyin denirse benim aklıma ilk gelen isim, Ukrayna Cumhurbaşkanı Vlodimir Zelenksy olur. 

Avrupa’nın şu an Zelensky’ye yüklediği misyon çok açık. 

Şöyle özetleyebilirim:

“Sen orada bizim adımıza savaşmaya devam et, Ukrayna’nın çocukları sadece Ukrayna için değil, Avrupa için de kendilerini feda etsinler, mükafat olarak bize sana bu savaşı sürdürebileceğin kadar silah veririz” 

“KÜÇÜLEREK DEĞİL, BÜYÜYEREK GİTMEK ZORUNDAYIZ. TÜRKİYE OSMANLI COĞRAFYASINDA OLMALI” SÖZLERİ? ÖZEL’İN UYKULARINI NİYE KAÇIRMIŞ OLABİLİR? 

Bu taktiksel bir şey midir? 

Özümsenmiş yeni bir dış politika yaklaşımı mıdır? 

Arkasında nasıl bir dinamik vardır tam emin değil. 

Ancak, Kemal Kılıçdaroğlu dış politika yaklaşımında eskisi gibi olmadığını gösteren başka ‘açılımları’ da olmuştu. 

Mesela demişti ki: 

“Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı"

O bu sözleri sarf ettikten sonra yine enteresan bir şey daha olmuştu.  

Siyasette zorlu bir dönemden geçen, etrafındaki bir çok ismin soruşturma kıskacında olduğu bir dönemde Özgür Özel, başka hiçbir şeyin değil de Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerinin ‘uykusunu kaçırdığını’ söylemişti. 

Herhalde “Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız” sözlerini mevcut iktidarın dış politikasına ‘müzahir’ bir yerde bulduğu için uykuları kaçmıştı Özel’in. 

İyi ama ortalama bir vatansever şöyle düşünür böyle bir durumda: 

“Bunda ne var ki?” 

“Türkiye’nin kendi içine kapanıp küçülmesi yerine, potansiyel nüfuz sahasında etkin olması kimi niye rahatsız eder?”

“Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız” cümlesi Özel’i uykularını kaçıracak kadar ürkütmüşse, kendisinin tercihi, ya da Batı’ya dönük ‘taahhüdü’ ne olabilir? 

Meselenin ülkeyi ve ülkeyi yönetenleri yurtdışına şikayet etmenin ötesinde daha önemli boyutları var derken ne demek istediğimizi bir de gözle tartıya çıkaralım lütfen. 

Mehmet Acet / Haber7

Yorumlar4

  • Celal 26 dakika önce Şikayet Et
    Bunlar Abdülhamid i devirdikleri gibi özgürlük adına şimdide aynı taktiği deniyorla
    Cevapla
  • Engin 38 dakika önce Şikayet Et
    Kendini kurtarmaya çalışıyot. Siyasetteki en büyük sorun bu sorunlu kişilerden kurtulamamak onlarda kendilerini kurtarmak için her yola başvurması. Yolsuzluk davalarını bunada dokunacak kendini kurtarma derdinde buda ülkeye zarar veriyor. Acilen dokunulmazlık konusu masaya yatırılmalı.. Benzer olay netenyahu yolsuzluk davası var adam kurtulmak için savaş başlattı uzattıda uzattı...
    Cevapla
  • Misafir 53 dakika önce Şikayet Et
    Avrupa'lilara kullanışlı bir aparat olduğunu vaat ediyor,deneyliyim diyor, çünkü eko alistirmis,göstermelik te olsa biraz da itibar görüyor secmenlerinin nezdinde,eko da senden önce denedi, aklını başından aldılar,kendisini hint kumaşı sandı,bak şimdi nerde hattı asmayacaksiniz sonrası felâket
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • Ali özel 1 saat önce Şikayet Et
    CHP Türkiye'nin en büyük İÇ siyaset sorunudur .Her zaman
    Cevapla Toplam 6 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat