Haydut ABD! Batsın “hukuk”unuz! Batsın “insan hakları”nız!

  • GİRİŞ04.01.2026 09:39
  • GÜNCELLEME04.01.2026 09:39

Maduro, Venezuela’nın Devlet Başkanı.

Birleşik Sosyalist Parti üyesi olan Maduro, kendisi de bu ekole tabi..

İnanç yönünden, bir benzerliğimiz yok.

Ama ABD emperyalizmine samimi olarak karşı çıkan bir kişi..

Ülkesinin yeraltı zenginliğini peşkeş çekmeyen bir devlet başkanı..

Uzun süredir, ABD ile söz düellosu yapıyorlardı..

Doğrusunu söylemek gerekirse..

İsrail’in soykırımına sessiz kalan dünya devletlerinden böyle bir beklentide olmak doğru değildi ama.

Yine de “Olmaz, olamaz” diye düşünüyordum..

Nasıl olabilir ki, hukuk endeksinde Türkiye’yi üçe, beşe, otuz beşe katlayan.

Bizim emekli generallerimizin kızlarının oğullarının bile gidip üniversitelerinde öğretim üyeliği yapmakla iftihar ettikleri bir ABD.. Nasıl olur da, bir başka devletin yönetimini değiştirmek üzere, operasyon yapabilir..

“27 mayıs’ı nasıl yapmışlardı? 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı” diye içimden gelen tüm uyarılara, “Canım onlarda maşalar kullanılmıştı. Şimdi Venezuela’da maşa da bulamıyorlar.. Direkt yapmak da biraz zor. Onun için Venezuela’da işleri zor” diye düşünüyordum.

Böyle mi düşünüyorsun Ali..

Sen ki, “Bunlar çakal. Bunlar terörist. Bunlar haydut” diyordun.. 

Ama yine de, “Bu kadarını da yapamazlar” diyordun..

Çakallığın sınırı olduğunu, teröristliğin sınırı olduğunu, haydutluğun sınırı olduğunu düşünüyordun, öyle mi?

İşte yaptılar..

Haydutluğun, teröristliğin, çakallığın sınırı olmadığını ispatladılar..

Önce, geceyarısı sivil yerleşim birimlerinde patlamalar..

Hani Irak’ta kurdukları terör örgütleri ile patlattıkları bombalar var ya..

Onu şimdi, hedef koydukları ülkede, uşak kullanmadan, kendi askeri uçakları ile yaptılar.. Venezuela’nın başkentine uçaklarla bomba atıyorlar..

Terör örgütü gitmiş.. ABD’nin bizzat kendisi gelmiş..

Patlamalardan sonra..

Şimdiye kadar terör örgütlerinin pek başaramadığı devlet başkanı kaçırma operasyonunu da yapmışlar..

Uluslararası Hukuk’ta en temel ilkelerden birisi, devlet başkanlarının dokunulmazlığıdır..

Devletler her konuda birbirlerine rakip olurlar, yarışırlar, çatışırlar..

Ama, uluslararası hukuk, “Devlet başkanlarına dokunma” der.. Hatta yasama organı üyelerine “dokunma” der..

Hani “Nükleer silah kullanma. Kullanırsan, tüm sistemi altüst edersin. Tüm dengeler bozulur. Sonunda nereye varacağımız belli olmaz, kendinin de sonunu getirirsin” dercesine.

Uluslararası hukukta temel bir kural, devlet başkanlarına dokunulmamasıdır..

Ama bakıyoruz..

Türkiye’deki sosyalistlerin sessizliği eşliğinde..

Dünyadaki sosyalistlerin sessizliği eşliğinde..

Maduro, ülkesinden alınıp, kaçırılıyor..

Amerika’da yargılayacaklarmış..

Ne ile yargılayacaksınız?

Bir başka devletin başkanını, siz hangi yetki ile, hangi sıfatla, yargılayacaksınız.

Siz değil misiniz, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin, “soykırım yapıyor” tespiti ile yakalama kararı verdiği İsrail’in katil Başbakanı Netanyahu’yu, defalarca ABD’de ağırlayan. Onu tutuklamayan. Onu Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim etmeyen..

Yetkili mahkemenin yakalama kararı verdiği katili tutuklamıyorlar..

Yetkileri olmayan bir komşu devletin başbakanını kaçırıyorlar..

Tam olarak gerekçelerini de aktarayım..

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, uyuşturucu baronlarıyla gerekli mücadeleyi yapmıyormuş.. Dünyaya uyuşturucu ihraç edilmesine seyirci kalıyormuş.. Silah kaçakçılığı yapılmasını önlemiyormuş..

Ulan haydutlar..

En büyük silah kaçakcısı, İsrail’e silah satan devletler değil mi?

Amerika değil mi, Almanya değil mi, Fransa değil mi?

Sizden daha büyük silah kaçakçısı mı olur.

Üç tane küçük tabanca üzerinden, algı mı yapacaksınız?

Küçücük bebekleri küvözde öldüren silahları, bombaları İsrail’e satmışsınız..

Hiç utanmıyorsunuz.

UCM’nin soykırım kararını çöpe atmaya kalkmış, silah vermeye devam etmişsiniz..

Bir de utanmadan, bir başka ülkenin devlet başkanını, silah kaçakçılığı ile suçluyorsunuz..

Yine de söylüyorum..

Velev ki, iddianız doğru olsun..

Bu iddianızda samimi iseniz. Çevirin Venezuela’nın etrafını.. Gemi ile gidenleri, açık sularda durdurun, yakalayın, cezalandırın. Venezuela’dan kalkan uçakları, iniş noktalarında sıkı arayın, uyuşturucuyu da silahı da yakalayın. 

Ama derdiniz yeraltı zenginlikleri ise.. Uyuşturucu bahane ise.. 

Bir devlet başkanını kaçırmaya kalkarsanız.. Adınızın devlet olması bir şey değiştirmiyor.. Bu apaçık haydutluktur.. Terörizmdir.

Siz nükleer silah kullandınız..

Nükleer silah, döner, size de zarar verir..

Bunu bilin..

“Japonya’ya attık, bir şeycik olmadı” derseniz..

Japonya biir..

Filistin’deki soykırımda İsrail’e ortaklığınız, nükleer ile eşdeğerdi.. Bu da ikiiii.

Venezuela’da, yeraltı zenginliklerini ele geçirmek için Devlet Başkanı’nı kaçırmanız, yine nükleer tesirinde bir olay.. Bu da üüüüç..

Afganistan’daki ihanetinizi. Iraktaki vahşetinizi.. Suriye’deki katliamınızı da bir kenara not ediyorum..

Dördüncünün kendiniz olabileceğini de düşünün artık, derim..

Her şeye rağmen..

Konuya şu açıdan da bakalım.

Maduro’ya bir haydutluk yaptınız.

Peki karısından ne istiyorsunuz?

“Maduro’yu hemen sattın” demeyin ama..

Söylemek zorundayım..

Maduro’nun karısının da kaçırılması sonrasında, kadın dernekleri nerede?

Brigette Bardot nerede.

Pardon Brigette geçtiğimiz günlerde ölmüştü değil mi? Hem o, hayvan haklarına sahip çıkıyordu..

Maduro ve eşinin uğradığı haydutluğa karşı, “insan” muamelesi göstermeyen, tepki vermeyenlere, “Haydi siz hayvan kabul edin, hayvan haklarından yararlandırın” desem, emperyalizme boyun eğmeyen bir adama, saygısızlık etmiş olur muyum?

Amacım Maduro’ya hakaret değil..

Sessizliğe bürünen çakallara hakaret.

İnsana, hayvana, hatta canlıya..

Gösterilmesi gereken saygıyı, bizden çok gösteriyormuş gibi numara çekip.

Sonra..

Hepsine karşı, insana da-hayvana da-bitkiye de; tüm canlılara zalimce, gaddarca, vicdansızca davranabilen soytarılara benim itirazım..

Suriye’de Esed’in eşine saygılar sunup, Şara’nın eşine “Iıııh” yapan Atatürkçü Kadınlar Derneği nerede. 

Niye, “Maduro bir yana.. Eşinden ne istiyorsunuz” demiyorlar?

Diyemiyorlar..

Bizim etik siyasetçilerimiz nerede?

“Onlarda hukuk var. Bizde insan haklarına saygı yok” diyen çakal hukukçular nerede?

Hukuk profesörleri nerede?

Yoksa, 27 Mayıs darbesine onay verdikleri gibi..

12 Eylül için, “Kardeş kavgasını önlemişti, gerekli idi” dedikleri gibi..

28 Şubat darbesi için, “Canım burası laik bir devlet. Fazla zorlamamaları gerekirdi” diyerek, seçilmiş insanların yönetimden uzaklaştırılmasına seyirci kalmak bir yana, “Zorunlu idi” diyenler..

Venezuela için de..

Utanmadan, “Gerekli idi” diyeceklerinden şüphe eden var mıdır acaba? 

Yeni Akit

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat