Sadist de sizsiniz, ahlaksız da sizsiniz, sahtekar da sizsiniz utanmazlar!
- GİRİŞ03.04.2026 09:51
- GÜNCELLEME03.04.2026 09:51
Devletin savcısına sadist diyen Ekrem İmamoğlu..
Sadist de sensin. Ahlaksız da sensin. Sahtekar da sensin..
Yargıtay Başsavcılığı yaptım diyen hokkabaz.
Hangi yıl başsavcılık yaptın sen?
Evet CHP adına ekranlara çıkan, eski savcı Ruşen Gültekin’e soruyorum..
10 bin savcıdan birisisin sen..
Haydi Yargıtay savcılığı sıfatını dikkate alarak söyleyelim.
Yargıtay Savcılığı’ndaki 200 savcıdan birisi olmuşsun.
Hem de CHP kafası ile olmuşsun.
Mesleğe girişin, tam da Mehmet Moğultay’ın “5 bin kadro aldım. MHP’lileri mi alacaktım kadroya. CHP’lileri aldım” dediği döneme denk geliyor..
Buna rağmen, sabahtan akşama kadar küfrettiği AK Parti iktidarında Yargıtay savcılığında 200 savcıdan birisi olabilmiş.. Kimse ayrımcılık yapmamış.
Utanmıyor, o makamın onuru ile konuşurken, kendisini savcılıktan Başsavcılığa terfi ettirerek konuşuyor..
“Ben mahkemede öyle demedim” diye sakın itiraz etme..
Sizin övgülerle göklere çıkarttığınız CHP yandaşı internet siteleri, zavallı üniversiteli gençleri kandırmak için, senin cümleni öyle yazmışlar. Sen de “Ben Yargıtay Başsavcılığı yaptım diye bir şey söylemedim. Bunu düzeltiniz” demedin..
Kısır tartışmayı uzatmayayım..
İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun suç örgütü davasının dünkü duruşmasında ne denildiğini, gerçeğin ne olduğunu aktarayım.
Emekli savcı, ve sanık avukatı Ruşen Gültekin konuşuyor:
“Müvekkilim 10 Nisan’da hastaneye götürüleceği söylenerek ambulansla hapishaneden çıktı, ancak Çağlayan Adliyesi’ne götürüldü. Burada verdiği ifade parçalanarak zapta geçirildi.”
Eski meslektaşlarına iftira atan bu avukata sorayım..
Affedersiniz.. Lafa gelince kendisini ehliyet sahibi olduğu için, liyakat sahibi olduğu için Medya A.Ş.’de göreve getirildiğini, torpil yapılmadığını iddia ederek ahkam kesen Elif Güven hanımefendi..
İhaleler veren.. İhaleler dağıtan.. Jetlerde fuhuş yapanları ihalelere boğan Elif Güven..
Hastaneye gitmek üzere yola çıkıp, adliyeye götürüldüğünde, “Hop arkadaş. Nereye gitmek üzere çıktım, nereye geldik. Utanmıyor musunuz siz” diyememiş mi?
Savcıya, “sen doktor musun, yoksa savcı mısın?” diyememiş mi?
Sonrasında bir de hastane diye götürüldüğü yerde, oturup ifade mi vermiş..
Ahlaksızlar. Sahtekarlar.. Müfteriler..
Mahkeme heyetinin nezaketini gördükçe, şımarıyorlar. Şımardıkça küstahlaşıyorlar, hakarete başlıyorlar. Ne adliyesi kaldı, ne mahkemesi.. Hakimi, savcısı, herkese iftira atıyorlar. Herkesi tahkir ediyorlar..
Emekli savcı, Av. Ruşen Gültekin devam ediyor:
“Müvekkilim aslında etkin pişmanlıktan yararlanmadı. Ancak itirafçı gibi yansıtıldı. İfade vermeyi dahi bilmeyen birine kafasına göre bir şeyler yazdırılıyor ve buna ‘etkin pişmanlık’ deniliyor. Müvekkilim etkin pişmanlığın ne olduğunu bile bilmiyor.”
Savunma diye bu sözleri sarfeden avukata sorayım:
“İhale dağıtmasını iyi bilen müvekkiline sor bakalım.. Nelere becerikli imiş. Kaç lira maaş alıyormuş. Nerede oturuyormuş.. Daireyi nasıl almış. Bir aracına ilaveten, son dönemde ikinci aracı nasıl almış. Ama, etkin pişmanlığın ne olduğunu bile bilmeyen bir cahil rolünü oynuyor?”
İşlerine geldiği gibi, kimi zaman kendilerini alçaltıyorlar, işlerine gelince göklere çıkartıyorlar.
Buyrun Elif Güven’in, şimdi de inkar etmediği ilk ifadesini aktarayım size, eğer azıcık bir utanmanız varsa, gidin o Silivri cezaevinin hücrelerini girip, 10 yıl orada kendinize ceza verin, çıkmayın:
“Murat ONGUN’la tanışıklığımız çok eskiye dayanmaktadır. Ben Habertürk’de çalışırken kendisi de burada çalışıyordu.”
Utanmazlar.. Ehliyet diyordunuz değil mi? Liyakat diyordunuz değil mi?
Bizim dindar insanlarımızı da, “Bakın Allah’ın ayetlerinde de, ‘işi ehline emanet ediniz’ deniliyor’ diye sunumlar eşliğinde, seçildiğinizde işi ehline vereceğinizi söylüyordunuz değil mi?
Ehil kim imiş? Habertürk’de tanışan ekibin, olduğu gibi, İBB’ye aktarılması..
Devam ediyor sanık Elif Güven:
“Doğrudan temin işlemleri ile alakalı herhangi bir alakam yoktur.”
İBB’den ihaleyi alıp, sonra jetlerde fuhuş yapanlara ihaleleri aktarırken, teknik şartnameyi aynen uyguluyorsunuz. Ama doğrudan ihalelerle ilgin yok.
Haydi kabul edelim..
Yargıtay Başsavcısı olduğunu rüyasında gören sanık avukatı Ruşen Gültekin diyordu ya, “Hastaneye gitmek üzere cezaevinden çıkarıldı, Adliyeye götürüldü.”
İşte adliyedeki ifadesindeki ilk cümlesi, de şu, Elif Güven’in:
“Ben etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istiyorum.”
Biz onlar gibi algıcı değiliz..
Bunun altına imza atmış olsa bile..
Elif Güven bugün, “Ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiyorum. O ifademi de red ediyorum” diyorsa..
İkinci ifadesinde belirttiği hususların ayrıca başka delillerle desteklenmesi sözkonusu değil ise..
Ne kendisi aleyhine, ne de bir başkası aleyhine, o ifadelerin hiç bir etkisi olmaz.. Aklın da gereği budur. Hukukun da gereği budur..
Ama bakalım Elif Güven başka neler demiş: “Bazen Murat Ongun bize bu firmaları da çağırın diyerek bize isimleri verir. (..) Her ne kadar Kültür A.Ş’nin Genel Müdürü Murat Abbas ise de Kültür A.Ş’nin de reklam ihalelerinde söz sahibi Murat Ongun’dur.”
Murat Ongun.. Murat Ongun. Murat Ongun..
Sanık “Ben demedim,. Hastane sandığım yerdeki savcı öyle yazmış” mı diyor..
İhaleyi alanlar, kaçarak zaten “Bize Murat Ongun ihaleyi avanta karşılığı verdi” diyor.. Kaçmaları ile bunu söylüyorlar.. Malvarlıkları ile söylüyorlar. Bir yıldır ülkeye dönmemeleri ile söylüyorlar..
Bir de Elif Güven’in demesine gerek yok ki..
Murat Ongun’un rezidanslarda buluşmalar orda.. Gazetecilerle bile otel odalarında yapılan konuşmalar ve şahitleri orda. Kamera kayıtları, HTS kayıtları orda.
Murat Ongun’un, Cumhurbaşkanı’ndan fazla geliri olduğuna dair kendi beyanı orda. Bugün Acarkent’teki villaya aylık 600 bin TL kira ödediği gerçeği orda..
Elif Güven etkin pişmanlıktan yararlansa, “Beni Haberturk’ten tanıyordu. Aldı paraşütle İBB’ye getirdi. Ben de ona vefa borcumu, istediği ihaleyi, istediği kişiye vererek ödedim” dese ne yazar. Demese ne yazar.
Kendi bilir.. Etkin pişmanlıktan yararlanmak isterse, belki dedikleri de gerçekten konunun ayrıntılarını ortaya çıkarmada rol oynarsa, cezası biraz azalabilir. Hepsi hepsi, cezanın biraz azalması olur.
İstemiyorsa, pişmanlıktan yararlanmaz Elif Güven.
Ama sonra ağlamak yok.
Diğer arkadaşları gibi. Şu kadar ayı cezaevinde geçirdim. Kardeşimden uzak kaldım.. Anne babam vesair edebiyatı yapmayın.
Devlete posta koyuyorsun.
Bir ifade veriyorsun. İşkence yok olmalı ki, baskı yok olmalı ki, tehdit yok olmalı ki, istediğini söylüyorsun.. Aptala yatıyor, her şeyi inkar ediyorsun.
“Müdürüm ama, ben bilmem Murat Ongun bilir” diyorsun..
Tutuklanıyorsun..
Aptala yatmanın seni kurtarmayacağını görünce, “Bir şeyler anlatayım bari. Siz zaten tüm çarkı çözmüşsünüz” diyorsun..
Anlatıyorsun..
Anlatıyorsun ama, çok önemli şeyler değil ki..
Tahliye olmuyorsun.
Yargıtay Başsavcısı abi, sana da hatırlatalım..
Dikkat et, senin müvekkilin tahliye olmamış.
Yani soruşturmayı yürütenler, “Boşver be abla.. Hikaye okuyorsun sen.. Bildiklerini söylemiyorsun” demiş.. Ama ifadesini de zabta geçirmiş.. Tekrar cezaevine göndermiş..
Bakmışsınız cezaevinden çıkamıyorsunuz..
Diğer taraftan da suç örgütünden tehditler başlamış. Şantajlar başlamış. “Cumhurbaşkanı adayımızın nefretini kazanmak istemezsin değil mi” denilmiş..
“İkinci ifadem zaten işe yaramadı. Savcılığın devletin bana bir zarar vermesi sözkonusu değil. Ama bu Ekrem var ya bu Ekrem. Bizi Jete bindirir, gezdirir” diye korkmuş, “Benim etkin pişmanlıktan haberim yok” diye, şimdi avukatına savunma yaptırtıyor..
Ve daha önemlisi.. Ruşen avukatımız, direkt Ekrem’den parayı almış olmalı ki, mahkeme heyetine dönüp, “Ben Yargıtay başsavcılığı yaptım, sayın başkan, iddianame çöktü diyorum. Daha 17 kişi dinledik, 100’e gelince ne olacak tahayyül edemiyorum” diyor.
O zaman 50 bin dolarlık saati anlat Ruşen..
İddianame çöktü mü, çökmedi mi anlayalım..
Daireyi, ikinci aracı anlat.. Sonra “çökme”ye bakalım..
İddianame mi çökmüş, yoksa müvekkilleriniz İstanbul’a mı çökmüşler, anlayalım..
Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit Gazetesi
Yorumlar1