CHP iktidarında, İslam NATO’su kurulur mu?

  • GİRİŞ13.04.2026 08:47
  • GÜNCELLEME13.04.2026 08:47

Cumartesi akşam Akit TV’de Kırmızı Masa programında, Muharrem Coşkun’un konuğu İsmail Müftüoğlu ağabey idi.

Adalet Bakanlığı da yapmış olan İsmail Müftüoğlu ağabeyin, siyasi tarihe yönelik açıklamaları, gerçekten not etmeye ve ibret çıkartmaya değer açıklamalardı.

2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde Saadet Partisi’nin, CHP’li bir genel başkanı seçtirmek için verdiği mücadelenin karşısında, 1974 yılında CHP-MSP koalisyonunda, İsmail Müftüoğlu ağabeye bakanlık teklif edildiği halde, kendisinin Bülent Ecevit’in başbakan olduğu bir hükümette bakanlık yapmak istemediğini, kendisinin affedilmesini talep ettiğini hatırlatması, benim de ilk defa duyduğum ve CHP’ye aslında nasıl bakılması gerektiğini gösteren bir hatıra idi.

Bugün Saadet partililerin tamamı, artık bu dik duruşu gösteremiyorlar.

“Milli Selamet Partisi’nin, CHP ile koalisyon hükümeti kurması yanlıştı” demiyorum.

İsmail Müftüoğlu ağabey de böyle bir değerlendirme yapmadı.

Ama “Ecevit’in Başbakanlığında ben bakanlık yapmam” diyen bir veya birden fazla ismin MSP‘de bulunmasını,  ben olması gereken bir dik duruş olarak yorumluyorum.

Ve; MSP’nin o tarihte CHP ile koalisyon hükümeti kurmasını da bir mecburiyet olarak görüyorum.

Düşünsenize, 1973 seçimlerinde MSP 48 milletvekili kazanmış, ancak hiçbiri siyasi parti tek başına hükümet kurabilecek sayıya ulaşamamıştı.

 Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, adeta küsüp kenara çekilen çocuklar gibi, ve daha önemlisi kendi tabanındaki dindar oyların MSP’ye bir sonraki seçimde gitmemesi için ülkenin hükümetsiz kalması ihanetine de imza atarak, “millet bize muhalefet görevi verdi” demiş ve MSP ile hükümet kurmayı reddetmişti.

Tilkilik çok net.

Tabanları birbirine biraz daha yakın olan AP ile MSP’nin hükümet kurmaması, başka bir hükümet alternatifini de ortadan kaldırıyor, zorunlu olarak erken seçime gidileceği planları yapılıyordu.

Öyle ya dindar insanların bulunduğu MSP, dindar karşıtı CHP ile hükümet kurmayacağına göre, AP de kenarda durma kararı verdiğine göre, başka hiçbir hükümet şekli mümkün değildi.

Çözüm erken seçimdi.

Erken seçimde de Demirel’in planı şu söylemin üzerine kurulacaktı: “Dindar kardeşlerim, MSP’ye oy verdiniz, AP’nin milletvekili sayısı tek başına hükümet kurmaya yetmedi. Ülke hükümetsiz kaldı. Şimdi MSP yerine AP’ye oylarınızı verirseniz, hükümetsiz kalmayız.”

Böylece, MSP’nin girdiği ilk seçimde aldığı 48 milletvekili, ülkenin hükümetsiz kalmasıyla, adeta kendisinin de sonunu getirecekti.

İsmail Müftüoğlu’nun bireysel olarak Bülent Ecevit’in Başbakanlığı’ndaki Bakanlar Kurulu’nda görev almak istememesi ne kadar önemliyse, MSP’nin kendisinin sonu anlamına gelecek olan erken seçimi önlemek için CHP ile koalisyon hükümeti kurması da o kadar siyasi bir dehanın parti yönetiminde olduğunun ispatı idi.

MSP’nin CHP ile koalisyon hükümeti kurması, partiye yönelik Demirel’in kumpasının yırtılıp atılması anlamına geliyordu.

Ama bugünlerde, Tayyip Erdoğan’ın bütün fedakarca yaklaşımlarına rağmen, “gelin birlikte hareket edelim” çağrılarına rağmen, AK PARTİ ile ittifak yapacağına, CHP ile ittifak yapan Saadet Partisi’nin, kendisine 1974 CHP-MSP koalisyonunu örnek alması, elma ile armudun karıştırılmasından başka bir şey değildir.

CHP-MSP koalisyonuna, Adalet Partisi mecbur bırakmıştır.

Bugünkü CHP-SP ittifakı’na ise, hiçbir mecburiyet yoktur.

Tam aksine, SPnin AK PARTİ ile ittifak yapması kendi tabanında da memnuniyetle karşılanacaktır. 

İsmail Müftüoğlu ağabeyin hatıraları içerisindeki, Mustafa Kemal ile Of’lu bir hocamızın sohbeti de çok önemliydi.

Hocamız sarığı ile Mustafa Kemal’in odasına giriyor.

Mustafa Kemal, hocamıza fötr şapkayı takıyor ve soruyor: sen şimdi gavur mu oldun. 

Hocamız cevap veriyor: “hayır.”

Mustafa Kemal, fötr şapkayı kendi kafasına geçiriyor ve hocaya soruyor: “ben şimdi gavur mu oldum.”

Biliyorum Atatürkçüler şimdi hop oturup hop kalkıyorlar.

Belki hocanın verdiği cevabı okuduklarında, tarihi bir gerçek aktarılmış olmasına rağmen, hemen mahkemelere koşup “cezalandırın şunları” da diyeceklerdir.

Ama Atatürkçülerden daha çok, bu konuyu ibret vesilesi yapması gerekenler, bence Saadet Partililer.

Çünkü Saadet Partililerin hareket tarzını Of’lu hocamız, Mustafa Kemal’e verdiği cevapla, 100 yıl öncesinden bugüne gönderme yapmış oluyor: “Evet sen gavur olursun.”

Oflu hocamız, kendi kafasına şapka takıldığında gavur olmadığı halde, karşısındaki taktığında niçin farklı bir neticeye gittiğini de şöyle izah ediyor: “ben şapkayı kendi rızamla takmadım. Dolayısıyla ben şapka takmakla gavur olmadım. Ama siz kendi rızanızla o şapkayı taktınız, dolayısıyla hüküm de değişti.”

Saadet Partililer bu ibretlik olayı tekrar tekrar irdelemeli ve yorumlamalıdırlar.

Şöyle ki;

1974 yılındaki CHP-MSP koalisyonu bir mecburiyetti.

MSP’nin ilk tercihi, tabanları birbirine benzeyen Adalet Partisi ile hükümet kurmaktı. Ama Adalet Partisi adeta MSP’yi yok etmek için, “millet bize muhalefet görevi verdi” deyip, MSP’yi CHP ile hükümet kurmaya mecbur bırakmıştı. MSP, din karşıtı bir parti ile hükümet kurduğu taktirde de tabandan büyük bir tepki alacaktı.

Millet, kimseyi tek başına hükümet kuracak sayıya getirmediğine göre, hepsine aslında muhalefet görevi vermiş oldu. Bu durumda hiç kimse hükümet kurmayacak mı?

Demirel’in o absürt ve tilkice yorumu, MSP‘yi CHP ile koalisyon hükümeti kurmaya mecbur etmesi, Of'lu hocanın kafasına zorla şapka geçirilmesine benzemiyor mu?

Dolayısıyla nasıl ki Of'lu hocamız kafasına rızası dışında geçirilen şapkadan dolayı kendisine bir vebal düşmeyeceğini söylüyorsa.

MSP’nin o tarihte CHP ile hükümet kurmasının da, Erbakan açısından bir vebali yoktu.

Ama bugün, kimse Saadet Partisi’ni yok etmek için, CHP’nin yanına itmiyor.

Tam aksine Tayyip Erdoğan, Saadet Partisi ile ittifak yapmak için yetkili isimlere defalarca vazife verdi, görüşmeler yaptırdı.

Saadet Partisi yönetimi ise, kendi rızasıyla kafasına fötr şapka geçirme örneğindeki gibi, Ak Parti yerine mecburiyeti olmadığı halde CHP’yi tercih etti.

Umarım 2028 seçimlerinde aynı hatayı tekrarlamazlar.

Şunu da hatırlatmam lazım.

İsmail Müftüoğlu ağabey de kısmen aktardı.

MSP, CHP ile koalisyon hükümeti kurdu ama. Kıbrıs Barış harekatını oya tahvil etmek için hükümeti bozan CHP oldu.

CHP de o zaman şöyle düşündü: biz hükümeti bozunca Demirel zaten hükümet kurmak istemediğine göre, erken seçime gidilir ve Kıbrıs Zaferinin oya tahvil edilmesi ile CHP tek başına iktidara gelir.

Demirel’deki tilkiliğin bir başka versiyonunu da CHP planlamıştı.

Bu sefer de bu tilkiliği Demirel önledi, bir yıl önce “millet bize muhalefet görevi verdi” demiş olmasına rağmen, CHP-MSP koalisyonu bozulunca, hükümet kurma teklifini kabul etti ve MSP’yle koalisyon hükümeti kuruldu.

İsmail Müftüoğlu ağabey, gerek Adalet Bakanlığı döneminde, gerek sonraki siyasi hayatında devlet kadrosundaki din karşıtlarıyla mücadelesini de Akit TV'deki programda somut örnekleri ile aktardı.

Aslında bu aktarımların bir siyasi değerlendirmesi de yapılmalı.

Müftüoğlu ağabeyin mücadele ettiği din karşıtları, bugün hala devlet içerisinde, eski yıllara göre daha az oranda da olsa varlıklarını sürdürmüyorlar mı ?

Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ramazan Genelgesi’ne itiraz eden Eğitim İş Sendikası’ndan başlayın, Diyanet İşleri Başkanlığı'na karşı çıkan CHP’lilere kadar bugün de hâlâ, din karşıtı söylemi devlete hakim kılmak isteyenler, sürekli fırsat kollamıyorlar mı?

Müftüoğlu ağabeyin Kırmızı Masa programının sonuna doğru, Muharrem Coşkun’un “Erbakan hocanın hâlâ gerçekleşmeyen hayali var mı” sorusuna verdiği cevap da bence ibretlikti.

Müftüoğlu ağabey, Ayasofya’nın açılmasının, Taksim Camii’nin yapılmasının önemli olduğunu belirttikten sonra, bugün dahi Erbakan hocamızın gerçekleşmeyen vaatlerinden bazılarını şöyle sıraladı:

İslam Natosu… D8’lerin aktif olması.. İslam ortak pazarı.. Tüm müslüman ülkelerin kullanacağı ortak İslam parası…

Erbakan hocamızın bu hayallerinin gerçekleştirilmesi sürecinde CHP’nin rol oynayıp oynamayacağı sorusuna ise programda vakit kalmadı. 

Program bitti. O kısmını da ben gündeme getirmiş olayım.

Bugün Saadet Partisi içerisinde şunları söyleyecek bir tane yönetici var mıdır: “CHP ile kurduğumuz ittifak, onların da kabul ettiği üzere İslam NATO’sunu gerçekleştirecektir. İslam ortak parasını gerçekleştirecektir. D8’i aktif hale getirecektir.”

Ben Ak Parti iktidarında, Erbakan Hoca'nın henüz gerçekleşmeyen diğer hayallerinin de hayata geçeceğini, bunların olabileceğini tahmin ediyorum.

Ama Saadet Partili kardeşlerimizden de bir tanesi “CHP ile kurduğumuz ittifakta bunları gerçekleştirmeyi düşünüyoruz” diyebiliyorlarsa.

Ben de kalemimi kıracağım.

Yeni Akit

Yorumlar1

  • Murat Gök 1 saat önce Şikayet Et
    1973 seçimlerinin oluşturduğu mecliste ap, sadece msp ile birleşerek hükümet kuramazdı. Toplam sayıları 198 olurdu. Yanlarına dp'yi de alırlarsa güvenoyu sayısını sağlayabiliyorlardı. Bu deneme hem 1973 sonunda, hem chp-msp koalisyonu yıkıldıktan sonra 1974 sonunda yapıldı. Dp, demirel başbakanlığında bir koalisyona yanaşmadı.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat