650 milyonluk satıştan başkanın haberi var mı yok mu?

  • GİRİŞ30.01.2026 09:01
  • GÜNCELLEME30.01.2026 09:01

Yolsuzluk yapan CHP’lilerin duruşmasında, savunmalar hukuk tarihine geçecek nitelikte.

Kimisi nişanlısı ile bir kahve içemediğini.

Kimisi eşi ile başbaşa görüşemediğini..

Kimisi gözaltında bir su bile verilmediğini anlatıyor da..

Kendilerine iddianamede isnat edilen suçlama ile ilgili, somut, iddia edilen eylemi boşa çıkaracak bir anlatımda bulunamıyorlar..

CHP medyası da, rüşvetle suçlanan isimlerin savunmalarından bir beraat çıkmayacağını anlamış olmalı ki, işin özüne ilişkin kısa cevapları vermek yerine, genel geçer sözlerle yapılmış yorumları manşetlerine taşıyorlar. 

Ya da yolsuzluk dosyasında yaşanılanları, hiç görmüyor, duruşmada yaşanılanları haberleştirmiyorlar..

Üç günlük duruşma seyri, bana İhsan Aktaş’ın klasik taktiğini özetledi..

İlgili belediye başkanlarına verilecek rüşvetler, ailesi içinden mal alınabilecek kişiler var ise, onların satabilecekleri ürünleri, normal değerinin üzerinde satın alarak, normal bedelin üstünün rüşvet olarak kabul edilmesi esasına dayanıyor..

Beşiktaş Belediye Başkanı’nda bunu yapmış.

5 milyon TL’lik özel araç, 7 milyona satın alınmış..

Ceyhan Belediyesi’nde bunu yapmış..

Daire ve araç alımı yapılmış, değer yüksek gösterilmiş, müteahhitten belediye başkanı ailesine rüşvet amaçlı para aktarılmış..

Şu an farklı bir para aktarımı ortaya çıkmadı ama.

Seyhan Belediyesi’nde aile tümü ile avukat olduğu için, onlardan satın alınabilecek bir şey bulamamışlar, ona da nakit ödeme yapılmış..

Hiç kimse, hiç kimseye iftira etmesin.

Eyvallah.

İftiralara alet de olmayalım..

Buna da eyvallah.

Ama lütfen..

Seyhan Belediye Başkanı Oya hanım, bir yandan “eşim ile kendi işimi hiç konuşmam” derken..

Eşi, “Erkek refleksi ile, karımı koruma amacı ile, belediyeden alacağı olan müteahhit ile görüşmeyi kabul ettim” diyorsa..

Ama o görüşme içersinde herhangi bir rüşvet konusunun geçmediğini iddia ediyorsa.

Ama ne hikmetse, o görüşmenin yapıldığı gün.

Ve müteahhitin anlatımı ile, rüşvetin nakit olarak ödendiği gün..

Belediyeden, müteahhite alacağının önemli bir kısmı ödeniyor ise..

Lütfen yani..

Buna iftira mı diyeceğiz..

Tesadüfen yaşanılan olaylar mı diyeceğiz?

Yoksa ayan beyan rüşvet mi diyeceğiz?

Hele hele, olayın tarafları, hukuku bilen insanlar ise..

Karı-koca avukatlık yapan insanlar ise..

“Bir müteahhit, belediyeden paramı alamıyorum” diyerek, belediye başkanının eşine müracaat ettiğinde..

“Senin avukatın yok mu arkadaş. Söyle avukatına, yazsın bir dilekçe. Ödemeyi sağlatsın.” diyeceğine..

“Geleyim, konuşalım” diyorlarsa.

Konuşmayı kendi bürosunda değil..

Kamuya açık bir alanda değil..

Gözlerden uzak bir özel alanda yapıyorlar ise..

Görüme sonrasında, CHP’nin her daim tekrarladığı “şeffaf yönetim”in gereği olarak, kamuoyuna, bilgilendirme mahiyetinde hiçbir açıklama yapmadan, “Nasıl olsa bu görüşmeden, bu alışverişten hiç kimsenin ruhu bile duymaz.” düşüncesi ile hareket ediliyor ise..

Savcılık araştırıp, buluşmayı da, para çekişlerini de, ilgili müteahhite belediyeden yapılan aynı günlü ödemeyi de bulup belgeliyorsa.. Rüşvetin teslimi, müteahhitin alacağının ödenmesi, böylece üstüste geliyor ise..

Bunun sonrasında o belediye başkanı “Tesadüfen, müteahhit ile eşimin görüşme yaptığı gün, belediye de ödeme yapmış. Bunda hiçbir kötü niyet yoktur” diyerek kendisini savunuyorsa..

Baklava kutusu içinde avrolarla yakalanan Manavgat Belediye Başkan yardımcısının, yine dün yapılan duruşmada yaptığı savunma noktasına geliriz.

Adam suçüstü olmuş..

Yine de söylediği şu: “Hastayım. Yüz felci geçirdim. Beni tahliye edin.”

Tamam arkadaş, hasta kim var ise, şifa bulsun temennimizi yapalım..

Ama sizler de, şu rüşvet olaylarının ayrıntılarını bize bir anlatsanız..

Yanlış yaptı iseniz, “Ben bu dakikadan sonra kamu görevimi yürütmem zaten mümkün değil. Yanlışımı gördüm. Şeytana uyduk. Ama bunun cezası olarak, şu kadar aydır tutukluyum. Deliller toplandı. Tahliye kararı verseniz de, yargılama yine devam etse” desenize..

CHP eksenindeki yolsuzlukların hangisindeki hangi skandalı anlatayım..

Bize dürüst anlatımlar eşliğinde, “Ticaret yapmayacak mıyız” diyerek, müteahhite satılan daire ve aracın hikayesini anlatan Ceyhan belediye Başkanı, meğerse yıllar önce, tehdit suçundan iki yıl hapis cezası alan bir kişi imiş.

Haydi diyelim, son olayda iftiraya uğradınız..

Peki yıllar önceki olayda da mı, iftiraya uğradınız.

CHP, bu ilçede bir tane adam bulamamış mı ki, mahkumiyet kararı olan birisini aday göstermiş...

Bu defolar ortaya çıkınca, “Otel parasını o müteahhit ödemiş. Benim bilgim yoktu. Soruşturma açılınca, öğrenmiş oldum. Parayı iade ettim” diyen adamlar, CHP’den başkan adayı yapılıyor..

Rüşvetten suç üstü olunca, Özgür Özel sahneye çıkıyor: “Haydi seçime gidelim” diyor..

Rüşvetin karşılığı, seçime mi gitmektir?

Veya bir başka örnek. Bu sefer de Seyhan Belediye Başkanı konuşuyor: “Belediye borca batıktı.. Ben seçimi kazanınca, şunları şunları yaparak, belediyenin borca batık halini düzeltmek için çalıştım.” 

Ben de merak ediyorum.

Belediyeyi borca batık hale getiren önceki başkan hangi partiden imiş diye araştırıyorum.

Ve soruyorum:

“Affedersin abla.. Sizden önceki belediye başkanı Ak Partili miydi? O da CHP’li değil miydi? Siz CHP’li bir ismin, belediyeyi borca batık hale getirdiğini mi söylüyorsunuz?” 

Bunu kimse sormayınca..

Onlar da meydanı boş bulmuşlar..

Hayat hikayeleri ile, pembe tablolar ile rüşvet çarkının üstünü örtmeye çalışıyorlar..

Son olarak dünkü duruşmada, tüm medya organlarının takıldığı konu, Beşiktaş Belediyesi’nin sahibi olduğu bir hastanenin, rüşvet çarkının mimarı konumundaki A. İhsan Aktaş’a satışı konusunda Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın bilgisi var mıydı, yok muydu konusu.

İfade veren sanıklardan birisi, emniyette iken önce, “Rıza beyin bilgisi yoktu” demiş.

Sonrasında ikinci ifade vermiş: “Bilgisi. vardı” demiş.

Duruşmada tekraren, “Bilgisi vardı” diyor..

Yükleniyorlar üzerine..

“Sana baskı yaptılar, onun için mi bilgisi vardı diyorsun.”

Affedersiniz, bu sanık, ilk ifadesinde ısrarcı olsa ne yazar..

Üç bin liralık, on bin liralık bir belediye malının satışından bahsetmiyoruz ki, “Başkanın haberi vardı-yoktu” tartışması ile oyalanalım..

470 milyon TL’lik bir satıştan bahsediyoruz, arkadaşlar.. 

Ki, gerçek değerin de 650 milyon olduğu öne sürülüyor..

Bir belediye başkanının, 650/470 milyon TL’lik bir satıştan haberi yok ise, neden haberi olacak?

İkinci eşe alınan katların, kayınbiraderlere, eniştelere yollanan paralardan, satışı yapılan aracın değerinin fazla gösterilip, aradaki farkın avanta olarak cebe indirilmesinden mi?

Bir başkan, “Bizim bir hastane vardı. Ne oldu ona” diye hiç sormayacak ise, niye başkan seçiliyor?

Niye “Geceli gündüzlü çalışıyoruz” diyor? 
 

Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat