Lincoln ve Kennedy uçak gemileri. Erbakan hocadan anı!
- GİRİŞ04.03.2026 10:02
- GÜNCELLEME04.03.2026 10:02
“Doku uyuşmazlığı var” diyoruz..
Kulak vermiyorlar..
“İki taraf da birbirini asla sevmiyor. Tek ortak yanınız alnı secdeli Tayyip Erdoğan’a düşmanlık yapmak.. Ama burda bile fark var.. Bir taraf siyaseten düşmanlık yapıyor. Diğer taraf ise, gerçekten alnı secdeli olarak gördüğü için düşmanlık yapıyor.” diyoruz.
Anlamıyorlar bile..
En azından, anlamazlıktan geliyorlar.
Anlamazlıktan geliyorlar ise, aktüel gelişmeler üzerinden bir irdeleme yapalım..
Nasıl bir karşıtlık içinde oldukları halde, suni bir bayram havası birlikteliği oluşturmaya çalıştıklarını, aktaralım.
Önce Erbakan hocamızdan bir anı..
Başka kaynaklarda da var ama, ben özellikle Milli Gazete’den almak istedim, Adnan Öksüz’den..
Yeni bir yazısı değil.
2017 yılında yayınlanmış.
İntihal amacım yok.
Kaynağını belirtiyorum:
“Yıl; 1974… Tam da Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekâtı’na başlama günleri…
Başbakan Bülent Ecevit’in Esenboğa Havalimanı’ndan İngiltere’ye uğurlanışının ardından Başbakan vekili olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, devrin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar’a, ‘Harekâtı derhal başlatın’ emrini verdi.
Bu emrin alınmasından yarım saat sonra, ‘ABD’nin 6. Filo’sunun İtalya’dan Akdeniz’e açıldığı’ şeklinde bir istihbarat geldi.”
Size tanıdık geliyor mu, bu anlatım..
Bugün olduğu gibi.. Amerika, savaş gemileri ile tehditler yağdırıyor, “Gemi yola çıktı” sözde haber başlıkları ile de, bizim yerli sandığımız medya organları, “İran şimdi hapı yuttu” görüntüsü oluşturmaya koyuluyor..
Biz Milli Gazete’deki yazıya dönelim:
“Bu istihbaratı alan Erbakan Hoca, yine Esenboğa Havalimanı’nda pilotlara hitaben bir konuşma yaptı. Toplam 173 pilot ‘U’ şeklinde sıralandı. Erbakan Hoca’nın yanında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar paşa ve kuvvet komutanları vardı.”
Şimdi sıkı durun.
Saadet Partisi’ne güzellemeler yaparak, Tayyip Erdoğan’dan bir oy çalabilir miyiz planları yapan Sözcü gazetesinin Emin Çölaşan’ının, dünkü yazısına biraz sonra geleceğim..
“Uçak gemisinde bir gün” yazısında, Türk halkına, tam da İran’a saldırdıkları günde, nasıl Amerika güzellemesi yaptığını kendisinin cümleleri ile ispatlayacağım..
Ama Erbakan hocanın teknik tecrübesini, siyasi aklının yanında aynı zamanda savaş stratejisi açısından da ne kadar güçlü bir zekası olduğunu gösterelim.
Milli Gazete’den devam ediyorum:
“Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 6. Filo’nun 15 parça gemiden oluştuğunu, en büyüğünün ise Kennedy uçak gemisi olduğunu, her geminin bacasından bir pilotumuzun dalış yapacağını, Kennedy uçak gemisine ise iki pilotumuzun kamikaze pilotları gibi saldırıp saf dışı bırakacaklarını, bu nedenle 16 gönüllü pilota ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Ve gönüllü pilotların üç adım öne çıkmasını istedi.
Orada bulunan toplam 173 pilotumuzun hepsi derhal üç adım öne çıktı.”
Kimse bize akıl vermeye, uçak gemisinin radarlarının olduğunu, uçakların o geminin yanına bile yaklaşamayacağını falan anlatmaya, bize Emin Çölaşan’lık sergilemeye kalkmasın..
İran’ın gönderdiği füzeleri de, Lincoln gemisi, daha havada iken vuracaktı ama..
Vuramadı işte.
Devam ediyoruz, Erbakan hocanın Amerika’ya verdiği dersden aktarım yapmaya:
“Bu onurlu tutumdan son derece memnuniyet duyan Erbakan Hoca, ‘İkinci emri bekleyin!’ deyince, bundan 15 dakika sonra gelen ikinci istihbarat: ‘ABD’nin 6. Filo’sunun ilerlemesi durdu, olduğu yerde demir attı!’ şeklinde oldu.”
Tamam mıyız, beyler..
Milli Gazetedeki kardeşler, ağabeyler, tamam mıyız..
Erbakan işte bu..
Bir de, talebesi Erdoğan’ı devirmek için, Erbakan’a güzelleme yapan, ama ağızlarına hiç de bu güzellemeler yakışmayan Emin Çölaşan’ın dünkü yazısına göz atalım.
İki farklı siyasi görüşün, CHP çizgisi ile Milli Görüş çizgisinin ne kadar birbirinden kopuk, ne kadar birbirine yabancı olduğunu görelim..
ABD’nin savaş gemisine hayranlık ile bakanlarla..
O savaş gemisini; teknik açıdan imkansız diyebileceğimiz zorluklara rağmen, hangi stratejik akıl ile alt edildiğini 1974 yılından yaşanmış olayla aktardıktan sonra..
Buyrun Emin Çölaşan’ın dünkü yazısını sizlere sunayım:
Başlık şöyle: “Uçak gemisinde bir gün”
Bakın tam da 150 ilkokul çağındaki kız çocuğunu ABD+İsrail’in toplu olarak katlettiği gün, cenazeler daha yeni toprağa verilirken, Emin Çölaşan’ın o haydutlara yaptığı güzellemeye bakın:
“Sevgili okurlarım, bu dünyanın denizlerinde görenleri hayretlere düşüren acayip bir demir çelik yığını geziniyor. Bunların adına uçak gemisi deniliyor! Bunlara sahip olmak pek öyle kolay bir iş değil. Günümüzde uçak gemisi sahibi olan ülkeler ABD (en fazla sayıda), Çin, Hindistan, Fransa ve İngiltere.”
Buraya bir es verelim..
Hani Atatürk bu ülkeyi çağdaş medeniyete taşımıştı?
TCG Anadolu olmasa, bir uçak gemimiz bile yok..
Ama lafa gelince, zart zurt çok..
Amerika’ya güzelleme çok..
Devam ediyor, Çölaşan:
“Bu uçak gemileri acayip bir nesne! Bir demir çelik yığını olmanın ötesinde bir sürü savunma ve saldırı silahlarıyla da donatılmış. Güvertesinde ve alt katlardaki depolarında 100’e yakın savaş uçağı ile helikopter yer alıyor.”
Bir de Atatürkçü geçinecekler.. ABD aşklarını elden bırakmadan devam ediyorlar:
“Yani düşman ülkenin bu uçak gemilerine saldırıp saf dışı bırakması çok zor. İşi bilenlerin anlattığına göre batırmak çok daha zor, hemen hemen mümkün değil.”
Hani utanmasa, tapacak, secde edecek ABD’nin uçak gemisine..
“NATO, başka bir deyişle ABD, Türkiye’den birkaç kişiyi yurt dışında bir davete çağırmıştı...”
Yaa.. Milli Gazete’deki ağabeyler, kardeşler.. Birlik olup devirmeye kalkıştığınız Tayyip Erdoğan’ın düşmanları, işte bunlar..
“Bizim ekipte gazeteci abimiz Oktay Ekşi, Yalçın Doğan ve Prof. Dr. Aysel Aziz vardı” diye Amerikanın gemisine binenleri de sıralıyor, Emin Çölaşan..
Şu güzellemelere bakın, bir de Erbakan hocanın anlatımına bakın. Erbakan’ın o konuşmasını haber alan ABD’nin o uçak gemisini demirlemesini hatırlayın..
Devam edin Çölaşan’ın ABD’ye yaptığı güzellemeleri okumaya:
Aşağıya bakıldığında orası hayret verici yerdi. Birkaç dakikada bir uçaklar inip kalkıyordu. Peki bu iş nasıl oluyordu?
“Çelik bir tel var. Uçak hızla indikten sonra kuyruğundaki bir çengel o çelik tele takılıyor ve uçak birdenbire yavaşlayıp duruyordu. Eğer uçak çelik teli kaçırırsa hızını hiç kaybetmeden yeniden gaz veriyor, uçuyor ve denize doğru hızla uzaklaşıyordu.(..) Uçağın gerek inişi ve gerek kalkışı sadece birkaç saniye alıyordu. Zaman kaybı sıfırdı.
Orada gözlerimizin önünde kısa süre içerisinde çok sayıda savaş uçağı iniş kalkış yaparken biz gözlerimize inanamıyorduk!”
Çölaşan gözlerine inanamasın..
O ABD’ye rağmen, Türkiye 1974’de Kıbrıs’a çıkarmasını yaptı..
Amerika, savaş gemilerine rağmen, savaş uçaklarına rağmen, o harekatı engelleyemedi..
Belki de bilinçaltının tesiri ile Çölaşan kendi kendisine iğneli mesajı da veriyor:
“Gece oldu, yatma zamanı geldi. Bakalım bizi nerede ve nasıl yatıracaklar!..”
Çölaşan’ı da, Oktay Ekşi’yi de yanındakileri de çoktan yatırmış, Amerika..
Yatırmış ama, farkında değiller..
Ve Çölaşan’ın o tarihte ve dün tekraren öve öve bitiremediği Kennedy uçak gemisinden daha modern techizatlı olduğu bilinen, şimdiki Lincoln Savaş gemisi, İran’a saldırıdan hemen önce, alayı vala ile Hürmüz Boğazı’nın önüne gitti.
İranlıların belki de Erbakan hocadan aldıkları cesaretle.
O gemiye yolladıkları füzeler..
İçimizdeki Amerikancıların övgülerine rağmen, kuyruğunu altına saklayıp, kuzu kuzu Hint Okyanusuna doğru yol alıp, oraya demirledi..
İşe Erbakan hocanın bakış açısı ile.
Şimdi Erbakan’ı beğeniyorlarmış gibi görüntü veren CHP zihiniyetindekilerin bakış açısı.
Duamız İran’la birlikte..
Kennedy gemisi nasıl demirlemek zorunda kaldı ise, Lincoln de demirlediği gibi, denizin dibini boylar da, inşallah.
Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit Gazetesi
Yorumlar2