Avukat Mehmet Pehlivan’ın karartacağı delilleri ben anlatayım
- GİRİŞ28.04.2026 08:50
- GÜNCELLEME28.04.2026 08:50
Asrın yolsuzluğu davasının baş faili Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, dünkü duruşmada mahkeme heyetine sormuş:
“Diğer 300 sanığa nazaran benim kaçma şüphemi somutlaştıran şeyin ne olduğunu niye yazmıyorsunuz?”
Mahkeme başkanı soruya cevap veremez. Verdiği an, “Mahkeme başkanı kanaatini açıkladı. Reddini talep ediyorum” diyeceğinden emin olabilirsiniz, kurnaz avukatın..
Bir yandan mahkeme heyetine hakaret ederek..
Bir yandan tuzak kurarak.
Reddi hakim sebebi oluşturmaya çalışıyorlar.
Diyeceksiniz ki, “Reddi hakim sebebi oluşsa ne olur ki? Bu hakim gider, bir başka hakim gelir.”
Amaçları davaları kilitlemek olmasa..
Gelen hakim için de, aynı hakaretleri etmeyecek olsalar. Aynı tuzakları kurmayacak olsalar..
Ben de sizler gibi, “Ne var sanki. Bu mahkeme bakanı gider, bir başka mahkeme başkanı gelir ve kaldığı yerden yargılama devam eder” diyeceğim de.
Bu kurnazların tam o noktada bir tuzakları daha var.
Yeni mahkeme başkanı geldiğinde, eğer sıfırdan ifadeleri almayacak olursa..
Onun da İstinaf’da bir bozma sebebi olarak dilekçelerine yazacaklarından emin olabilirsiniz..
Çünkü hakim, yargılamada tüm süreci kendisi yönetmeli, delillerle birebir temas etmeli..
Yargı tarihimizde çok sıkı uygulanan bir kural olmasa da.
Bu kadar kıldan tüyden itirazların yapıldığı bir davada, bugüne kadarki itirazlardan çok daha ciddi bir itiraz olarak, “hakimin değişmesi sonrasında, yargılamanın sıfırdan başlamaması”nın ana gündem maddesi yapılacağı çok açık..
Avukat Mehmet Pehlivan sormuş, mahkeme başkanı cevaplasa, “İhsas-ı rey” denilip, reddi hakim istenecek.
O zaman biz cevaplayalım, sanık avukat Mehmet Pehlivan’ın sorusunu:
“Siz, delilleri karartma konusunda, girişimlerde bulundunuz. Potansiyel bir delil karartma failisiniz.”
Pehlivan itiraz edecek, “Nerden çıktı bu kanaat” diyecek..
Anlatalım.
Dönüp dolaşıp, Ekrem İmamoğlu’nun en net suçu, en net anlatılabilir suçu olan iki villanın rüşvet olarak aile şirketine verilmesi olarak gösteriyoruz.
Diğer suçlar da açık ve net ama.
İki villa olayı, hem değer açısından yüksek miktarlı bir suç konusu.
Hem izahı imkansız..
Hem de rüşveti veren tarafından da etkin pişmanlık dilekçesi ile kabullenilen bir eylem..
İşte o iki villanın, Ekrem İmamoğlu’nun aile şirketine rüşvet olarak verilmesi olayını hukuki şablonlara oturtabilmek için, Mehmet Pehlivan’ın savunma adı altında yaptığı çok ciddi bir delil karartma operasyonu var..
İki villa rüşvet olarak alınmış.
Avukat Mehmet Pehlivan devreye girip, noterdeki şirket devrine ek olarak, yeni bir delil oluşturup, o delili, önceki cüzi bedelli devir işleminin delillerini karartma için kullanıyor..
Noterden 15 milyon TL’ye devredilen şirketin..
Aslında 15 milyon TL’ye değil..
Yaklaşık 100 milyon TL’ye devredildiğinin organizesini yapıyor, Mehmet Pehlivan..
İki villanın değeri, 100 milyon TL’nin de çok çok üstünde olduğu için, yine de villaların bedelinin ödenmeden devredilen, arka planda ise rüşvet olduğu ayan beyan ortada olan bir işlem sözkonusu ama.
Avukatlık yaptığını iddia eden Mehmet Pehlivan, delilleri değiştirtiyor, ek deliller hazırlattırıyor, mevcut delili etkisizleştirmeye çalışarak, yargılamanın adil şekilde yapılmasının önüne geçmeye çalışıyor.
Arabuluculuk müessesesini bile, suç delillerini karartmak için kullanan bir avukattan bahsediyoruz..
Etkin Pişmanlıktan yararlanan Ali Nuhoğlu anlattı, “İki villanın sahibi olan şirketi çok cüzi bir miktar karşılığı devrettiğim basına intikal edince”..
Eeee?
Ne olmuş basına intikal edince..
Mehmet pehlivan’ın organizatörlüğünde, Ekrem İmamoğlu’nun aile şirketi ile, iki villanın sahibi şirketi devreden Ali Nuhoğlu arabuluculuk müracaatında bulunmuşlar..
Aslında aralarında bir ihtilaf var mı?
Ali Nuhoğlu’na göre yok..
Ekrem İmamoğlu’nun aile şirketine göre hiç yok..
Eyüp’teki ihalesiz ihalenin Ali Nuhoğlu’na yüksek fiyatla ve pazarlık usulü verilmesi karşılığında, iki villa, Ekrem İmamoğlu aile şirketine devredilmiş..
Alan almış, satan satmış..
Ama bu ayan beyan rüşvet olarak tanımlanacak bir olay.
1 milyar TL değerli iki villanın sahibi şirket 15 milyon TL’ye nasıl devir edilebilir?
O an, Mehmet Pehlivan devreye giriyor..
“Aslında biz, 15 milyon TL’ye iki villanın sahibi şirketi almadık. Ayrıca Beylikdüzü’nde villanın takası vardı” diyerek, ek bir sözleşme çıkartıyor ortaya.
Bu sözleşme, ilk devir tarihinde var mıydı?
Yoktu.
Mehmet Pehlivan o güne kadar tutuklu olmadığı için, işte bu ek sözleşmeyi icat etti. Sonrasında bir de Arabuluculuk müracaatı yaptı..
Yeni delillerle, eski gerçek olayın delillerinin üstünü örtmeye çalıştı..
Bunun için de, Mehmet Pehlivan tutuklandı..
Şimdi aptala yatıp, “Ben nasıl delil karartabilirim ki?” diyor..
1 milyar TL’lik noterdeki şirket devrini, sonradan yapıldığı çok açık ortada olan özel sözleşme ile bambaşka bir görüntüye evirmeye çalışan sen değil misin, Pehlivan.. Niye aptala yatıyorsun ki?
Mahkeme heyetine sormaya devam ediyor Pehlivan:
“Karartacağım deliller varsa bunları niye toplamıyorsunuz Sayın Başkan?”
Toplanıyor işte..
Sanıklar dinleniyor.
Etkin pişmanlıktan yararlanan sanıklar mahkeme heyeti önünde ifadelerini veriyorlar.
Böylece deliller toplanıyor..
Ama henüz bu ifadeler heyet önünde verilmeden tahliyeler yapılırsa.
O etkin pişmanlıktan yararlananlara gidilecek, tehditler edilecek ve gerçekleri söylemeleri önlenecek..
Bilmem, anlatabildim mi, Mehmet Pehlivan...
Gerçi siz, bu işleri çok iyi bilirsiniz ama..
Bilmeyenler için, sizi muhatap alıyormuşum gibi anlatmak istedim..
Şu an dahi Ali Nuhoğlu, savcılığı da aldatma girişimine imza atarak, Eyüp’teki ihale için değil, yıllar öncesindeki İSKİ’den alacağını tahsil için iki villayı bedavaya bir fiyata Ekrem’in aile şirketine devrettiğini açıkladı ama..
Burdaki tuzak şu: İSKİ’deki alacağın tahsili için iki villa verildi ise, bu irtikap olur ve Ali Nuhoğlu’nun eylemi suç olarak tanımlanamaz..
Etkin pişmanlık ifadesine bile gerek yok, bu eylem cezasız kalır..
Çünkü irtikap halinde, zorda kaldığı için kamu görevlisine menfaat sağlayanın eylemi, suç değildir..
O, hakkını almak için kamu görevlisine menfaat temin etmekte, ama kendisi bir haksız menfaat elde etmemektedir.
İrtikap’ın en önemli özelliği işte budur.
Ama rüşvet öyle mi?
Rüşvet de, kamu görevlisi haksız kazanç sağladığı gibi..
Rüşveti veren de, hakkı olmayan bir işlemi, kamu görevlisine yaptırmaktadır..
Dolayısı ile, rüşveti veren de, alan da suç işlemiş sayılmaktadır..
Ali Nuhoğlu, kendisini rüşvet sanığı yaptırmamak için, haksız kazanç sağladığı kamu görevlisinden bir menfaat temin etmediğini, zaten alacağı olan parayı almak için o iki villayı verdiğini etkin pişmanlık dilekçesinde belirtmektedir.
İşte bu nokta, tahliyeler sonrasında, hepten kördüğüm haline gelecektir.
Onun için.
Mehmet Pehlivan’lar, hikaye anlatma yerine, olaylarla ilgili savunmalarını yapıp, bir an önce tüm sanıkların ifadelerinin tamamlanmasını sağlamalıdırlar..
Ki, tahliye olması gerekenler için de, o karar alınabilsin..
Yoksa..
Zeus’tan başlayıp, Antik Yunan’dan çıkarsanız.
Kızınızdan başlayıp, köydeki eşeğinizden çıkarsanız. Bu yargılama bitmez..
Sonra da “uzun yargılama”dan en çok kendiniz şikayetçi olursunuz..
Yeni Akit
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol