Siz brandalarla, Ekrem’in bürokratlarının fuhuş jetini kapattınız

  • GİRİŞ07.02.2026 09:31
  • GÜNCELLEME07.02.2026 09:31

6 Şubat 2023 depreminin 3. yıldönümündeyiz..

Herkes kendi hesabına bir özeleştiri yapmalı. Eyvallah..

Yapılanın daha iyisini gerçekleştirmek için, şartları zorlamak, eyvallah.

Siyasi iktidar, neleri yapabilirdi, tam yaptı mı, tabii ki özeleştiri yapsın..

Muhalefet de, siyasi iktidar neyi öngöremiyor, daha iyisini yapması için, nasıl yönlendirebiliriz, bizim üzerimize düşen ne var desin, o da özeleştiri yapsın..

Ama takoz olmak nedir?

Engellemek, yapılanı beğenmemek, itibarsızlaştırmak, hatta gerçekleri çarpıtmak da nedir?

Siyasi iktidar, 2013 yılında Hatay’ın altı mahallesini riskli alan ilan edip, orda ciddi bir depreme dayanıklı inşaat yapmayı planlamış..

Ama ne mümkün?

CHP’li isimlerin başını çektiği muhalifler, Mimarlar Odası, sözde sivil toplum kuruluşları ve CHP zihniyetindeki muhtarlar ile riskli alan ilanı iptal davasına muhatap olmuş.

Düşünebiliyor musunuz?

Deprem yaşanma ihtimali oan Hatay’ın riskli alanları, depremden 10 yıl önce, “Aman bir deprem olursa, altından kalkamayız” düşüncesi ile önceden riskli alan ilan ediliyor..

Ama solculardaki refleks ezberlenmiş şekilde: “Rant için riskli alan ilan edildi. Evlerimiz, işyerlerimiz, müteahhitlere peşkeş çekilmek isteniyor..”

Böyle bir itibarsızlaştırma saldırısı ile tam 9 yıl boyunca CHP zihniyeti riskli alan ilanının iptali için, siyasi iktidara kök söktürüyor..

Buradan bizim mahallenin ukalalarına da seslenelim..

Karşı mahallenin tilkilerine de hatırlatalım..

AK Parti 23 yıldır, tek başına iktidarda ha!

Her istediğini yapıyor ha..

Neyi yapmak istedi de, yapamadı ki, öyle mi?

Buyrun, Hatay’da belki de ölü sayısını yarıya indirecek adım taa depremden 10 yıl önce atılmak istenmiş..

Ama CHP kafası engel olmuş.

Danıştay engel olmuş..

“Yapamazsın” demişler..

Ve yaptırmamışlar..

Sonra ise, “Nerede devlet, nerede hükümet?”

Kimse sormuyor, “nerede Danıştay?”

Kimse o davaları açanları hatırlayıp, sormuyor: “Nerede davacılar, riskli alan kararını iptal ettirenler.”

Kimse sormuyor, “Riskli alan kararını iptal ettirdiniz, müteahhitlere kaptırmadığınızı sandınız.. Ne oldu, şimdi o binalarınız duruyor mu?”

Olay sadece bu şekli ile yaşanmış olsa, yine de belki bu kadar sert üzerine gitmeyeceğiz.. 

Adamlar öyle utanmazlar ki..

9 yıl mücadele ediyorlar..

Depreme dayanıklı ev yapılmasını önlemek için, barosu, mimarlar odası, CHP’si hep birlikte teyakkuz halinde çalışıyorlar..

Engelliyorlar..

5 Şubat 2022’de, Cumhurbaşkanlığı “Bu şekli ile riskli alan ilanımızı hayata geçiremiyoruz. Farklı metod ile  depreme dayanıklı inşaat faaliyetimizi yapmak üzere, önceki kararımızı iptal ediyoruz” diyor.

Davalar açıldığı için.

Danıştay iptal yönünde karar verdiği için..

Bu karar alınmak zorunda kalınıyor.

Sözcü’nün, depremden önce “Rant şahane” diye eleştirdiği riskli alan ilanı kararı..

Birden bire doğru bir karar haline geliyor.

Danıştay’ın bu kararı iptal ettiği belirtilmeden, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin sebebinin, Danıştay’ın iptal kararı olduğu hatırlatılmadan, “Cumhurbaşkanlığı kararına göre, deprem bölgesi riskli değilmiş” diye manşet atıyorlar..

Nasıl utanmazlarsınız siz..

Nasıl riyakârlarsınız..

Hani bir günle, bir haber ile kısıtlı olsa, bunların takozlukları.

 Belki de hataen haberi yapmışlardır. “Danıştay kararını görmemişlerdir” diyeceğiz..

 Ama, İstanbul’un göbeğindeki otelde, rüşvet toplantılarına katılmak üzere lobiye girdiğinde, görüntü olmaması için, kameraları kapatan Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluklarından bir satır yazamayan solcu Birgün gazetesi..

455 bin konutu 3 yılda yapıp bitirip, hak sahiplerine teslim eden, 150 bin kadarının da yapılmasını sürdüren siyasi iktidarı itibarsızlaştırmak için..

455 bininci konutun teslim töreninde, bitmemiş inşaatların yapımından çevreye zarar gelmemesi için çekilen brandaları gösterip, sanki Ekrem İmamoğlu’nun bürokratlarının fuhuş jetine binenler gizleniyormuş gibi algı yaparak, “Brandalar acılarımızın üstünü kapatamaz” diye başlık atıyorlar..

O branda, bir kaza yaşanmasın diye çekilmiş.

Bir ahlaksızlığı örtmek için değil.

Bir fuhuş ilişkisini gözlerden kaçırmak için değil.

Rüşveti, ihaleye fesat karıştıran görüşmelerini gizlemek için değil..

Depremzedeye yapılan inşaatın, henüz tamamlanmadığı aşamada, bir tuğlasının düşüp, yoldan geçen insana zarar vermemesi için branda çekilmiş..

Brandanın örttüğü hiçbir ayıp şey yok.

Ayıplar, yolsuzluklar, ahlaksızlar, Birgün’ün, Sözcü’nün, Cumhuriyet’in desteklediği İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve avanesinin imza attığı ilişkiler..

Rıza Akpolat’ın teknesini yazamayanlar. Teknenin önüne branda çektiğini sananlar..

Rıza Akpolat’ın Acarkent’te aldığı 230 milyon TL’lik villayı, branda ile kapatabileceğini sananlar..

Boşandığı eşe aldığı daireyi, çocukluk arkadaşı üzerine tapuda kayıt ettirerek, gizleyebileceğini sanan CHP’li başkanları yazmayarak, haberi yok sayarak, gerçeği branda ile örteceğini sanan Birgün gazetesinin marksist muhabirleri, yöneticileri.

Gerçeği örtemezsiniz..

Gerçeği gizleyemezsiniz..

Keşke, siyasi iktidarın 3 yılda yaptığı 455 bin konuta ilaveten.

Şimdi Murat Kurum bakanımızın İstanbul’da başlattığı sosyal konut projesi çerçevesinde yapılan on binlerce konutun yanısıra.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da, “Bu çorbada bizim de tuzumuz olsun. Biz de 10 bin konut ile depreme hazırlık yapacağız” diyebilseydi..

2019 seçimleri öncesinde, 100 bin konutu dönüştüreceklerini vaat etmiş olmalarına rağmen..

Önceden tüm hazırlıkları yapılmış, 2 bin konutluk projeyi ancak bitirebildiler.

Bunun üzerine 2 bini bir yeni proje dahi koyamadılar..

Ama sorarsanız, “her şey çok güzel olacak” diyorlardı..

2019’a göre, İstanbul’da güzel olan tek bir şey göstersinler.

Metro mu, belediye otobüsleri mi? Trafik sıkışıklığı mı? Su dağıtım hizmeti mi? Doğalgaz mı?

Bir tane hizmette, düne göre daha iyi duruma geldik, diyebiliyorlar mı?

Böylesi rezil bir durumda oldukları halde, yazarları Şeriat düşmanlığı yapmakla günü öldürüyorlar..

Sanıyorsunuz ki, ülkede laikliğin anayasa girmesinin 89. yılını daha iki gün önce kutlamamışlar.

Sistem sizin sisteminiz beyler..

Boşverin sistemi değiştirmeyi, darbecilerin anayasasına değiştirelim dediğinde, halkın seçtiği milletvekillerine, “Değiştirtmeyiz.. yoksa” diye başlayan cümlelerle tehditler savuranlar, yine sizlersiniz..

O zaman, yıkılan binaların altında kalan, dindar insanlar mı, yoksa sizin halkın seçtiği insanlara anayasa bile yaptırtmayan sizin zorbalığınız mı? Sizin laikliğiniz mi?

A. İhsan Karahasanoğlu / Yeni Akit Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat