28 Şubat‘ın adı var, öncesini de Sadık abiden dinleyin!

  • GİRİŞ11.04.2024 09:09
  • GÜNCELLEME11.04.2024 09:09

İlk defa Ahmet Davutoğlu'ndan duydum..
Artık klasikleşen cümle: “28 Şubat’ta bile bunu yapmaya cesaret edemezlerdi.“
Akit TV'ye konuk etmiştik kendisini.
Yönetiminde olduğu Şehir Üniversitesi’ne, başbakanlık makamını kullanarak, zamanın parasıyla iki katrilyonluk devlet arsasını bedava veren Ahmet Davutoğlu, bir yandan da Tayyip Erdoğan Erdoğan’a kara çalmaktan geri durmuyordu: “Haberi olmadan hiçbir arsa kimseye verilmez.”

Ben Tayyip Erdoğan’ın değil iki katrilyonluk, onda biri değerindeki bir devlet arsasını bile, bedavaya ne bir kişiye ne bir vakfa verdiğini duymamıştım

Ama etik siyaset iddiasıyla ortaya çıkan Ahmet Davutoğlu, hem de yönetiminde olduğu bir üniversiteye devletin iki katrilyonluk arsasını bir çırpıda tapu devri ile verivermişti.
Danıştay “böyle rezillik olmaz” diye karar verince de, Davutoğlu da o meşhur sözü sarf etmişti: “28 Şubat‘ta bile bunu yapmaya cesaret edemezlerdi!”

28 Şubat’ta dindar insanlar, değil devletin arsasını bedavaya yönetiminde oldukları üniversitelerine kaydettirmek, kızlarının başındaki örtüyle kazandıkları üniversiteye kaydını bile yaptıramıyorlardı.

Ama Davutoğlu’nun egosu, kendisine“28 Şubat’ta bile, Şehir Üniversitesi’nin başına gelenler yaşanmazdı” dedirtiyor, bu iddiayla ak partiye savaş açtırabiliyordu
O günden bu yana sürekli tekrarlanıp durdu: “28 Şubat‘ta bile bu olmazdı” tekerlemesi.
Vav tv’de Yüzler ve İzler programının konuğu Sadık Albayrak ağabeydi.
Sadık Albayrak ağabey 1942 doğumlu.

Onun 28 Şubat’ı, bizlerin 28 Şubat'ımızdan çok daha eski yıllarda yaşanmıştı.
Yazdığı kitaplar sebebiyle cezaevine girmek...
Sarı basın kartının elinden alınması..

Başörtülü eşi, mezun olduğu okuldan diploma sureti almak istediğinde, başı açık fotoğraf istenmesi..

“Yakışıklı adamsın, gel sana film çekelim” teklifleriyle baş koyduğu ilmi çalışmalarından alıkonulmak istenmesi..

Para babalarını, kolay yoldan cennete yollayacak sosyete hocalığına geçmesi teklifleri..
Bizzat şahitlik ettiği, köyünde cami imamının minareye çıkıp “tanrı uludur tanrı uludur” deyip, ardından kısık sesle “Allahu ekber” demesi..
1940’larda, 1950’lerde, 1960’larda, 1970’lerde yaşanan 28 Şubat düzeninin şahidi ve mazlumu bir müslüman.

Hatta ilmi çalışmalarında kendisine adadığı, cumhuriyetin ilk yıllarında din âlimlerine yapılan zulümler..

Onu konuşturmamız, yaşadıklarını iki program-üç programla değil, belki haftalarca sürecek belgesellerde anlattırmamız gerekirken..
Sadık ağabey son yıllarda susmuş.
28 Şubat‘ın bile zulmünü tam yaşamamış gençlerimiz konuşuyor..

“28 Şubat‘ta bile biz bunları yaşamamıştık”

Ne için söylüyorlar bunu?

Polise tükürülen, karşılıklı nahoş hareketlerin yaşandığı tekil bir olay üzerinden.
28 Şubat’ta kızlarımız başlarındaki örtü ile üniversiteye devam bile edemiyorlardı.
Bir günlük bir uygulama değil, bir haftalık uygulama değil, bir yıllık uygulama değil, “1000 yıl sürecek” diyerek umudumuzu kırmaya çalışıyorlardı.

Şimdiyse İsrail’e, soykırım yapması için bedava silahların verildiği çakal dünya düzeninde, Amerikasına Almanyasına hukuk devleti etiketi yapıştıranlar.. Türkiye’yi çıkmaz sokağa yöneltmek için solcularla kolkola girmişler, hükumete rota çiziyorlar.
Karşılarındaki polise tükürüp, ardından da “28 Şubat’ta bile biz bunları yaşamamıştık” diyebiliyorlar.

Ben de sorasım geliyor: "Affedersiniz, siz 28 Şubat'ta ne yaşamıştınız?"

Yorumlar2

  • Semendire 1 ay önce Şikayet Et
    Ali abi diline kalemine sağlık.
    Cevapla
  • Kaan 1 ay önce Şikayet Et
    Ellerinize sağlık çok önemli tespitler yine
    Cevapla Toplam 12 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat