Olmayan ahlakla üstünlük kurulmaz!

  • GİRİŞ07.08.2026 08:57
  • GÜNCELLEME07.08.2026 08:57

High moral ground…”

Bir tartışmada, çatışmada veya anlaşmazlıkta kendisini ahlaki olarak daha doğru, daha erdemli ve daha haklı konumda görmeyi ifade eden İngilizce deyim…

Bizdeki karşılığı ahlaki üstünlük…”

Sözde “tanrı tarafından seçildiklerine” inanan ve gittikleri yerde fitne, kan, gözyaşı götüren İsrail halkı ve genel olarak Yahudileri “vicdan azabına” düşmekten alıkoymaya yarayan kavram…

Ahlaki sınırları, endişeleri olmayanların, düzgün insanları “ahlak” ile vurmaya çalıştığı kurnazca, ikiyüzlüce ve ahlaksızca bir saldırı biçimi.

Bir tarafın ahlaken daha zayıf olduğu halde, rakiplerine karşı “biz daha doğru yoldayız, siz ahlaksızsınız” mesajı verdiğinde hissettiği o sahte moral üstünlüğü…

Siyasi açıdan baktığımızda ise kısa vadede rakamsal üstünlüğün mümkün olmadığı durumlarda devreye sokulan ve iktidarı yıpratmaya yarayan sihirli bir operasyon kavramı…

Türkiye siyasetinde, özellikle AK Parti iktidarına karşı tam da bu tarz bir “ahlakî üstünlük savaşı” yaşandı ve halen yaşanmaya devam ediyor.

Rakamsal üstünlüğün siyaseten mümkün olmadığı gören malum kesim, yıllardır kendilerinde pek olmasa da “ahlâkî üstünlüğü” ele geçirme sevdasıyla, iktidara karşı sistematik bir kampanya yürütüyor.

Ahlak”ın tanımını kendi kafalarına göre şekillendirebileceklerini düşünen, “ehline helaldir na ehle haram” diyerek toplumsal değerlerle bağdaşmayan rezilliklere kılıf uydurmaya çalışan bu güruh, yıllarca kendilerini “daha faziletli” olarak pazarladı.

Soma’da, Gezi’de, Kaz Dağları’nda, 6 Şubat ikiz depremlerinde hep bir adım öne çıkarak, olmayan “ahlaklarıyla” üstünlük tasladı.

Bir tek kendilerini namuslu ve düzgün gören bu kesim, amaca giden yolda dini siyasete alet etmek” dâhil, ahlaki olarak tartışmalı her yöntemi, yolu sergiledi.

Milleti ikna etmek için ne kadar muhalif sanatçı, artist, komedyen, oyuncu varsa, bir araya gelerek olmayan ahlaklarıyla “ahlaki üstünlük” kurmaya çalıştılar.

Bu operasyonda o kadar başarılı oldular ki…

Evlatlarım” dediği isimlerce pavyon köşelerinde dağıtılan rüşvet paralarıyla koltuğundan olan ve sırtından hançerlendiğini ifade eden Kemal Kılıçdaroğlu’nu bile, “ahlaki üstünlüğün” bir zamanlar peşinden gelen bu insanlarda olduğuna inandırdılar.

Fakat yolun sonu göründü!

Yerel seçimlerde, AK Parti’den devraldıkları belediyelerin binalarına kurumun mali durumuna ilişkin afişler asarak “yolsuzluk” algısı üretmeye çalışan bazı belediye başkanlarının, içinde tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan kamu kaynaklarını nasıl ahlaksızca talan ettiklerini…

Rüşvet, irtikâp, zimmet, ihaleye fesat karıştırmak suçlarıyla insanlardan nasıl haraç aldıklarını…

Valizlerde, çantalarda, pasta ve baklava kutularında nasıl rüşvet topladıklarını…

Ultra lüks jetlerde, otel odalarında, hatta makam araçlarında nasıl hayâsızca rezilliklere imza attıklarını ibretle takip ediyoruz…

Yıllarca…

Oğlu bira içsin diye kendisine alkol oranı daha yüksek olan rakı söyleyen” dönemin CHP’li Başbakanlarından Şükrü Saraçoğlu’nu, bu millete “yüksek zarafet ve hoşgörü sahibi” olarak lanse edenlerin…

Bugün,

Askerlik arkadaşı iken “Başkan Yardımcısı” yaptığı Mutlu Kerimoğlu ile uyuşturucu testi pozitif çıkan ve Mali Müşaviriyken Belediye Başkan yardımcısı yaptığı Gültekin Bayındır ile oğlu Batuhan’dan toplamda 7 milyon 673 bin TL para aldığı belgelenen yolsuzluk tutuklusu Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’na bakıp, nasıl yerin dibine girdiklerine ibretle şahitlik ediyoruz…

Yine…

Otel odasında 21 yaşındaki belediye personeli ile basılan Özkan Yalım’ın…

Babası Muhittin Böcek’in sevgilisiyle uygunsuz görüntüleri çıkan oğul Gökhan Böcek’in…

Umreye gittiği halde, belediye çalışanları ile otel odalarında defalarca telefonları üst üste sinyal veren Tanju Özcan’ın…

İBB kasasından kiraladığı lüks otel odasında çok sayıda eskort ile “doktorculuk” oynadığı iddiaları savcılık belgelerine yansıyan Murat Ongun’un…

Kendisini iyi bir Müslüman olma arzusunda bir insan” olarak pazarladığı halde gırtlağa kadar yolsuzluğa bulaşan Ekrem İmamoğlu’nun…

Ve son olarak…

Evli ve iki çocuk babası olduğu halde başka kadınlarla gayrimeşru ilişki yaşayan ve kendisini “azgın boğa” olarak lanse edip, kadın erkek demeden tüm belediye personelinin iffetine dil uzatan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’in rezaletlerini dikkatli okuduğunuzda…

Ya da…

Yaptıkları konuşmalarda;

Deprem bölgesine yaptığımız her şeyi onlar başkaları yapıyor sandı. Sandıktan onu anladık ama neyse” dedikleri halde…

Ahbaplar Suç Örgütü” soruşturması kapsamında bilgilerine başvuran savcıların huzurunda,

Haluk Levent'i hiç tanımadıklarını ve AHBAP'a hiç bağış yapmadıklarını” söyleyenlerin, aslında enkaz altında kalanlar için kılını kıpırdatmadıklarını…

Depremde yıkılan 11 ili devlet ile bu milletin öz evlatlarının birlikte ihya ettiğini gördüğünüzde…

“Ahlaki üstünlüğün” aslında 25 yıldır bu ülkeyi yönetenlerde ve ona destek veren toplumsal tabanda olduğunu daha iyi anlıyorsunuz..

Dolayısıyla!

Durduk yere birileri size “ahlaki üstünlük” kurmaya çalışıyorsa, biliniz ki orada büyük bir ahlaksızlığın hazırlıkları başlamıştır.

Zekeriya SAY / Haber7

Yorumlar5

  • serkan bolelli 17 dakika önce Şikayet Et
    nokta atışı bir yazı ve gerçekler
    Cevapla
  • 0808 17 dakika önce Şikayet Et
    bütün bu yolsuzluklar ve sapıklıklardan dolayı chp ve yeni partinin oyu azalmayacak hatta daha da artacak, çünkü seçmenini sadece onların medyasını izliyor. devlet o kitleye onların tv si ve sosyal medyası ile ulaşamazsa ilk seçimi chp ve yeni parti kazanacak.
    Cevapla
  • Mükerrer 18 dakika önce Şikayet Et
    Eyvallah.Mazlumun ,iyinin,asıl yardım edenin sesi fazla çıkmaz.Sessizlerin sesi olmuş
    Cevapla
  • M. Üstündağ 19 dakika önce Şikayet Et
    Teşekkürler mükemmel tesbit. Kalemine sağlık.
    Cevapla
  • Fatih caner 55 dakika önce Şikayet Et
    Harika bir yazı olmuş emeğinize saglik
    Cevapla Toplam 11 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat