Gümüş seçmen

  • GİRİŞ11.09.2026 09:19
  • GÜNCELLEME11.09.2026 09:19

Türkiye yaşlanırken siyaset gençleri konuşmaya devam ediyor. Hatta siyaset dili uzun zamandır genç. Gençlerin beklentileri, Z kuşağı, ilk kez oy kullanacaklar, genç işsizliği, gençlerin yurtdışına gitme isteği, genç seçmenin hangi partiye yöneleceği...

Siyaset genç seçmenin peşinden koşarken demografi sessizce başka bir seçmen kitlesini büyütüyor. Türkiye’nin saçlarına düşen demografik aklar, siyasetin en üst kademelerinde nüfus meselesini istatistik olmaktan çıkarıp devlet meselesine dönüştürmeye başladı.

Demografide değişen her oran, er ya da geç sandığın aritmetiğini de değiştiriyor. Bugün nüfus istatistiklerinde gördüğümüz değişim, yarın seçim sonuçlarının sosyolojisinde karşımıza çıkacak. Fakat siyasetin radarında hâlâ esas olarak gençler var. Partiler gençlere özel vaatler açıklıyor, sosyal medyada gençlerin dilini yakalamaya çalışıyor. Biraz X, biraz Instagram, biraz yapay zekâ...

Türkiye, talepleri, kaygıları ve öncelikleri farklılaşan daha büyük bir yaşlı seçmen kitlesine doğru ilerliyor. Gelecek 15 yılda eğitim, iş, teknoloji, dijitalleşme kadar sağlık hizmetleri, evde bakım, erişilebilir ulaşım, yaşlı yoksulluğu ve yalnızlık da konuşulacak. Emekli aylıkları gündemde işgal ettiği yeri koruyacak ama siyasetin yaşlı seçmenle kurduğu ilişki maaş zammı sınırlarını aşmak zorunda kalacak.

Gençlerin geleceği, yaşlıların bugünü... Başlıktaki Gümüş nitelemesi yaş aldıkça saçlara düşen rengin metaforu; seçmen ise o rengin sandıktaki karşılığı. Türkiye’nin saçları ağardıkça sandığı da gümüşlenecek. Belki de önümüzdeki yılların en büyük siyasi rekabetlerinden biri, uzun süre gözden kaçırılan bu seçmeni kimin anlayacağı üzerinden yaşanacak.

Gümüş seçmen belki meydanları doldurmayacak, trend listelerine girmeyecek, siyasetin dijital gürültüsünde çok görünmeyecek. Ama sandığa gidecek. Üstelik sayısı her seçimde biraz daha artacak. Siyasetin yeni sorusu bu yüzden yalnızca gençleri kimin kazanacağı değil; Türkiye ile birlikte yaşlanan bu büyük kuşağın güvenini, gönlünü ve oyunu kimin kazanacağı olacak.

Gümüş seçmenin içinde giderek büyüyen bir kitle daha var: Yalnız seçmen. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 5,5 milyondan fazla insan tek başına yaşıyor. Bunun yaklaşık üçte biri 65 yaş ve üzerinde. Bu nedenle Gümüş Seçmeni sadece yaş üzerinden değil, değişen hane yapısı üzerinden de okumak gerekiyor. Yaşlı ya da tek başına yaşlanmak durumunda kalan seçmenin beklentileri güvenlikten sağlığa, ulaşımdan sosyal desteğe kadar yeni bir ihtiyaç haritası dayatacak.

İnsan, sondan sonrasını pek düşünemese de kendi sonunu düşünüyor. Yaşlandığında kim kapısını çalacak, hastalandığında kim fark edecek, düştüğünde kimi arayacak?

Yaşlılık ve yalnızlık artık yalnızca Sağlık Bakanlığının, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının veya belediyelerin meselesi değil artık. Neredeyse bütün devlet kurumlarını ilgilendiriyor.

Bu nedenle siyasetin ciddi bir zihinsel dönüşüme ihtiyacı var. Yaşlıları yalnızca bayramlarda eli öpülen, seçim dönemlerinde ziyaret edilen veya emekli maaşı üzerinden hatırlanan bir seçmen kitlesi olarak görmek yetmez.

Üstelik yarının yaşlıları bugünkülerden daha farklı olacak. Daha eğitimli, daha dijital, daha talepkâr ve siyasi iletişime daha açık bir kuşak yaşlanıyor. Bugünün 50 yaşındaki sosyal medya kullanıcısı 15 yıl sonra 65 yaşında olacak. Akıllı telefonunu arkadaş edinecek, taleplerini de unutmayacak.

Dolayısıyla mesele yaşlılara birkaç yeni hizmet sunmak değil. Yaşlanan bir toplum için yeni bir devlet, şehir ve siyaset tasavvuru geliştirmek.

Türkiye yıllarca genç nüfusuyla övündü. Şimdi ise başka bir başarı ölçüsüne ihtiyacımız var. Siyaset gençlerin geleceğini konuşmaya elbette devam etsin. Ama gümüş seçmenin ayak seslerine de şimdiden kulak kesilsin.

Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber7

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat