Milli gelir ve ihracat 7’ye katlanmış, solcular ne der bu işe?

  • GİRİŞ06.06.2026 10:09
  • GÜNCELLEME06.06.2026 10:09

Dün, İstanbul Finans Merkezi’nde idik.

İçinde katılım bankacılığı da bulunduran Ziraat Bankası’nın mekanında, Ticaret Bakanlığı’nın katkılarıyla Akit Medya Grubu’nun “Ticarette Milli Vizyon Zirvesi” düzenlendi.

Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye’nin son 23 yıllık ekonomik yolculuğunu anlattı. Özellikle mal ve hizmet ihracatında 2002’ye göre bugünkü konumumuzu rakamlarla aktardı..

“Yandık, bittik, mahvolduk. Batıyoruz. Fabrikalar kapanıyor, şirketler şu noktada” şeklindeki tüm algı operasyonlarını, Türkiye’nin ulaştığı milli gelir rakamları ile tekzip etti.. 

Türkiye’nin milli geliri, 2002’de ne idi, 2025 yılında ne oldu?

Yok öyle, İsmail Arı gazeteciliği.

Yok öyle İsmail Saymaz hokkabazlığı..

Yok öyle Murat Ağırel’in hep kendine yontma operasyonu eşliğinde rakamlara takla attırmak..

Enflasyon olan bir ülkede, TL değerleri ile milli gelirdeki artışı vermeyeceğiz..

Onların çok sevdikleri dolar bazında vereceğiz..

Ömer Bolat’ın, dün Akit Medya’nın organize ettiği “Ticarette Milli Vizyon Zirvesi”nde yaptığı konuşmadan aktarıyorum: 

“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 yıllık başkanlığı ve liderliği altındaki bütün kadrolarımız, hükümetlerimiz 23 yılda Türkiye ekonomisini dolar bazında 6 kattan fazla büyütüp 1 trilyon 630 milyar dolara yükseltme başarısını gösterdi.”

Rakamlara itiraz eden var mı?

“Dolar bazında değil, ne bileyim euro bazında hesap yapmamız gerekir..” diyeniniz var mı?

Veya, “Tüm dünyada bu hesaplamalar, altına bağlı olarak yapılır, siz niye dolar bazında yaptığınız” itirazında bulunanınız var mı?

Yok.

Olmamalı..

Çünkü ekonominin rakamları okuma kuralına uygun, genel kabul gören rakamlarla 2002 ve 2025 kıyaslaması yapılıyor..

Tek söyleyecekleri şu olabilir:

2002’de Türkiye’nin nüfusu 65 milyon idi. Şimdi 85 milyon..

Bu itiraza, şu cevabı verebiliriz ama, yine de vermeyelim..

“Siz değil misiniz, ülke nüfusu çoğalmamalı. Çoğaldıkça, aynı pastayı daha fazla insana bölüştüreceğiz. Var olan nüfusumuzu daha müreffeh yaşatmak için, nüfus artışını durdurmamız gerekir.”

Evet, iş dünyasının Koç’ları bunun kampanyalarını yapıyorlardı..

Büyük holding patronları, CHP’li siyasetçiler, kemalist bürokratlar, hep bu söylemle karşımıza çıkıyorlardı..

“Aynı olan pastayı, daha fazla nüfusa bölüştürürsek, refahın azalması kaçınılmaz” diyorlardı..

Pasta aynı mı imiş?

Yoksa 6 kat artırılmayı mı bekliyormuş?

Nüfusumuz % 30 civarında arttığı için, milli gelirin de bu oranda artırılması, eski yönetimlerin başarısına eşdeğer bir ivmeyi gösterecekti..

Kemalist zorbaların tüm karalamalarına rağmen, sol siyasetçilerin tüm sahtekarca anlatımlarına rağmen, Türkiye nüfusu 2002’den bu yana % 30 artarken, onların söylemi ile milli gelir yine de aynı kalması gerekir iken..

Dolayısı ile pasta aynı olması gerekir iken..

Hatta..

Nüfus oranında milli gelir artışı yaşanması gerekir iken..

% 30 artışları geçin..

İki misline çıkışları geçin..

6 kat artış yaşanmış..

Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’tan aktarımla, tam rakamı da verelim, matematikçilerine hesaplattırsınlar, “Milli gelirimiz 238 milyar dolardan 1 trilyon 639 milyar dolara yükseldi.”

Fazlası var, eksiği yok..

“7 kat artmış” desek, hani yalan olmaz..

7 katına az kalmış..

Milli gelir 7 kata yakın artmış..

Yani bir kişiye, bir aileye, bir şirkete benzetsek..

2002 yılında 100 bin birim kazanan kişi.. Aile.. Ya da şirket.. Ya da devlet.

Artık 2025 yılında 700 bin birim kazanmaya yaklaşmış..

Ama bakıyorsunuz soldan çarklı gazetelere.. Bakıyorsunuz muhafazakar geçinen, CHP vagonu siyasetçilere, gazetecilere..

“İflasın eşiğindeyiz” diyorlar..

Gelirimiz 100 bin iken mi iflasın eşiğinde oluruz, yoksa 700 bin olunca mı?

Bu nasıl bir mantıksızlık.. Bu nasıl bir çarpıtma..

Milli gelirimiz artmıştır..

Ama bu dışarıya yansımıyordur.

Kendi içimizde, kapalı devre büyümüşüzdür..

Bu da önemlidir ama, dışarıya da yansımıyorsa, orada da bir sorun var, demektir.

Peki, böyle bir sorun endişesi duymamızı gerektirecek şekilde, kapalı bir ekonomi ile mi büyümüşüz?

Hayır..

Şimdi Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’ın ağzından, ihracat rakamlarını da verelim:

“36 milyar dolar ihracatı 273,5 milyar dolara getirdik.”

Dikkat buyrun..

O hokkabazların yaptığı gibi, enflasyonun olduğu ülke para birimi ile vermiyoruz rakamı..

Dolar bazında veriyoruz..

Dolar bazında, bu sefer yedi katı da aşan artış sağlanmış..

Nasıl olabiliyor bu?

Türkiye AK Parti iktidarında bırakın onların iddia ettiği gibi geri gitmeyi.. 

Yerinde sayıyor olsaydı bile..

Nüfus artışı oranında bir ihracatı yükseltmesi, yeterli olacak iken..

Nüfus artışının çok üstünde, 7 kat ihracat artışı sağlanmış..

2002 yılında kişi başına 540 dolarlık bir ihracat yapıyormuşuz..

Bugün ise kişi başına 3,175 dolarlık ihracat yapıyoruz.. 

Şunu da hatırlatalım.

Dünyada diğer ülkeler, milli gelirlerini 10-20 kat artırmışlardır. İhracatlarını 15-20 kat artırmışlardır. Biz sadece 7 kat artırabilmiş oluruz. Bu da bir sıkıntı demektir..

Ama bakın ABD’ye.. 2002 ihracatı 693 milyar $. 

2025’te 2.178 trilyon $. 

3,1 katına çıkmış

Bakın Almanya’ya. 2002’de 616 milyar $ olan ihracatları, 2025’te 1.765 trilyon $ olmuş..

2,8 katına çıkmış. 

Bu rakamlar, sabahtan akşama kadar AK Parti’ye saldıran marksistler için, solcular için, ateistler için bir şey ifade ediyor mu?

Yoksa, onlar “Zaten biz gerçekleri biliyoruz. Bizim görevimiz algı üretmek. Bu ülkenin gelişmesinden, kalkınmasından en çok yararlanan biziz. Havalimanlarını, otoyolları, köprüleri, diğer imkanları en çok kullananlar bizleriz. Ama amaç, dindar siyasetçileri işbaşından götürmek” mi diyorlar.

Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat