Tam imza atacak iken, biri odaya girdi ve..

  • GİRİŞ13.01.2026 08:49
  • GÜNCELLEME13.01.2026 08:49

Tam bir yahudi taktiği. Siyonist oyun, açıkcası..

10 Mart mutabakatı imzalanmış..

Her şey açık, her şey net..

HTŞ kendini feshetmiş. Diğer örgütler de kendini feshetmiş.

SDG de kendisini feshedecek..

Var mı itirazınız, DEM’liler..

“Ankara’ya çağırın, bir abilik yapın” muhabbetini boşverin..

10 Mart mutabakatına imza atıldı mı, atılmadı mı?

Şimdi imza atılan mutabakattan vazgeçilmeye çalışılıyor mu, çalışılmıyor mu?

Net konuşun..

SDG kendisini feshetmeyecek de, HTŞ niye feshetti?

HTŞ’nin başı kel mi?

İlk günden bugüne, tekrarlanan gerçek şu: “Suriye tek devlet olacak. Federe medere yok.”

Kabul etmiyordu iseniz, ABD’nin helikopterine binip, niye Şam’a gittiniz ki?

O günden siz de başınızın çaresine baksaydınız. Şam yönetimi de baksaydı.

Biz de baksaydık.

Bir yıl geçmiş..

Bugün yarın demişler..

Şimdi ise bakın ne diyorlar:

Kadrolu PKK sözcüsü gibi hareket eden Namık Durukan aktarıyor:

“SDG Genel Komutanlık Üyesi Sipan Hemo: Şam’la uzlaşmak üzereyken bir yetkili odaya girip süreci bozdu.”

Vay canına sayın seyirciler..

Her şey çok güzel imiş, her şey dört dörtlük ilerliyormuş..

Ama o her kim ise..

Odaya girmiş ve her şeyi berbat etmiş..

Biraz daha ayrıntı alalım, Namık Durukan’ın köşesinden:

“Halep saldırısı öncesi Şam’da yapılan görüşmelerin detaylarını aktaran SDG Genel Komutanlık üyesi Sipan Hemo, Şam’la uzlaşmak üzereyken bir yetkilinin odaya girip süreci bozduğunu açıkladı. Al-Monitor, Hemo’nun işaret ettiği o ismin Dışişleri Bakanı Esad el Şeybani olduğunu iddia etmişti.”

Ben de merak ediyorum..

Sipan Hemo mu açıklar, yoksa Namık Durukan mı? 

Yoksa t24’ün “biz fonlanmıyoruz” iddiasındaki patronu mu?

Buyrun açıklayın, “O kişi odaya girmeden önce, neye imza atacaktınız?”

Öyle ya..

Her şeyi ayarlamışsınız. Tam imza atıyordunuz ki. Birisi geldi, anlaşmayı bozdu.

Ama, biz neye imza atacağınızı, bilmiyoruz.

Bir öğrenelim bakalım..

Nedir o imza atılacak belge?

Namık Durukan’ın yazısını baştan sona okuyorum.

Yok.  

Tek kelimelik bir bilgi yok..

“Bölgeden büyük göç dalgası gerçekleşti” yalanı var..

“Halep’ten ayrılan ve sayıları 140 bin olarak açıklanan aileler” palavrası var..,

“Bölgeden ayrılamayan ailelerin durumlarına ilişkin sağlıklı bilgi alınamadığı” uydurması var..

Ama.. Tam imza atacak iken, birisinin girdiği odada, “imzalanacak belgede ne yazdığı” yok..

Hemen belirtelim..

SDG’nin silahlı militanlarının bulunduğu Halep’teki iki mahallede, zarar görmemesi için geçici olarak çıkarılan sivillerden, o bölgede eski yıllardan beri yaşayan kim var ise..

Hepsi birkaç gün içinde, kendi evlerine dönecekler..

Bunun garantisini, Şam yönetimi verdi.

Hatta garantisini vermesine de gerek yok.

Aklın emri bu..

Ama SDG sempatizanları, siviller üzerinden algı yapıyorlar..

“Bölgede en az 9 kişiden haber alınamadığı”nı iddia ediyorlar..

Tabii ki hiçbir sivilin, hatta asker de olsa, terörist de olsa, mecbur kalınmadıktan sonra, kimsenin burnunun kanatılmasına onay verecek değiliz..

Ama şunu niye söylemiyorsunuz: “SDG güçleri, ilk çağrıda mahalleleri boşaltsa idi, ne siviller bölgeden uzaklaştırılacaktı ne de kayıp yaşanacaktı.”

Önce, ulusalcı emekli generallerin gazı ile “Aslansın, kaplansın” sözlerine kanıyorlar.

“Kimse bizi burdan çıkaramaz” diyorlar..

Aslanlığın, kaplanlığın kağıttan olduğu ortaya çıkınca..

“Siviller” diye söze başlıyorlar..

“Haber alınamayan köylüler” ile devam ediyorlar..

Biz yine Sipan Hemo’ya dönelim..

Gelişmeleri şöyle anlatıyor Hemo:

“SDG’nin Suriye ordusuna entegre edilmesi konusunda olumlu bazı gelişmeler vardı. Uluslararası güçler de aracılık ediyordu. İki taraf da bu maddeleri kabul etmişti. Son toplantıya gittik. Oldukça olumlu bir toplantıydı. Çünkü iki taraf da maddeleri kabul etmişti. Hatta uluslararası güçler bu gelişmenin kamuoyuna duyurulmasını istiyordu. Tam bunları konuşurken ismini vermeyeceğim başka bir devlet yetkilisi içeri girdi.”

Daha fazla devam edemiyorum..

Çünkü açık bir algı operasyonu yapıyorlar.

Siyonist aklı ile bizi kandırabileceklerini sanıyorlar..

Siz varsınız. Suriye yönetiminden isimler var. Uluslararası güçler var. Mutabakat halindesiniz, maddeler yazıldı..

Eeee. Odaya bir başkası girdi ise.

“Lütfen dışarı” dersiniz..

Diyemediniz mi?

O zaman sadece Hemo değil.

Diğer kişiler de, “Aynen Hemo’nun dediği gibi oldu” derler.

Sonra bize gösterirler: 

“Ahan da işte, mutabakata vardığımız, tam imzalarken durdurulan maddelerin yazılı olduğu belge”.

Var mı böyle bir beyan.

Yok..

Ama tilkiliğinin eninde sonunda ortaya çıkacağını biliyor olmalı ki, Hemo şöyle devam ediyor:

“Bizler demokratik bir Suriye’de tüm bileşenlerle ortak yaşamak istiyoruz. Bizim bazı bölgeleri koparmak istediğimizi iddia ederek saldırıyorlar.”

Birden düşünceleriniz değişiyor.

“Aaaa... Hemo iyi birisi galiba.. Biz suizan mı ettik, ne?” diye pişmanlık duyuyorsunuz.

Ama az sonra tekrar Hemo, yapacağını yapıyor:

“Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, tüm Suriye için bir örnek teşkil ediyor.”

Haydaaa.

Nerde çıktı şimdi, “özerk yönetim?”

Özerk yönetim dediğin zaten, çaktırmadan çaktırmadan ayrı bir devlet kurmanın adımları değil mi?

Bunu niye karşınızdakini aptal yerine koyarak yapmaya kalkıyorsunuz ki?

Niye, “Sünniler, Dürziler, Aleviler, Hıristiyanlar… Suriye’deki bu toplum, bizim çelişki yaşadığımız bir toplum değildir” diyorsunuz ki..

Açık açık, bazı Arapları da kullanarak, Kürtler üzerinden, İsrail’in maşası olacak bir devlet kurmaya çalışıyorsunuz..

Ve “cambaza bak” dercesine..

Niye, iddia ettiğiniz anlaşmayı gösterme yerine, “Biri odaya girdi” diye hikayeler üretiyorsunuz ki?

Ben bu siyonist aklına hatırlatayım..

Bakın Türkiye’de de, Sözcü gazetesi, nasıl cambazlık yapıyor..

İç sayfadan bir haber:

“Süreç başladı, azılılara operasyon da azaldı’.. 

Bu başlığı atan Sözcü, PKK’lı teröristlere torpil geçildiğini iddia ediyor..

Bu haberin hemen altına ise, bir başka haberin başlığı şöyle atılmış:

“Savaşın tarafı olmayın.”

Üstte, “PKK’lı teröristlere niye operasyon yapmıyorsunuz.”

Altta ise, DEM’li eşbaşkanın “Suriye’ye karışmayın” çağrısı.. Çağrı biraz yumuşak kalıyor, kendilerince tehdit..

Ve bu tehditi, Sözcü gazetesi utanmadan, tek bir eleştiri getirmeksizin sunuyor..

Siyonist aklı işte bu.,.

Bir yandan şehid aileleri tahrik ediliyor. Şehidlere ihanet edildiği ileri sürülüyor.

Bir yandan ise, Kürtler katliama uğruyormuş şeklinde ahlaksız yalan söyleniyor.. 

Allah siyonistlerin ve onlara maşalık edenlerin şerrinden, bizleri korusun..

Yeni Akit

Yorumlar2

  • Kaan 1 saat önce Şikayet Et
    Amin amin amin. Ellerinize sağlık.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Dursun 3 saat önce Şikayet Et
    Amin Amin. Aynen öyle..
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat