Laikçi bildiride SP niye yok? GP, DEVA, İP niye yok?
- GİRİŞ19.02.2026 09:37
- GÜNCELLEME19.02.2026 09:37
Yazar imişler..
İçlerinde akademisyenler, sanatçılar, gazeteciler ve meslek odası temsilcileri varmış..
Hepsi hepsi 168 isim imiş..
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlığı atmışlar..
Ve demişler ki:
“Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz!”
Anayasa’da laiklik ilkesi, değiştirilemez diye korunaklı olarak duruyor.
Kimsenin de bir teklif falan verdiği yok..
Ama bu arkadaşlar neden dolayı zıplıyorlarsa, neden rahatsızlık duyuyorlarsa, tam da Ramazan ayının başında, “Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında!” diyerek, saldırıya geçmişler..
İçlerinde kimler var diye merak ettim.
Temel Karamollaoğlu yok..
Ahmet Davutoğlu yok.
Ali Babacan yok.
Altılı masa tarihinde Meral Akşener idi muhatabımız, şimdi Müsavat Dervişoğlu. O da yok..
Haydar Baş’ın oğlu Hüseyin Baş yok..
Eeee?
Nerdesiniz arkadaşlar sizler..
İttifak yaptığınız, Tayyip Erdoğan’ı devirmek için bir araya geldiğiniz ekibiniz, bildiri yayınlamış..
Niye destek vermiyorsunuz?
Omuz omuza vermiştiniz.
Türkiye’yi Tayyip Erdoğan’dan kurtarma sözü vermiştiniz..
Birlikte yol yürüdüğünüz arkadaşlarınızı şimdi niye terk ediyorsunuz?
Destek vermeleri için sormuyorum..
“Dün bunlarla niye birlikte idiniz?” diye hatırlatmak için soruyorum..
Bildiriye imza atanların içlerinde kimler kimler var..
Ataol Behramoğlu var..
Sıfatını da, şair olarak belirtmişler..
Bildirinin metnine bakarsak, gerçekten kendisi gerçek bir şair olmalı!
CHP’nin Kadıköy eski Belediye başkanı Aykurt Nuhoğlu var..
DİSK’liler var, KESK’liler var. TSK için “Kimyasal silah kullanarak PKK ile mücadele ediyor” iftirasını atan Türk Tabipleri Birliği’nden isimler var..
Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na atanmasına itiraz eden, hatta Danıştay’da dava açıp, “Bir bakan bile atayamazsınız. Sandıktan çıksanız da, ancak bizim onayımızla, onay verdiğimiz kadarıyla ülkeyi yönetebilirsiniz.” şeklinde gövde gösterisi yapan YARSAV eski Başkanı Av. Faruk Eminağaoğlu var..
Bildiriye imza atanlar derler ki:
“Ülkemiz ABD ve İsrail planları doğrultusunda bölgemizdeki gelişmelerle birlikte ‘Talibanlaştırma’ baskısı altına girmiş durumda. ABD güdümlü bu gerici saldırı ülkemizin önündeki en yakıcı tehdide dönüşmüştür.”
Türkiye, ABD’ye Suriye’de diz çöktürmüş..
Hem de bu laikçi azınlığın itibarsızlaştırma operasyonlarına rağmen diz çöktürmüş..
Belki de bu diz çöktürmenin acısı ile, Suriye’de terör devleti kurduramamanın verdiği derin üzüntü ile..
“Güneyimizde cihadcı bir yapı olacağına, laik seküler yapısını bildiğimiz YPG olsun, daha iyi” diyen emekli Oramiral Türker Ertürk’lerin tahminlerinin aksine, Suriye’de terör devleti kuramamanın verdiği acı ile..
Şimdi ABD’ye çakıp, dindarları da Amerikancı gibi göstererek, bir taşla iki kuş vurmaya kalkıyorlar..
Utanmazlar..
Amerika Taliban’ı yok etmeye kalktı..
Yıllarca Afganistan’ı işgal altında tuttu..
En sonunda da, orayı terketmek zorunda kaldı..
Şimdi Taliban, Afganistan da yetmiyor, bir de Türkiye’de Amerika tarafından güçlendirilmeye mi çalışılıyor?
Bunu söylüyorsunuz?
Nerenizle söylüyorsunuz?
“Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump’ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir.” diyorlar..
PKK, Suriye’nin kuzeyinde terör devletini kurabilseydi..
O zaman laik ve seküler yapısını bildiğiniz teröristler ülke yönetmeye başlasaydı, sizden daha mutlu kimse olmayacaktı..
Daha dün, Ankara Merasim sokakta, 2016 yılındaki bombalı saldırı ile, PKK’nın öldürdüğü 29 kişinin ölüm yıldönümünde, teröristleri bir defa daha bizler kınarken..
Bunlar, o teröristlere, devletçik kurduramamanın üzüntüsünü yaşıyorlar..
Amerika bunları Suriye’de terketti ya..
kuyruk acıları ondan.
Amerika da, bunlara karşı olduğu için terketmiş olsa..
Güce yetmedi. Devleti kurduramadı. Türkiye’nin dik duruşu karşısında, başaramadı.
PKK’yı terketti..Şimdi, ABD kötü oldu..
Hani utanmasalar, Şivan Perver gibi ağlayarak, “Bizi niye terkettin Amerika” diyecekler..
Bildiriye devam ediyorlar:
“Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler ivme kazanmıştır.”
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu azınlık laikçilere cevap veriyor: “Türkiye’de laiklik tartışması yokken özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı halde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız. Yayımladıkları bildirilerle Ramazan-ı Şerif’te insanımızı kutuplaştırmasına eyvallah demeyeceğiz.”
Tane tane değerlendirelim, sayın Erdoğan’ın sözlerini:
“Türkiye’de laiklik tartışması yok iken..”
Aksini kim söyleyebilir? Kime zorla müslüman olacaksın denilmiş. Kime zorla namaz kıldırılmış? Bir tane örnek verebiliyorlar mı? hayır..
Sayın Erdoğan devam ediyor:
“Özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı halde”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na geldiğinde, Sayın Erdoğan hakkında yaptıkları karalamaların üzerinden 32 yıl geçmiş.
“Laiklere hayat hakkı tanımayacaklar. Saldıracaklar. Kezzap atacaklar.” vesair şeklinde attıkları iftiraların hiçbirisinin gerçekleşmediğini görüp, özür dileyeceklerine..
“Bizim laiklik adı altında sağlayamadığınız toplumsal barışı, sizler sağladınız. Sizlere, sağladığınız özgürlük ortamı için teşekkür ederiz” diyeceklerine..
“Bu hamleler toplumdan yükselen laiklik çağrılarına karşı gerici azınlığın provokasyon ve saldırılarını göz ardı etmeye; laik cumhuriyeti savunanların -Anayasa’yı hiçe sayarak- ‘suçlu’ gibi cezalandırılmasına kadar gelmiştir. Laikliği savunmak suç değildir.” diyorlar..
Savunuyorsunuz işte..
Kimse sizin yakanıza yapışıyor mu?
Gerçi, bana sorarsanız..
“Laikliği savunuyoruz” dediğiniz için değil..
“ABD güdümlü bu gerici saldırı” diyerek dindar insanlara hakaret ettiğiniz için.
“Karanlığa teslim olmayacağız” diyerek, dindar insanları karanlık içindeymişler gibi karaladığınız için.
Savcının önüne çıkabilirsiniz..
Çıkmalısınız da..
Anayasal bir kavramı, işine geldiği gibi yorumlamak sizin hakkınız değil..
Başörtü yasağı ile, bu ülkede yüzbinlerce insanın yaşadığı travmanın izleri henüz silinmemiş iken, yeni travmaları yaşatmak için giriştiğiniz tahrikin hesabını vermelisiniz ki..
Yeni 28 Şubatlar yaşanmasın..
A. İhsan Karahasanoğlu / Yeni Akit Gazetesi
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol