Bombalarla yaşıyoruz!
- GİRİŞ15.10.2026 08:55
- GÜNCELLEME15.10.2026 08:55
Geleceğin savaşlarında bir ülkeyi çökertmek için tanka, tüfeğe gerek kalmayacak. Toplumların kendi paralarıyla satın alıp hayatlarının merkezine koydukları akıllı teknolojiler, saniyeler içinde kendilerine karşı cepheye sürülecek.
Cebinizdeki cihazın üretici ve yazılımına güvenmiyorsanız, aslında pimini düşmanın tuttuğu bir bomba taşıyorsunuz demektir.
Böyle bir iddiayı durup dururken dillendiriyor değilim…
Buna sebep, geçenlerde yaşanan çok önemli bir gelişmeydi…
TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit, Pamukkale Üniversitesi’nin Serinhisar ilçesindeki Yatağan Mahallesi'nde bulunan İslami Bilimler Enstitüsünde düzenlenen “Gelişen Dünyada Değişen Tehditler, Yapay Zekâ, Biyoloji ve Genetik” konulu konferansta tüylerimizi diken diken edecek açıklamalarda bulundu. Dijital sistemlerde güvenliğin yalnızca güçlü şifrelerle sağlanamayacağını ifade eden Akşit, internete bağlı tüm sistemlerin siber saldırılara açık olduğuna işaret etti.
Özellikle otonom ve elektrikli araçların sahip olduğu kamera, sensör ve yazılımların güvenlik açısından risklerini belirterek herkesin külahını önüne koyup düşünmesi gereken şu tehlikeye dikkat çekti:
“Yapay zekayla savaş simülasyonu yaparsanız, yapay zekâ hemen her seferinde arabaları füze olarak kullanıyor.
Ne demek o?
Yerde yürüyen güdümlü füze olarak kullanıyor.
Arabanın kontrolünü ele geçiriyor; seni askeri birliğin kapısına çakıyor.
İçinde sen varsın, yoksun, yapay zekâ pek ilgilenmiyor onunla.
Çok tehlikeli.”
Ardından, bir nebze de olsa nefes almamızı sağlayan şu kurumsal tedbiri aktardı:
“Biz Türkiye olarak; ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI bünyesinde yabancı elektrikli arabaları artık kampüsün içine sokmuyoruz.
Çünkü çok fazla sensör var, kamera var; haritasını çıkarıyor ve kontrolü bizde değil. Yerlilere izin veriyoruz; yazılımı da kontrolü de bizde ama tehlike büyük.
Allah korusun, bir savaş durumunda ne olacağını bilemezsiniz.
Yazılımın kontrolü sizdeyse şifreyi, yazılımı değiştirip tekrar güvence altına alabilirsiniz ama yazılım ve kontrol başka birindeyse, o ne istiyorsa onu yapar ne yazık ki.”
Akşit’in yaptığı bu kan donduran uyarının ardından, taşlar yerine oturuyor.
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun BM kürsüsünden elinde bir çağrı cihazıyla dünyaya fırlattığı o pervasız gülüş, tam da bu yeni dönemin ilanıydı.
O insaniyet düşmanı, soykırımcı canavar bize açıkça şunu söyledi:
“Artık teknolojide bağımsız değilseniz, cebinizde her an patlayacak bir ölüm tuzağı taşıyorsunuz.”
Yapay zekanın bir üst seviyeye geçmesiyle birlikte, dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalmanın bedeli eski devirlere göre çok daha ağır olacak.
Çünkü artık düşman;
• Evimizdeki akıllı kombiyi uzaktan sabote edip yangın çıkarabilir,
• Akşit’in de ifade ettiği şekliyle, altımızdaki elektrikli aracın frenlerini kilitleyip ona kaza süsü verebilir yahut onu canlı bir füze gibi kullanabilir,
• Kulağımızdaki kulaklıktan işitme sistemimizi veya beynimizi hedef alan ölümcül frekansta sesler yayabilir,
• Şehrimizin su şebekelerini tek bir yazılım komutuyla zehirleyebilir.
Şimdilik distopik bir film senaryosu gibi görünen tüm bu unsurlar, gelecekteki karanlığın ve dehşetin habercisidir.
İşte bu yüzden “yerli ve milli” çabası, kuru bir slogandan çok daha öte, bir beka meselesidir.
Şimdi daha iyi anlıyor muyuz; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın neden ısrarla milli sanayiye, yerli otomobilde neden fosil yakıt yerine doğrudan geleceğin teknolojisi olan elektriğe, tamamen yerli savunma sanayii unsurlarına ve ASELSAN üzerinden önümüzdeki süreçte kullanıma sunulacak olan yerli cep telefonlarına canhıraş bir biçimde yüklendiğini? Gelecekte bize silah olarak doğrultulabilecek her aracın yerine milli olanı ikame etme mücadelesini şimdi daha iyi kavrayabiliyor muyuz?
Evet, soruyu tekrar ediyorum:
Anlayabiliyor muyuz?
Yoksa hâlâ armudun sapı, üzümün çöpü davasında mıyız?..
Bugün TEI’nin başında Mahmut Faruk Akşit gibi hem donanımlı, nitelikli hem de yüksek 'milli' şuur sahibi bir şahsiyet olduğu için ne kadar şükretsek azdır.
Faruk Bey’in bu hayati uyarısını kulaklarımıza küpe yapmazsak eğer, aşağıda anlatacağım hazin tarihsel hikâyenin modern bir versiyonunu kendi topraklarımızda yaşamak zorunda kalabiliriz…
Tarih, sadece geçmişin bir kaydı değil, geleceğin de acımasız bir aynasıdır.
Gözlerimizi kapatıp kulaklarımızı tıkadığımız her tehlike, kapımıza dayanacağı günü sabırla bekler…
Tıpkı 1204 yılının baharında, dünyanın en görkemli başkenti Konstantinopolis’in başına gelenler gibi…
Şehrin hemen önünde, deniz üzerinde devasa düşman gemileri belirdiğinde halk ne yapıyordu biliyor musunuz?
Surların arkasına sığınıp, sanki kapıdaki ölümcül bir ordu değil de bir panayır alayıymış gibi merakla onları izliyorlardı.
Şehrin meydanlarında, hipodromlarında at yarışları, bahisler ve günlük eğlenceler tüm hızıyla sürüyordu.
Halk, “Yüzyıllardır bu surları kimse geçemedi, bize bir şey olmaz” rehaveti içerisindeydi. Dünyada ne olup bittiğini, yaklaşan fırtınanın ayak seslerini umursamadılar.
Bu derin vurdumduymazlığın bedeli çok ağır oldu.
İçerideki körlüğü fark eden düşman, zayıf bir noktadan şehre sızdı…
İnsanlar tehlikenin büyüklüğünü ancak sokaklarında yabancı askerlerin kılıç seslerini duyduklarında anladılar; fakat o an, pişmanlık için çok geçti.
Koskoca bir imparatorluk, halkının kayıtsızlığı yüzünden birkaç gün içinde teslim oldu; kütüphaneleri yakıldı, mabetleri yağmalandı ve tarih sahnesinden silindi.
Bu trajediden çıkaracağımız ders nettir:
Güçlü duvarlar ya da parlak bir geçmiş, uykuda olan bir toplumu korumaya yetmez.
Eğer biz de dünyada olup bitene kayıtsız kalırsak, “bize bir şey olmaz” yanılgısıyla rehavete kapılırsak, ülkemiz beklenmedik bir anda kendi ürettiğimiz konfor alanlarından kuşatılabilir.
Çünkü tarih, ders almayanlar için tekerrürden ibarettir ve tarih, uykuda olanları asla affetmez…
Nihat Nasır / Haber7
Yorumlar7
-
AtA
10 dakika önce
Şikayet Et
Kaleminize, gönlünüze sağlık. Harika ..
Beğen
Cevapla
-
Mustafa Çelik
15 dakika önce
Şikayet Et
Bu millet hâlâ uykuda. Rabbım uyandırsın. Akşit hocaya da teşekkürler. Maşallah böyle evlat yetıstir mış
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle