“Yazıcıoğlu’nun size yaptığı din kardeşliğinin aynısını sizden bekliyorum”

  • GİRİŞ19.07.2026 08:52
  • GÜNCELLEME19.07.2026 08:52

Kimseyi suçlama niyetinde değilim. Hele hele, 28 Şubat darbe sürecine karşı çıkmış, hiçbir menfaati olmadığı halde, Erbakan hocanın başbakanlığı’na karşılıksız olarak destek vermiş Muhsin Yazıcıoğlu’nun hatırasına, ve onun ailesinden veya sevdiklerinden hiç kimseye saygısızlık etmek istemem.

O Muhsin Yazıcıoğlu ki, “namlusunu halka doğrultan tanka selam durmam” diyerek, 28 Şubat darbecilerinin hepsine rest çekmişti.

Erbakan hocanın, yıllar sonra bile, nezaketen de olsa, darbecilere reva görmediği net eleştirileri, hem de o sürecin en sıcak günlerinde yapan bir Muhsin Başkan’a, ve onun sevdiği insanlara, asla saygısızlık etmek istemem.

O Muhsin Yazıcıoğlu ki, 28 Şubat 1997 günkü Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Erbakan Hoca’ya imam hatiplerin orta kısımlarını kapattırma, Kur’an kurslarını kapattırma dayatmasında bulunulduğunda..

Erbakan hocanın, “bunu daha sonra imzalayalım” diyerek, darbeci askerlerin dayatmasını gevşetmeye çalıştığı konjonktürde.


Demokrat diye bize tanıtılan Bülent Ecevit. Darbeci generallerin her dediğine eyvallah etmediği iddia edilen Mesut Yılmaz. Hatta, ne yazıktır ki, milliyetçi çizginin o tarihteki lideri Alparslan Türkeş. Ve sosyal demokrat geçinen Deniz Baykal.

Erbakan hocanın, MGK kararlarını anlatıp, hükumete askeri vesayete karşı destek vermelerini istediğinde, “Bu, sizin kendi sorununuz” diyerek darbeci generallere karşı Erbakan Hoca’ya destek vermeyen bu parti başkanlarının aksine..

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, Milli Güvenlik Kurulu’ndaki darbeci generallerin dayatmasına karşı, Erbakan Hoca’ya koşulsuz destek vermiş ve sekiz milletvekili ile karşılıksız olarak hükümetin arkasında olduğunu ilan etmişti.

Erbakan hoca, darbeci generallerinin baskısıyla istifa ettirildikten sonra, oradan buradan toplanan on milletvekili ile kurulmuş olan Hüsamettin Cindoruk başkanlığındaki DTP, yeni kurulan hükumette sekiz bakanlık birden almıştı.

 


On milletvekiliniz var. Sekiz bakanlık alıyorsunuz.

Ama rahmetli Muhsin Başkan, sekiz milletvekili olduğu halde, Erbakan Hoca’dan tek bir bakanlık istememiş, ve tek bakanı olmadığı halde o hükumete karşılıksız destek vermişti.

Siyaseti; partisi için veya kendi çıkarları için değil, millet için yaptığını ispat etmişti.

Bu sebeple tekraren belirteyim ki, bu seviyede dürüst bir politika yürüten Muhsin başkanın ailesinden veya sevenlerinden hiç kimseye küçücük bir saygısızlık yapmak istemem.

 


Bugün yazacaklarımı, okurlarımın bu bakış açımı gözden çıkarmadan okumalarını rica ediyorum.

Tarihe not düşmek için.. Bazı olayları değerlendirirken, hızlı hareket etmemek için.. Cinayetleri işleyen katillerin, bizleri yanlış faillere götürmek için delil bile üretebileceklerini hatırlatmak için.

Yeni nesillere de, bu yaşanılanlardan bir ders çıkarmaları için.

Muhsin başkanın kaza süsü verilen helikopterinin düşmesi sonrasında, kamu oyununda konuşulan iddiaları hatırlayalım.

17-25 Aralık emniyet-yargı darbesinden sonra, FETÖ’nün televizyon kanallarında yapılan algı operasyonlarını hatırlayalım..

Rahmetli Muhsin başkanın eşini bile, Samanyolu habere çıkartıp, helikopterin düşmesinin arkasında siyasi iktidar varmış gibi konuşmalar yaptırıldığını hatırlayalım..

İçim ne kadar acımıştı.

Yapılan haksızlığa ne kadar üzülmüştüm.

O günkü TSK’nın yapısı, o günkü yargının durumu, Muhsin başkanın katillerinin ortaya çıkarılmasına izin vermiyordu.

CIA’nin kucağındaki FETÖ örgütü, cinayeti kendileri işlediği halde, mağdurun ailesine, suni failler icat ettirebiliyor ve devirmek istediği siyasi iktidara, şehit ettiği başkanın ailesinden yardım alarak operasyon düzenleyebiliyordu.

Şimdi bugüne gelelim.

Muhsin Başkan’ın helikopterinin düşürülmesi ile ilgili dosyada hafta içi yapılan gözaltılar, önceki gün 19 tutuklama ile sonuçlandı.

İçlerinde kimler kimler var.

 

Muhsin başkanın helikopterinin düştüğü gün, yakın çevrede uçuş yapan savaş uçağının pilotu var.

Pilotun adı Ali Armağan. Ali Armağan’ın, FETÖ elemanlarından ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde de askeri sahada gözaltına alınan Adil Öksüz ile telefon görüşmeleri var. Ali Armağan’ın eşinin parmak izleri, Adil Öksüz’ün evindeki bir kitabın sayfalarından çıkıyor.

Genelkurmay resmi kayıtlarında, Muhsin başkanın helikopterinin düştüğü gün, yakın alanda uçuş yaptığı belgelenen Ali Armağan, aynı gün aynı saatlerde havada olduğunu kabul ediyor, ama uçuş alanını helikopterin düştüğü alandan birkaç yüz km ötede olduğunu iddia ediyor.

 

FETÖ’cüler hangi suçlarını kabul ettiler ki, bu suçlarını da kabul etsinler.

253 şehidin verildiği 15 Temmuz darbesini inkar edenler. Ona tiyatro diyenler.

Darbe gecesi Akıncı Üssü’ndeki askeri sahada yakalanan Adil Öksüz’ler, Kemal Batmaz’lar, “burada ne işiniz var” sorusuna, “arsa bakmaya gelmiştik” diye aklımızla alay eden cevaplar verdiğini biliyorken.

Ali Armağan’ın, “evet ben F-4 Savaş uçağıyla, Muhsin Yazıcıoğlu’nun bulunduğu helikopterin düşmesi için yakınından defalarca geçtim. Amacımız kaza süsü vererek, kendisini öldürmekti” diyeceğini hiç kimse tabii ki beklemiyor.

 

Her şeyin bir zamanı var.

Her suçun failini ortaya çıkaracağı bir aşama var.

Siyasi iktidarın bu cinayeti o tarihte ortaya çıkarma gücü yok idiyse.

Mağdurların üzerine düşen görev, hakikatin peşinde koşanların üzerine düşen görev.

Asla muhtemel faillerin işine gelecek şekilde, onları daha güçlü kılacak şekilde tavır almaları değil.

Tam aksine, hakikatin ortaya çıkarılmasında kendilerine güvendikleri insanlarla, her daim yol yürümeleridir.

İşte o kapsamda, Muhsin başkanın eşi Gülefer Yazıcıoğlu’nun, Samanyolu haber veya fetocu diğer medya organlarındaki açıklamalarını, şehit başkanın hatırına, buraya alıntılayalım. 

2015 yılındaki bir etkinlikte, Gülefer Yazıcıoğlu’nun yaptığı konuşmadan bazı bölümleri aktarayım:

“Ülkeyi yönetenlere sesleniyorum. ‘Kardeşim’ demekle kardeş olunmuyor. Ben böyle bir kardeşliği asla kabul etmiyorum. Buradan bir an önce, Muhsin Yazıcıoğlu’nun size yaptığı kardeşliğin aynısını sizden bekliyorum. Muhsin Yazıcıoğlu’nun size nasıl din kardeşliği yaptığını, benden çok daha iyi biliyorsunuz. Çünkü bunu siz anlatıyorsunuz. Muhsin Yazıcıoğlu’nun size yaptığı kardeşliğin aynısını, ben sizden bekliyorum.” 

 

Bugüne gelelim.

“Çok uzun sürdü” denilebilir.

“17 yıl sürmeli miydi” denilebilir.

Ama Muhsin başkanın, Erbakan hocaya yaptığı kardeşliğin, Tayyip Erdoğan’a yaptığı kardeşliğin aynısının kendisine yapılacağından hiç şüphe etmememiz gerekirdi.

17 yıl da geçse.

O cinayeti işleyenlerin yakasına yapışılacağından hiç tereddüt edilmemeliydi.

 

Hele hele, cinayeti tam da işleyen FETÖ’cülerin medya organlarına çıkıp, “siyasi iktidar, cinayetin üzerini örttükçe örttü” hiç denilmemeliydi.

“Her şerde bir hayır vardır” inancındayız.

Muhsin başkanın katillerinin bulunamamasının faturasını, tam da cinayeti işleyen FETÖ’nün medya organlarında, siyasi iktidara çıkarma yanlışının da, yeni nesiller için bir ibretlik ders olmasını umut ediyorum.

Yeni Akit

Yorumlar5

  • Orhan 3 saat önce Şikayet Et
    Aynen anlattığın gibi. İyiki varsın
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Mustafa 9 saat önce Şikayet Et
    diline , eline sağlık duygularımızı dile getirdiniz. Rabbim güç kuvvet, sağlık versin.
    Cevapla Toplam 8 beğeni
  • Doğruya doğru 10 saat önce Şikayet Et
    Şu Hadisi Şerif hep yanlış söyleniyor " Sizin hayır bildiğiniz şer olabilir, şer bildiğiniz hayır olabilir "
    Cevapla Toplam 6 beğeni
  • FETÖ 10 saat önce Şikayet Et
    Eşref bitlisi, adnan kahveci, susurluk, çatlının ölümü, mumcu, recep yazıcıoğlu, olaylarını fetönğn yapması yüksek ihtimal
    Cevapla Toplam 7 beğeni
  • İsmet 10 saat önce Şikayet Et
    Tebrikler
    Cevapla Toplam 7 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat