Şu marksistler ne kadar yalancı, ne kadar sahtekar
- GİRİŞ26.01.2026 08:23
- GÜNCELLEME26.01.2026 08:23
Özellikle kastım, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’a yönelik.
Dünkü ifadeleri üzerine, bu tespiti yapıyorum.. Bakırhan, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirmiş..
Demiş ki: “Suriye’de tehlikede olan Kürt değil mi? Soğuktan donan çocuklar kim? Elektriği kesilen, kenti kuşatılan kim?”
Ne kadar sahtekar bu adamlar..
Ne kadar hokkabaz..
Halep’te iki mahalledeki teröristlerin temizlenmesi sırasında aynı algıyı yaptılar.
Şimdi çöktükleri Suriyelinin petrolünü, doğalgazını, barajını hak sahibine vermemek için, yine aynı yalanları tekrarlıyorlar.
Önceki yalandan başlayalım.
Yalanı tescilleyelim.
Ki, şimdi tekrarlanan yalanın da ne kadar utanmaz bir profesyonellikte söylendiğine siz de kanaat getiresiniz..
Halep’teki iki mahalle kuşatıldığında, SDG’li yöneticiler ve onların devamı mahiyetinde DEM’liler, özellikle de bu marksist Tuncer ne dediler?
“Sivil halk katliama maruz bırakılıyor..”
Devam ettiler..
“155 bin sivil insan göç etmek zorunda kaldı.”
Aslında sadece bu iki iddia üzerinden konuşsak, bu iki iddianın bile birbiri ile çeliştiğini söylesek, bunlara sergiledikleri hokkabazlığı göstermek için yeter..
Sivil katliam yapılıyorsa, sivil halk nasıl göç edebiliyor. Katliam yapanlar, göç etmelerine niye izin veriyorlar?
Bir tane bile sivilin kılına zarar gelmesini istemem.
Ama öyle bir yalan motoru ile karşı karşıyayız ki..
“Sivil katliam”, “Çocuk öldürüldü”, “Haklarımız kısıtlandı”, “Ezildik”, “Zulme uğradık”.. Makineli tüfek gibi, yalanları sıralıyorlar.
Durun arkadaşlar, bir sakin olun..
AK Parti iktidarı öncesi için iddialı bir şey söyleyemem ama..
Bugün için bu söylediklerinizin hepsini yapan sizlersiniz..
Sivili öldüren de.. Bakınız TUSAŞ saldırısı..
Çocuk öldüren de. Bakınız Eren Bülbül..
Hakları kısıtlayan da, bakınız SDG’nin kontrolündeki alanlarda Türkmenlere yapılan baskılar.
Bakırhan açık açık yazıyor zaten:
“Türkiye, Suriye’de HTŞ’nin değil, Suriye halklarının müttefiki olmalı. Her halka, her inanca aynı gözle bakmalı. Kürtlere düşmanlık, HTŞ’ye ve selefilere ayrıcalık kabul edilemez.”
Bu ne utanmazlıktır. Ne soytarılıktır..
Suriye’nin tamamında, tüm örgütler silah bırakmış, katılma imkanı olanlar tek orduya katılmış.
Sadece SDG ayak sürtüyor.
Ama adamlar utanmadan, HTŞ’ye ayrıcalık tanındığını ileri sürüyorlar.. Kürtlere düşmanlık yapıldığını öne sürüyorlar.
O soruyor, biz de karşı sorumuzu yöneltelim..
Araplar “bize zulüm var” demiyor. “Türkmenler” demiyor.. Diğer birçok etnik yapıdaki insanlar demiyor.
Sadece İsrail ile ilişkide olan Dürziler ve bir de SDG’liler bunu diyor..
Üstelik SDG, araplardan bir kısmını kafakola alıp, onlarla birlikte kurduğu örgüt eli ile bazı yeraltı zenginliklerini de işletirken araplarla gayet iyi...
Ama iş, tek devlet çatısı altında toplanmaya gelince, “Zulüm görüyoruz, hakkımız yeniliyor” diyor.
Utanmaz adamlar, tüm Suriye’nin hakkı olan baraja el koyan yağmacılar siz değil misiniz?..
Tüm Suriye’nin hakkı olan petrol kuyularına çöken hırsızlar, “sadece biz parsayı toplayacağız” diyenler siz değil misiniz?..
Tüm Suriye’nin doğalgaz zenginliklerini gasbedenler siz değil misiniz..
Ama, nasıl oluyorsa, “Haksızlığa uğruyoruz.” diyorsunuz.
Nedir uğradığınız haksızlık, söylesenize..
“Donan çocuk” diyor..
Suriye Ordusu, keyif olsun diye Haseke’yi Ayn El Arap’ı kuşatıyor da onun için mi çocuk donuyor? Yoksa SDG’li teröristler, “Biz Suriye ordusuna katılmayız. Dediğimiz dedik, çaldığımız düdük” dedikleri için mi?
Yine de, “Suriye Ordusu yüzünden çocuklar ölüyor, bunlar kürt çocuklarına düşmanlar” diyorsanız..
Ben o kanaatte değilim..
Ama ısrarcı iseniz. Çözüm çok basit..
SDG’li teröristler, bölgeden ayrılacak, çocuklar da diğer bölgelerde olduğu gibi, donmayacak..
Var mısınız? Biliyorum, yoksunuz..
Terörist kafalar için söylüyorum, yok olmaya mahkumsunuz..
Bakırkhan şöyle devam ediyor:
“Suriye’de savaş değil barış; çatışma değil çözüm istiyoruz. Kürtler demokratik haklarına kavuşmalı, Suriye’nin eşit yurttaşları olmalıdır. Anadilde eğitim, yerinden yönetim hakkı, statüsü, kültürel hakları tartışma konusu olmamalıdır. Kürdün hayatı ve hakları bir kararname kâğıdı değil, anayasal güvence konusudur. Ve sadece Kürtler değil: Aleviler, Dürziler, Türkmenler, Süryaniler… Hepsine yönelik katliam tehditleri ortadan kalkmalıdır. ”
Ulan sahtekar marksist. İzinden gittiğin ateist gibi, sen de ayaküstü 100 tane yalan söylüyorsun..
Bunların hepsine, Şam yönetimi zaten “evet” diyor.. (Analdilde eğitim, Türkiye’de bile çözülmedi. O ayrı. Zaten Suriye’de de, diğer etnik yapıdaki insanlara da verilmiş değil. Dünyanın hiçbir yerinde de, bu marksistlerin iddia ettikleri gibi bir şey yok.)
Eee? O zaman niye hala elinizde silah, “Çocuklar donuyor ama” diyerek, aklınız sıra hak talep ediyormuş gibi yapıp, İsrail’in maşalığına soyunuyorsunuz? Niye, Türkmenlerin diğer etnik yapıların dillendirmedikleri ayrı bir devlet talebini Şam yönetimine dayatıyorsunuz?
Savaş değil barış. Tamamdır, Halep’teki iki mahallede olduğu gibi barış.
Haydi hemen. Ama siz yoksunuz..
Oysa sorgulamamızı net yapalım..
O iki mahalleye barış geldi mi? Geldi..
Nasıl geldi?
SDG’li teröristler, arkalarına bakmadan, bölgeden ayrıldıklarında barış geldi.
Şimdi diğer bölgelerde de aynısı olursa, barış gelecek.
Ama Bakırhan ve ekibi, aslında barış istemiyor. Hak istemiyor.
Yeraltı zenginliklerine çöküp, sömürmek istiyor. İsrail’in askeri üssü olmak istiyor.
Yalanlar eşliğinde İsrail uşaklığı yapan Bakırhan devam ediyor:
“On dört yıl boyunca tarifi zor savaşların ateşiyle yanıp kül olan Suriye, yıkımlar hâlâ tazeyken yeni bir savaşa sürüklenmek isteniyor. 8 Aralık 2024 sonrası Alevilere ve Dürzilere dönük başlayan saldırıların son durağı, Halep’e açılan ve dalga dalga büyüyen savaş oldu.”
Halep’te ne oldu, bir daha soralım.
Hiçbir şey..
SDG’nin öldürdüğü insanlar dışında bir ölüm yok.
Şu an hiçbir sıkıntı yok.
Tek sıkıntı, SDG’nin Halep içinde de kurmayı planladığı terör devleti özerk alanı, devredışı kaldı..
Ama nasıl algı yaptınız?
“Siviller öldürülüyor” dediniz.
Şimdi o iki mahalle için tek kelime edebiliyor musunuz?
Hayır..
Açın SDG’ye yakın internet sitelerini.
14 Ocak’a kadar, günde 100 tane haber giriyorlardı: “Katliam.. Soykırım. Cinayet.. Göçe zorlama.”
Eğer o yazdıkları doğru idiyse, şu an halen orda ölümler devam ediyorsa, niye 20 Ocak’ta, 21 Ocak’ta, 22 Ocak’ta, 23 Ocak’ta 24 Ocak’ta, 25 Ocak’ta, SDG’ye bağlı internet sitelerinde, o öldürmelerle ilgili yeni tek bir haber giremediniz?
Niye?
Çünkü sivil katliamı da yok, bir huzursuzluk da yok..
Kürt kardeşlerime de sesleneyim.
Bakın bu sosyalist ateist adam, aynı yazısında kimlerden yardım istiyor:
“Günlerdir Kürtler, dostları, devrimciler, dünyanın her ucundaki sol ve sosyalistler, demokratlar Kuzey Doğu Suriye için ayakta.”
Müslümanlar var mı, sıralananlar arasında?
Yok.
Sosyalistler var ama..
Çünkü kürtleri istismar eden bu ekip, bir avuç ateistten ibaret. Onların müslümanlıkla da alakası yok. Dinle de alakası yok, aslında kürtlerle de alakaları yok..
Ve sonunda Bakırhan itirafını yapıyor:
“Hamas’a tanınan anlayış; konu Kürtler-SDG olunca birden buharlaşıveriyor.”
Utanmaz soytarı, Filistinliler ne zaman İsrail’le aynı devlet çatısı altında yaşamışlar? Gazzeliler, birlikte tek devlet çatısı altında yaşadıkları İsrail’den mi ayrılmak istiyor, yoksa İsrail hiçbir zaman tek devlet çatısı altında yaşamadığı Gazzelileri, bulunduğu topraklardan atıp oralara yerleşmek mi istiyor? Gazze ile SGD’yi kıyaslamak nasıl bir ahlaksızlıktır.
Nasıl yalancılarsınız siz?
Yeni Akit
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol