Şehid annesi Pakize Akbaba, ne der bu işe?
- GİRİŞ07.01.2026 08:48
- GÜNCELLEME07.01.2026 08:48
Türker Ertürk ne der? Ahmet Yavuz ne der? Orkun Özeller ne der bu işe?
Pakize Akbaba ne der? Müsavat Dervişoğlu ne der?
Selçuk Türkoğlu, bu isim de çok önemli, ne der acaba bu işe..
İyi Partililerin hepsini buraya koyabilirsiniz. Yanlarına Zafer Partilileri de ekleyin..
Ve bana söyleyin, “TSK’nın Suriye’nin kuzeyinde yaptığı operasyonda etkisiz hale getirdiği YPG’lilerin içinde iki kişinin aslında gazeteci oldukları, terörist olmadıkları” iddiası ile ordumuzu suçlayan İstanbul 1 Nolu Barosu’nun yönetim kurulu üyeleri hakkında ne derler acaba.
Olayların sıcak hali ile değerlendirmede bazen yanlış yorumlar, eksik tespitler olabiliyor.
Üzerinden 1 yıl geçtikten sonra, şimdi çok daha sıhhatli bir yorum yapmamız mümkün.
İstanbul 1 Nolu Baro Başkanlığı’nın resmi internet sitelerinde yayınladıkları bildiri şöyle idi:
“Basına yansıyan bilgilere göre, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin, 19 Aralık’ta Suriye’de yaşanan gelişmeleri takip ederken uğradıkları saldırı sonucu yaşamını yitirmişlerdir. Basın mensuplarının çatışma bölgelerinde hedef alınması, Uluslararası İnsancıl Hukukun ve Cenevre Sözleşmesi’nin ihlali niteliğindedir. Dahası, savaşa taraf olmayan sivillerin hedef alınması, Roma Statüsü 8/2/b/ii. maddesinde savaş suçlarından biri olarak ifade edilmiştir.”
Teröristlere destek mahiyetindeki bu bildiri sonrasında, baro yönetim kurulu üyelerine dava açıldı. Yargılama devam ediyor. Önceki günkü duruşmada, savcı ceza talep etti.
Baktım, Sözcü gazetesi, ulusalcı yayınları ile tanınıyor.
Bu konuya nasıl yaklaştığını merak ettim..
İnternet sitelerine koymadıkları veya koyup kaldırdıkları haber, gazetelerinin iç sayfasında şu başlıkla verilmiş:
“83 ülkeden hukukçular, İstanbul Barosu’na desteğini açıkladılar.”
İstanbul 1 Nolu Barosu ne yapmıştı?
Ne yapmıştı ki, bu desteğe mazhar olmuşlardı?
Tane tane anlatalım..
TSK’nin YPG’li teröristlere yönelik yaptığı operasyonda etkisiz hale getirilen iki kişinin, “terörist olmadığını, gazeteci oldukları”nı iddia etmişti..
“Bu bir iddiadır, herkes, her iddiayı dillendirebilir” diyebilirsiniz..
İtiraz ederim, ama yüksek sesle değil..
Ama..
“Saldırı sonucu yaşamını yitirmişlerdir” derseniz..
“Basın mensuplarının çatışma bölgelerinde hedef alınması” derseniz..
“Uluslararası İnsancıl Hukukun ve Cenevre Sözleşmesi’nin ihlali” derseniz..
“Savaşa taraf olmayan sivillerin hedef alınması” derseniz..
“Savaş suçlarından biri” derseniz..
“Uluslararası hukuku ihlal eden”” derseniz.
“Derhal soruşturma başlatılması” derseniz..
“Sorumlulardan hesap sorulması” derseniz..
“İki basın mensubu yurttaşımızın öldürülmesi” derseniz..
Gözüm, şehid annesi Pakize Akbaba’yı arar..
Gözüm, hendek operasyonları sırasında muvazzaf albay iken, şimdi İyi Parti’de siyaset yapan Orkun Özeller’i arar..
“YPG’nin, laik-seküler yapısı sebebi ile cihadcılara karşı Türkiye’nin tercih edeceği bir örgüt” olduğunu söyleyen Türker Ertürk’ü arar gözlerim..
Merak ederim, yazılı nüshalarında verdikleri “83 barodan destek” haberini, daha kalıcı olan internet sitesinde, Sözcü niye vermemiş acaba” diye.
83 baro, açık açık, YPG’ye destek veriyor..
Almanya’sından Amerika’sına, açık açık silah verdikleri örgüte sahip çıkmalarında da garip bir durum yok..
Ama ulusalcı kimliği ile kendisini tanıtan Sözcü nasıl oluyor da, YPG’li teröristlere sahip çıkıyor, onlara destek veren baro yöneticilerine sahip çıkıyor, bunu merak ediyorum..
İstanbul 1 Nolu Baro yönetim kurulu üyelerinin yargılanması vesilesi ile dikkatimi çeken YPG’nin son gündemde, neler yaptığını da merak ettim..
31 Aralık’ta, Suriye ordusuna katılmaya söz vermişlerdi, “Son durum ne acaba” diye baktım..
Bu konularda bir gazeteciden öte, YPG’nin basın sorumlusu gibi hareket eden Namık Durukan’ın t24’teki yazısı dikkatimi çekti..
“Kuruldu, kuruluyor” güzellemeleri ile bir türlü kurduramadığı terör devletinin hayali ile son gelişmeleri, bakın bir gazeteci gibi değil, bir terör örgütü sözcüsü gibi, nasıl da maaşlı eleman gibi anlatmış:
“SDG’nin yerel silahlı güçlerinin kontrolünde bulunan Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde düzenlenen saldırılarda ikisi çocuk olmak üzere çok sayıda sivil yaralandı.”
Hayret bir şey.. SDG’nin yerel silahlı güçleri orada. Nasıl olabiliyorsa. tam yönetimi gidiyor, ikisi çocuk, sivilleri vuruyor..
Şam yönetimi sivilleri öldürmeye çok meraklı ise. Esed gibi bir bakış açısı var ise.
YPG-PKK gibi terör benzeri eylemlerde gözü olsa..
Yüzlerce binlerce sivil halkın bulunduğu yerleşim birimleri var..
Arzu etmem.
Ama öyle ahlaksızca yalanlar üretiyorlar ki, kendi yalanlarına, kendileri de inanmıyor..
Devletin askeri, kendisine direnenlere YPG’lilere saldırıyor ve teröristlerde bir şey yok, sivil halkta sadece yaralı var..
Ama YPG ise, bir askeri öldürebiliyor..
Tahmin ettiğiniz gibi, aslında bu gazetecilik değil, resmen örgüt sözcülüğü..
Terör örgütünü pir-ü pak gösterme, Suriye devletini ise, sivil halka zarar veren, hatta çocukları yaralayan bir yapı olarak gösterme.
Aynısını, yine aynı gazeteci kılıklı Namık Durukan, geçtiğimiz yıllarda PKK için de yapmıyor muydu?
Türk askerlerini sivilleri vurmakla suçlamıyor muydu?
Sanki devletin askeri “nerede bir sivil vursam” diye geziyor, gördüğü sivili vuruyor.
PKK ise, elinde silah bile olmadan, bileği ile savaş veriyor..
PKK, bomba falan patlatmıyor..
PKK, sivil yerleşim yerlerinde çocuk, kadın demeden insanları toplu olarak katletmiyor..
Asker, sivilleri sanki öldürüyor.
Böyle algı oluşturuyorlardı.
Vicdansızlar..
Terör örgütü üyelerine seslensenize..
PKK büyük oranda yola geldi..
Şimdi sorun SDG. Dolayısı ile SDG’ye söylesenize..
“Kürtlerin vatandaşlığı” ise..
Suriye yönetimi aksini söylemiyor zaten.
Kürtçe konuşma ise, yasak koyacağım diyen yok..
Derdiniz ne sizin?
Niye vuruyorsunuz, Suriye ordusunun askerini..
Sonrasında niye ciyaklıyorsunuz, niye teröriste sıkılan kurşunu gizleyip, belki de sivilleri kalkan gibi kullanıp, “Siviller öldürülüyor” diye..
Türkiye’de bugün artık, askeri bir operasyon var mı? Yok.
Askerin, şu ilimizde, bu ilçemizde, yanlışlıkla veya sizin iddia ettiğiniz şekilde bilinçli, sivile karşı bir silah kullanması var mı? Yok.
Çünkü PKK’nın Türkiye içinde eylemi yok. Askerin de mukabelesi yok..
Suriye’de de, YPG bıraksın silahlı mücadeleyi. Ne sivil zarar görür, ne SDG”liler..
Ama İsrail’in oyuncağı olmuşlar..
Ezberledikleri söylemlerle, halkı kandırmaya çalışıyorlar..
Yeni Akit
Yorumlar1