Hak-batıl mücadelesinde, Akit 29 yaşında

.

  • GİRİŞ12.09.2022 08:21
  • GÜNCELLEME12.09.2022 08:21

29 yıl önce bugün, Mustafa Karahasanoğlu ağabeyimin öncülüğünde, “İnananların yüz akı” olma iddiası ile günlük gazete olarak çıkan Beklenen Vakit, okuyucularını hiç utandırmadan bugünlere geldi..

İnanan insanlara yük olmadan.. Onların sırtlarındaki yükü hafifletme iddiası ile göreve talip oldu..

Bağış toplamadı.. 

“Dergi çıkarıyoruz, şimdi de günlük gazete çıkaracağız.. Para topluyoruz” demedi..

“Davalar yoğunlaştı.. Cezaları ödeyemez duruma düştük” gibi gerekçeler ile inanan insanların inançlarını, duygularını istismar etmedi.. 

İnkarcılara şedit, müminlere şefkatli olma iddiası ile çıktı..

İnkarcıların baskılarına karşı, onlara “şedit” olma kararlılığından asla geri adım atmadı..

Allah’ın buyruğu olan bu ilkeyi hayata geçirirken, nefse ağır gelse de, mü’minlere karşı da şefkatli oldu.. 

Kendi mahallesindeki insanların, grupların, kuruluşların zaman zaman saldırılarına maruz kaldı.. 

“Ne gerek var bu manşetlere.. Daha ılımlı olunmalı” diyenler oldu. 

Hatta iftira edenler, haksız isnatlarda bulunanlar oldu..

Hüsn-ü zan besleyerek, “müminlere karşı şefkatli olma” ilkesinden taviz vermeksizin, gazete sayfalarından onlara cevap vermeye kalkışmadı..

Adli takibata uğradı.. Dava üstüne dava açıldı. 

Tazminat davaları, ceza davaları ardı ardına açıldı..

Dünya tarihinin bir basın kuruluşuna yönelik en büyük tazminat davası, akit’e karşı açıldı..

Hem miktar açısından en büyük tazminat davası.. Ki; 624.000 TL’lik bir manevi tazminat davası idi.

Hem de.. Davacısı sayısı açısından rekor davacılı davası idi.. 312 kişi, bir davada, tazminat talep ediyordu..

Dahası var..

Davacıların tamamı, dünya tarihinde hiç olmadığı şekilde, hepsi generallerden oluşuyordu.. 

Askeri vesayet düzeninin devam ettiği, seçilmiş hükümete muhtıraların verildiği bir dönemde, 312 general birlikte,  akit’e dava açıyor, tazminat talep ediyor, hapis cezası verilmesi için savcılığa müracaat ediyor..

Meslek dayanışması beklediğiniz gazeteci dernekleri suspus olmuşlar.. 

Suspus olmayı boşverin, gazeteci geçinen, bugün dahi şu gazetede-bu gazetede boy gösteren ahlaksızlar, 312 generalin avukatının “Tazminat davasını kazanacağım. Ve tazminatı, yüzüklerine kadar sattırarak alacağım” tehditlerini, “Hah işte bu.. akit’in hakkından, bu avukat gelecek” pozları ile sözde haberleştirdiler..

Ama akit cephesinde, bir tek kişi, ne yazar, ne muhabir, ne idari kadrodan bir tek kişi, “Başımıza bir iş gelebilir” düşüncesi ile durduğu saftan bir milim geri adım atmadı.

Askeri vesayet düzeninin gereklerinden olarak, Genelkurmay psikolojik harpte, akit’i  kendisine hedef seçti. 

Sabotaj emirleri verildi.. 

Baskı saatinde elektrik kesintisi ile gazetenin okuyucuya ulaşmasını önleyecek masum sayılabilecek girişimlerden, çalışanların kaçırılmasına kadar, hatta illegal diğer eylemlere kadar bir dizi planlar yapıldı..

Bir kısmı hayata geçirildi..

Ama akit kadrosu, dimdik ayakta durdu, hiçbir ferdi korkmadı, hiçbir mensubu “acaba” diyerek tereddüt etmeden, akit’teki görevini sürdürdü.

Keleş ile gazete binasına saldırıldı..

Odasının bir metre üstüne denk gelen kurşunlardan, ne (rahmetli) Hasan Karakaya ağabey, ne de o saatlerde gazete binasında olan tek bir fert korkmadı..

Baskılar, saldırılar, susturma girişimleri..

Sadece ceza davaları, tazminat davaları ile sınırlı değildi..

Astronomik idari para cezaları ile susturulmak istendik..

Okurlarına televizyon verme taahhüdü ile çıkıp, o sözlerini 400 bin okur için yerine getirmeyenlerin el üstünde tutulduğu Türkiye’de, okurlarına “İslam Ansiklopedisi” verme taahhütünde bulunan akit’e, “Bu eseri cilt cilt verebilirsiniz, hepsini birden verme taahhüdünde bulunamazsınız” denilerek, astronomik para cezaları kesildi..

akit o eseri, alnının akı ile bütün olarak, 200 bin okuruna ulaştırdı..

Ama o cezalarda ısrar edildi..

Hapis tehditi ile tazminat tehditi ile susturulamayan akit, idari para cezaları ile susturulmak istendi.

Batılı hakim kılma iddiası ile hepsi akit’i hedef seçti, kimi hapis cezası, kimi tazminat, kimi idari para cezası konusunda, “görevimizi yapalım” diyerek, batıl davalarının yılmaz askerleri olarak karşımıza çıktılar..

Bugünlerde şu isimle, bu isimle yeni yeni partiler kurup, “Biz 28 Şubat sürecinden beri, yasaklarla mücadele ediyorduk. Ama bugünkü zulüm de doğru değil” diyen nicelerini...

akit’in bu mücadelesinin hiçbir yerinde ben o isimleri görmedim..

İki dakikalık bir ziyaretle, “Yanınızdayız. Bizim eşimizin, kızlarımızın tesettür haklarını savunuyorsunuz.. Korkmadan, yılmadan bu haklar için çabalıyorsunuz. Allah sizlerden, sizin gibi korkmadan mücadeleye girişenlerden razı olsun” dediklerini, hiç duymadım..

29 yıllık tarihi içinde akit, laikçiliği, din düşmanlığı seviyesinde uygulamaya kalkanların, korkulu rüyası oldu..

Yeri geldi, onların sahtekârlıklarını, “başörtü üstündeki perukla bile fakülteye girişe izin vermiyorsunuz, ahlaksızlar. Sizin derdiniz simge falan değil.. Sizin derdiniz örtü değil, sizin derdiniz Allah’a imanın bizzat kendisi. Siz iman eden gençlik istemiyorsunuz” çıkışı ile gözler önüne serdi..

Yeri geldi, Musevi okulundaki tesettürlü bayan öğretmenlerin kıyafetlerini manşete taşıyarak, “Bu ülkede Müslümanlar olarak, Hristiyanlar kadar, Museviler kadar özgür olmak istiyoruz. Onlara tanınan haklar bile, bu ülkenin özbeöz çocuklarına, Müslümanlara tanınmıyor” hatırlatması ile laikçilerin rezilliklerini yüzlerine vurdu..

Bugün geldiğimiz noktada, “akit misyonunun tamamladı, ihtiyaç ortadan kalktı, yayın dünyasındaki vazifesi de son buldu” diyenlere hatırlatayım..

Bu mücadele, “Hak-batıl mücadelesi”dir..

Batıl, davasından hiçbir zaman vazgeçmeyecektir.

Batıl, batıl hayat düzenini hayata geçirmek istediği müddetçe..

Hak mücadelesi de onun karşısında olacaktır..

Medya dünyasında bir gün akit eli ile belki bir gün başka ellerle..

Siyaset dünyasında daha başka ellerle..

İlim dünyasında şu elle, ticaret dünyasında bu elle.. Hak mücadelesi yapılmaya devam edilecektir..

Bakmayın siz, “helalleşme” numaralarına..

Bakmayın siz, mahallemizdeki insanların bile, “Tamam, artık hak ve özgürlükler konusunda geriye gidiş olmaz” söylemlerine..

“Hak-batıl” mücadelesi, insanlık ile başlamış, kıyamete kadar sürecektir..

Aksini söyleyenler, HDP’nin terör örgütüne “terör örgütüdür” diyememesine baksın..

Aksini söyleyenler, bu ülkenin dindar siyasetçilerine amansız bir savaş açıldığı halde, terör örgütüne destek çıkanlarla nasıl kol kola girildiğine baksınlar..

Batıl, batıllığını bir gün tesettürde, bir gün eşcinsellikte, bir gün ahlaksızlıkta, bir gün teröristlikte yoğunlaştırabilir..

Ama batıl davasından asla vazgeçmez..

YENİ AKİT

Yorumlar5

  • Ahmet 2 ay önce Şikayet Et
    Kalemine sağlık, ölümüne Reisleyiz her daim, zafer eninde sonunda Allah ın İslam ın ve inananların olacaktır, batılla ölümüne kanlı bıçaklıyız, La galibe illallah el hükmü lillah...
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Resul 2 ay önce Şikayet Et
    Böyle bir tesbite nedenebilir. ALLAH VAR KEDER YOK. Selâm ve Dua ile Allah'a emanet olun.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Yakup Özkan 2 ay önce Şikayet Et
    Allah'ım gücünüze güç,kaleminize kuvvet versin.C.Allah sizleri yardımsız bırakmasın.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Siyah Toprak 2 ay önce Şikayet Et
    Davasında Azimli Yolunda Kararlı İman sahiplerine Selam olsun. İslam davasının her sancağı kutlu bir vazifedir.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • necdet 2 ay önce Şikayet Et
    Müthiş bir analiz, teşekkürler kardeşim.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat