“Dış güçler, Küresel baskılar” boş iddialar mıydı?
- GİRİŞ05.01.2026 08:25
- GÜNCELLEME05.01.2026 08:25
“Bir musibet, bin nasihatten evladır” demiş, atalarımız..
Çok doğru söylemişler.
Bin nasihatte bulunuyorduk..
“Küresel güçler, Türkiye üzerinde oyun oynuyorlar.”
Cevap veriyorlardı, “Hah hah ha..” eşliğinde:
“ABD’nin işi gücü yok, Türkiye’nin ekonomisini mi iflas ettirmek isteyecek!”
Soruyorduk, belki kafalarını çalıştırırlar, akıllarını başlarına alırlar diye, hatırlatıyorduk:
“Türkiye’nin üretimi ilerliyor, yeraltı zenginliklerinde keşifler artıyor, nasıl olur da, döviz kendini katlıyor. Yollar yapılıyor, köprüler yapılıyor.. Araç sayımız artıyor.. Her verimiz bir ileri sayıya ulaşıyor. Bizi engellemek için, dış operasyon yapılıyor” diyorduk..
Dinletemiyorduk..
“Sizin ekonominiz kırılgan ise.. Dış devletlerin ne operasyonu olacak ki. Hem dış devletlerin işi gücü mü yok, Türkiye’ye operasyon çeksinler” diyorlardı..
Bizimle alay ediyorlardı..
“ABD’nin, Türkiye’nin neyinde gözü olacak ki. Adamların bir şirketinin değeri, senin devletin bütçesinin bilmem neyine değer.. Türkiye, ABD’nin ne umurunda olacak ki.” diyorlar, Amerika’yı, Avrupa’yı, göklere çıkartıp, sanki o devletler zenginliklerini alın teri ile kazanmışlar gibi algı yapıyorlardı..
Güzel güzel nasihatlerde bulunuyorduk: “AK Parti iktidarı bu işi bilmiyor olsa, 1,5 TL’den aldığı doları, yıllarca aynı seviyede tutamazdı. Gezi isyanı ile düğmeye basıldı.. FETÖ ile ikinci aşamaya geçildi.. Türkiye dik durursa, birlik içinde olursa, bu küresel operasyonları geri teperiz.”
Cevap veriyorlardı: “Dış güçler? Ne demek o? Dış güçler, bizim paramıza müdahale mi ediyor yani. Nasıl oluyor bu?” soruları ile, aptala yatıyorlardı..
Ahmet Davutoğlu’nun, dünkü Karar gazetesine verdiği demeç ile sahip çıktığı Tayfun Kahraman’ın, “3. Köprü yapılmasın. 3. Havalimanı yapılmasın” tekliflerinin, aslında dış güçlerin istekleri olduğunu hatırlatıyorduk.. Türkiye’nin ekmeğini yemiş, suyunu içmiş insanlar, eğer zehirlenmemiş iseler. Bu ülkenin insanlarının yararlanacağı köprülerin yapılmasını, havalimanlarının yapılmasını engellemek istemeyeceklerini söylüyor, “Bu bir oyun. Bu bir tezgah” uyarımızı yapmıştık..
Solculara da, kemalistlere de anlatamamıştık..
Hatta gezicilerin yargılandıkları davada şikayetçi sıfatı taşıyan Ahmet Davutoğlu’na da anlatamadık. Ali Babacan’a da anlatamadık. Gittiler, gezi isyancıları hakkında mahkemeye “Şikayetçi değiliz” dilekçesi verdiler..
Gezi isyanı ile birlikte, % 7’lere inen faiz, % 60’lara kadar çıktı mı? Çıktı!
Döviz % 100’lere varan artışlar aldı mı? Aldı..
Maduro’nun kaçırılması ne ise.
Venezuela’da yapılan ne ise.
Türkiye’de de o yapılmak istenmiş miydi?
İstenmişti..
Eeee?
Şimdi üstü kapalı darbeler yerine.
Gezi isyanı kamuflesi ile, “Ağaçlar kesilmesin diyorlar” mavalı ile uyuşturulan beyinler yerine..
Artık “ağaç, hayvan” muhabbetini geçip.
“Maduro ve eşini, üç saatte aldık” şeklinde yapılan açık net, kibir dolu ahlaksız açıklamalarla, sergiledikleri darbe girişimlerini gizlemeden ilan eden haydutların varlığını, birebir gördük mü?
Gördük.
Haydi bakalım bir gezici çıkıp söylesin: “hah hah ha.. ABD mi, Venezuela’nın yeraltı zenginliklerine çökmek isteyecek. ABD’de bir şirketin değeri, Venezuela’nın bilmem ne kadar milli gelirine bedel”.
Haydi söyleyin, utanmayın, solcu kardeşler..
Siz de destek verin, kemalist ağabeyler..
Gezi isyanından farkı, gerçek amacın ne kadarının gizlenmesi ile ilgili.
Gezi isyanında, ABD’nin CNN’i gelip, Taksim meydanında “duran adam”ı saatlerce kayda alıp, dünyaya yayıyor, Türkiye’deki uşakları da, “Duran adam, dünyayı salladı” diyorlardı.
Oysa sallanan, Türkiye’nin yeraltı zenginliklerine el konulma girişimine direnen yiğit yüreklerdi..
Gezi isyanı sırasında, 3. havalimanı engellenerek, Almanya’nın havalimanlarının, dünya ulaşımında merkez olmaya devam etmesi amaçlanıyordu..
3. köprü yaptırılmayarak, İstanbullunun her gün 5 saatini yollarda geçirmesi, sonra da bir şey üretememesi, hantallıktan kurtulamaması arzu ediliyordu..
“Gençler, iki gün daha sokakta kalırsanız, BM yönetime el koyacak” diyen, ahlaksız akademiyenlerle darbe yapılmak istenmişti..
“Taksim’de polis panzeri altında kalan gebe kadın, çocuğu ile birlikte öldü” paylaşımlarını yayarak, olayları kışkırtan ahlaksız işadamları ile, darbe başarıya ulaştırılmak istenmişti.
Gezi isyanındaki, kamufle edilmiş, üstü kapalı darbe girişimi..
15 Temmuz’da, “Kemalistler mi yaptı? FETÖ’cüler mi yaptı. Yoksa Kemalistlerle FETÖ’cülerin işbirliğinde mi yapıldı” kafa karıştırıcı soruları yöneltip, en sonunda da, “Bu darbe değil, esas darbe OHAL ilanı. Bu darbe değil, bir tiyatro” söylemleri ile gerçek niyetin üstü örtülüyorken..
Şimdi, Venezuela’da, üstü örtülmemiş, net, apaçık darbeyi yaşadık..
Devlet Başkanı Maduro’yu, terörist ABD’nin özel birlikleri, geceyarısı baskını ile kaçırdılar.
Kıyaslamanız için, Türkiye’ye yaptıklarını da, buraya hemen not edeyim.. Türkiye’deki yönetimi devirmek için, üç tane ağacı bahane edip, gençleri sokaklara çağırdılar. Türkiye’deki yabancı sermayeyi tehditlerle geri çektirdiler.. Borsayla oynadılar, borsa kapalı iken, spekülatif işlemlerle Türk ekonomisini altüst ettiler..
Yine diyecekler ki: “Ya Ali bey.. Ekonomimiz güçlü olmazsa.. Bir rüzgar ile çökersiniz. Niye olanları dış güçlere bağlıyorsunuz?”
O zaman, şimdi Maduro’ya da,şunu mu diyeceksiniz: “Korumalarınız yeterli değilse, ABD gelir, sizi alıp kaçırır.”
Affedersiniz beyler.
Maduro’nun korumaları güçlü değil diye, ABD’ye, bir devlet başkanını kaçırma hakkı mı doğuyor?
Bizim ekonomimiz çok güçlü değil diye, bizim ekonomimiz üzerinde ahlaksız oyunlar oynamak, küresel baronlara hak mı oluyor?
Maskeler inmiştir..
Üstü kapalı operasyonlardan, artık açıktan yapılan darbelere geçildiği ayan beyan ortadadır..
Trump, Maduro’nun kaçırılması haydutluğunu, “Delta Gücü”nün gerçekleştirdiğini övünerek anlatıyor..
27 Mayıs darbesini, 12 eylül darbesini, “Bizim çocuklar başardılar”’ dedikleri gibi..
ABD’nin Özel Kuvvetler Birliği var da..
O birlik, başka devletlerin topraklarına hukuksuz şekilde girip, dokunulmazlığı olan devlet başkanını kaçırıyor da..
Gözleri şaşılaştıran kalkınma atılımlarına imza atan devletlerin ekonomilerini çökertme birlikleri olmadığına mı inanıyorsunuz?
Varın siz inanmayın..
Gerçekler önümüzde duruyor..
10 yıl sonra, 20 yıl sonra, rüzgarlar tersinden estiğinde, yaptıkları darbelerin hesabını vermekten korkmayacak kadar rahat tavır sergileyen haydutlar, üstü kapalı darbeleri mi, ekonomik darbeleri mi yapmaktan çekinecekler..
Maduro’yu kaçıranlar, Venezuela’nın yeraltı zenginliklerine çökmek isteyenler. Uyuşturucu kaçakçılığı bahanesini üretirken..
Türkiye’nin kamu bankasına çökmek için, başka bahaneler uydurmayacaklarını mı sanıyorlar..
Ve Birgün’ünden Sözcü’süne, Cumhuriyet’ine, hatta Karar ve Milli gazetesi’ne seslenelim..
Maduro’nun kaçırılmasına itiraz ediyorsunuz da..
Bizim kamu bankasına ABD çökmek istediğinde niye, “Ceza azzzzz sonra” başlıkları ile ABD’nin darbesine destek veriyordunuz?
Yeni Akit
Yorumlar4